Etiket arşivi: Risale-i Nur

YARATILIŞ GAYESİ

nasasc4 YARATILIŞ GAYESİ

İnsanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi, Hâlık-ı Kâinatı (kâinatın yaratıcısını) tanımak ve ona îmân edip, ibâdet etmektir.

Ve insanın vazîfe-i fıtratı (yaratılış vazîfesi) ve farîza-i zimmeti (boynunun borcu), ma’rifetullâh ve îmân-ı billahtır (Allah’ı tanımak ve îmân etmektir) ve iz an (iyice anlamak) ve yakîn (şübhesiz bilmek) ile vücûdunu ve vahdetini (varlığını ve binliğini) tasdik etmektir.

Evet, fıtraten (yaradılışça) daimî bir hayaf ve ebedî yaşamak isteyen ve hadsiz emelleri ve nihayetsiz elemleri bulunan’ bîçâre insana, elbette o hayat-ı ebedryenin üssü’l-esâsı (en temel esası) ve anahtarı olan îmân-ı billah ve ma’rifetullâh ve vesîlelerinden başka olan şeyler ve kemâlâtlar. o insana nisbeten aşağıdır Belki, çoğunun kıymetleri yoktur.

Şuâ’lar

Arama terimleri:

  • bedizzaman said nursi
  • -Bediüzzaman Said Nursi yazıları
  • bediüzzaman said nursi hem madem
  • bediüzzaman said nursi özlü sözleri

Madem Dünya Fânîdir!

97849686oe9 Madem Dünya Fânîdir!

Dünya madem fânîdir! Hem madem ömür kısadır! Hem madem gâyet lüzûmlu vazîfeler çoktur! Hem madem hayat-ı ebediye burada kazanılacaktır!

Hem madem dünya sâhipsiz değil! Hem madem şu misâfirhâne-i dünyanın gayet hakim ve kerim bir müdebbiri (idârecisi) var! Hem madem ne iyilik ne fenâlık, cezâsız (karşılıksız) kalmayacaktır!

Hem madem (Allah, kimseyi gücünün yetmeyeceği birşeyle mükellef tutmaz) âyeti sırrınca teklîf-i mâlâyutak (gücün yetmediği teklîf) yoktur!

Hem madem zararsız yol zaralı yola müreccahtır (tercîh edilir)! Hem madem dünyevî dostlar ve rütbeler kabir kapısına kadardır!

Elbette en bâhtiyar odur ki; dünya için âhiretini unutmasın. Âhiretini dünyaya fedâ etmesin. Hayat-ı ebediyesini, hayat-ı dünyeviye için bozmasın. Malâya’ni (faydasız) şeylerle ömürnü telef etmesin.

Kendini misâfir telakkî edip (kabul edip) misâfirhâne sâhibinin emirlerine göre hareket etsin. Selâmetle kabir kapsını açsın, saadet-i ebediyeye (cennet’e) girsin!

Mektûbât

Arama terimleri:

  • hem madem dünya fanidir
  • dünya madem fanidir
  • hem madem
  • hem madem dünya fanidir hangi risalede geçiyor

Risale-i Nur Külliyatı

Kitaplari indirmek Için Kitaplarin Altindaki resimlere Tiklayiniz.

ASA-YI MUSA

Kur’ânî bir bakis açisi ile etrafimizdaki varliklari inceleyen bir eser.Ayrica ibâdet, gençlik,ölümden sonra dirilis ve âhiret inanci ile dünyadaki mutluluk arasindaki iliskiler de ele aliniyor.

asayimusa Risale i Nur Külliyatı

EMIRDAG LAHIKASI

Nur Müellifinin Emirdag’da ikameti esnasinda Isparta, Kastamonu, Istanbul, Ankara ve üniversite talebeleri ile Anadolu’da Nurlarin nesre basladigi yerlerdeki talebelerine hizmetle ve onlarin suallerine cevaben yazdigi mektuplari

emirdaglahikasi Risale i Nur Külliyatı

ISÂRÂTÜ’L-I’CÂZ

Birinci Dünya Savasi sirasinda cephede yazilan olaganüstü bir eser. Çagimiz insaninin ihtiyaci olan Kur’ân’in yep yeni yorumlari, ince mânâlari, ilimlerin kesfiyle anlasilan gerçekler.

isaratulicaz Risale i Nur Külliyatı

LEM’ALAR

Gençlere, ögrencilere, hasta ve yaslilara, ilim adamlarina, hanimlara, daha dogru bir deyisle hepimize gerekli olan hayat ve imân prensipleri. Peygamberimizin (a.s.m.); bizzat yasayarak gösterdigi saadet yolu.

lemalar Risale i Nur Külliyatı

Mesnevî-i Nûriye

Risale-i Nur Külliyatinin bir çekirdegi. Insana Rabbini tanitan yollar, nefisle mücadelesinde takip edecegi esaslar, iman hakikatlerinin açiklamalari…

mesneviinuriye Risale i Nur Külliyatı

SIKKE-I TASDIK-I GAYBI

Kur’ân-i Kerim’in 33 âyetinin, Hazret-i Ali’nin (r.a.); ve Abdülkadir Geylânî’nin Risale-i Nur’a gaybî isaretlerinin izahi

sikkeitasdikigaybi Risale i Nur Külliyatı

SUÂLAR

Kâinattan Yaraticiyi soran bir seyyahin gözlemleri. Akli ve duygulari dengeleyerek yönlendiren prensipler. Hayatimiza yön verecek esaslar. Çagdas bir Islâm klâsigi.

sualar Risale i Nur Külliyatı

BARLA LAHIKASI

Risale-i Nur’un Barla’da nesre basladigi dönemde ilk talebelerinin samimî hissiyat, kalbî ve ruhî istifadelerini dile getirdikleri mektuplar ve Hz. Üstadin bunlara verdigi cevaplari içine alan bir eser.

barlalahikasi Risale i Nur Külliyatı

KASTAMONU LAHIKASI

Nur Müellifinin, Kastamonu’da talebeleri ile Nurun inkisafi, mahiyeti, kiymeti, deruhte ettigi iman hizmeti, talebelerin hizmet tarzlari ve din düsmanlari ile mücadele sekillerini konu edinen karsilikli mektuplari.

kastamonulahikasi Risale i Nur Külliyatı

MEKTÛBÂT

Tek Allah’a inanç (Tevhid);, Peygamber (a.s.m.); mûcizeleri, Islâmda reform, milliyetçilik, oruç gibi konularda zihinleri kurcalayan suallere verilen cevaplar.

mektubat Risale i Nur Külliyatı

MUHAKEMAT

Her cümlesi bir kaide derinligini tasiyan eser. Zordur, çetindir, fakat düsünmekten ve zorluklari akil yoluyla çözmekten hoslananlar için bulunmaz bir kaynak. Mantikli ve saglam düsüncenin; dogru konusup, dogru yazmanin ölçüleri

muhakemat Risale i Nur Külliyatı

SÖZLER

Allah, kâinat ve insan münasebetlerinin, çagimiz anlayisina hitap eden bir uslûpla ve Kur’ân’in dürbünüyle anlatilmasi.

sozler Risale i Nur Külliyatı

TARIHÇE-I HAYAT

Dahilde ve hariçte fevkalâde inkisaf ve hizmete medar olan Risale-i Nur müellifinin yazi, mektup ve müdafâlarindan derlenmis ve bizzat kendisi tarafindan tashih edilmis çok kiymetli ve önemli bir eser.

tarihceihayat Risale i Nur Külliyatı

Risale-i Nur Külliyati Toplu Halde (11 Kitap); Risale-i Nur Külliyati Küçük Risaleler(10 Kitap);

risale Risale i Nur Külliyatı risale Risale i Nur Külliyatı

Bediüzzaman Kimdir?

hammadun bediuzzaman Bediüzzaman Kimdir?

Said Nursi yakin geçmisimizde yetismis en büyük Islam alimlerinden ve fikir adamlarindandir. 1873′te Bitlis’in Hizan ilçesine bagli Nurs köyünde dünyaya gelmis, 1960′da Sanliurfa’da Hakkin rahmetine kavusmustur. Genç yasta edindigi dini ve pozitif bilimlerdeki derin bilgisi, devrin ilim çevreleri tarafindan kabul görmüs, küçük yastan itibaren dikkati çeken keskin zekasi, kuvvetli hafizasi ve üstün kabiliyetleri dolayisiyla “Çaginin essiz güzelligi” anlamina gelen “Bediüzzaman” sifatiyla anilmaya baslanmistir.

Bediüzzaman Said Nursi, Dogu’nun en acil ihtiyaci olarak gördügü egitim problemini çözmek için din ve egitim bilimlerinin birlikte okutulabilecegi ve Medreset-üz Zehra ismini verdigi bir üniversite kurulmasini saglamak için 1907′de Istanbul’a gelmistir. Derin bilgisiyle buradaki ilim çevresine de kendini çok kisa süre içinde kabul ettirmis, çesitli gazete ve dergilerde makaleler yayinlatmis, hürriyet ve mesrutiyet tartismalarina katilarak hükümete destek vermistir.

Dönemin hükümeti, Said Nursi’nin üniversite ile ilgili dilekçesine ilgi göstermemistir. Hatta Istanbul’daki ilim adamlarinin, talebelerin, medrese hocalarinin ve siyasetçilerin ona olan ilgisinden rahatsiz olmus, Bediüzzaman’in önce akil hastanesine daha sonra da hapishaneye gönderilmesini saglamistir.

Said Nursi’nin serbest birakilmasindan kisa süre sonra 23 Temmuz 1908′de II. Mesrutiyet ilan edilmis. Bu dönemde Bediüzzaman mesrutiyet ve hürriyet kavramlarinin Islamiyet’e aykiri olmadigini anlatmak için Istanbul’da çesitli yerlerde konusmalar yapmis, Dogu’daki asiret reislerine Bediüzzaman imzasiyla telgraflar çekmistir. Yayinladigi bu makaleler ve yaptigi konusmalarda yatistirici bir rol oynamasina ragmen, 1909′da 31 Mart olayina karistigi iddia edilerek haksiz ithamlarla tutuklanip, idam talebiyle yargilanmis, ancak beraat etmistir.

Bediüzzaman bu olaydan sonra tekrar Dogu’ya dönmüs, I. Dünya Savasinda talebeleriyle milis kuvvet olusturarak savasa katilmistir. Gönüllü alay komutani olarak büyük yararliliklar gösterdigi I. Dünya Savasinda Rusya’da esir düsmüs, üç yil süren esaret hayatinin sonunda Sibirya’daki esir kampindan kaçarak Istanbul’a gelmistir.

Istanbul’da devlet büyükleri ve ilim çevreleri tarafindan büyük bir ilgiyle karsilanan Bediüzzaman, Dar-ül Hikmet-i Islamiye (Islam Akademisi); azaligina tayin edilmistir. Buradan aldigi maasla kendi kitaplarini bastirarak parasiz olarak dagitmaya baslamistir. Said Nursi daha sonra Istanbul’un isgali sirasinda isgalcilerin gerçek niyetlerini ortaya koyan Hutuvat-i Sitte (Seytanin Alti Desisesi); isminde uyarici bir brosür hazirlamis, bu hareketi, Ingiliz isgal kuvvetleri komutaninin emriyle ölü veya diri ele geçirilmek üzere aranmasina sebep olmustur. Milli mücadeleyi savunmus ve destek olmustur. Bu hareketleri Anadolu’da kurulan Millet Meclisi’nin begenisini kazanmis ve Ankara’ya davet edilmistir. 1922′de Ankara’ya geldiginde devlet merasimiyle karsilanan Bediüzzaman, kendisine yapilan Sark Umumi Vaizligi, milletvekilligi ve Diyanet Isleri Baskanligi tekliflerini reddetmistir.

Said Nursi 1925 yilinda Seyh Said isyani çiktiginda, olayla hiçbir ilgisi olmadigi halde, Van’da inzivaya çekilmis oldugu yerden alinarak Burdur’a, oradan da Isparta’nin Barla ilçesine sürgüne götürülmüstür. Bediüzzaman Risale-i Nur Külliyati’nin büyük bir kismini burada yazmistir.

Nur Risalelerini önlerindeki en büyük engel olarak gören çevreler, 1934 yilinda daha yakindan kontrol edebilmek amaciyla Said Nursi’nin Isparta’nin merkezine getirilmesini istemistir. 1935 yilinda ise polisler burada da çalismalarina devam eden Said Nursi’nin oturdugu evde arama yapmis ve bütün kitaplarina el koymustur. Bediüzzaman emniyete götürülerek sorgulanmis, ancak suç unsuru bir seye rastlanmayinca serbest birakilmistir. Ancak birkaç gün sonra, yeni tutuklamalarla birlikte Said Nursi ve Risale-i Nurlar hakkinda sorusturma baslatilmis, Bediüzzaman ve 120 Nur talebesi askeri araçlarla Eskisehir Hapishanesine gönderilmistir.

Bediüzzaman, vatana ihanet iddiasiyla yargilandigi dava süresince tutuklu kalmistir. Daha sonra ise Eskisehir Agir Ceza Mahkemesi’nin verdigi kararla, Said Nursi’ye 11 ay hapisle birlikte Kastamonu’da mecburi ikamet; on bes talebesine de altisar ay hapis cezasi verilmistir.

Polis gözetimi altinda mecburi ikamet için Kastamonu’ya getirilen Said Nursi, 1943′te Isparta savcisindan gelen talimat üzerine yeniden tutuklanmistir. Agir hasta olmasina ragmen Ankara’ya oradan da trenle Isparta’ya getirilmistir. Risale-i Nur ile ilgili davalarin Denizli’deki davayla birlestirilmesi üzerine ise Denizli’ye sevk edilmistir. Denizli hapsi yine tecrit altinda baslamis, çok zor sartlar altinda geçen yeni hapishane dönemi ve yargilama safhalarinda da Bediüzzaman, Risale-i Nur’un yazimina devam etmistir. Sonrasinda ise 1944′te verilen beraat ve tahliye kararina ragmen, dönemin hükümeti Said Nursi’nin Afyon’un Emirdag ilçesinde zorunlu iskana tabi tutulmasini emretmistir.

Bediüzzaman burada hükümet binasinin karsisinda bir odaya yerlestirilerek gözetim altina alinmistir. Camiye gitmesine bile müsaade edilmedigi, devamli takip ve gözleme tabi tutuldugu Emirdag sürgünü, Denizli hapishanesindekinden bile çok daha agir ve zor sartlar altinda geçmistir. Bu dönemde, hukuki yollarla Bediüzzaman’i etkisiz hale getiremeyen muhalifleri onu zehirleyerek öldürme yoluna gitmislerdir. Hayati boyunca yirmi üç defa denenecek bu tesebbüslerin üçü Emirdag sürgününde gerçeklesmistir.

Bu zulümler yasanirken Bediüzzaman’in talebeleri tarafindan Risale-i Nurlar çogaltilmis ve böylece Kuran tebliginin genis kitlelere yayilmasi saglanmistir. Özellikle de teksir makinelerinin kullanimiyla birlikte bu çalismalar daha da hizlanmistir.

1944′te Denizli Agir Ceza Mahkemesinin beraat kararinin Yargitay tarafindan onaylanmasiyla birlikte Bediüzzaman serbest birakilmistir. Ancak Risale-i Nurlar’in her geçen gün yayginlasarak insanlara ulasmasi dönemin hükümetini rahatsiz etmeye baslamistir. Ocak 1948′de Said Nursi ve on bes talebesi evlerinden ve isyerlerinden alinarak Afyon hapishanesine gönderilmistir. Ancak tüm bu agir ve zor sartlara ragmen Bediüzzaman eserlerini yazmaya devam etmistir.

Aralik 1948′de Said Nursi hakkinda 20 ay agir hapis cezasi karari verilmis, ancak karar temyiz edilmis ve Bediüzzaman lehine bozulmustur. Ancak Yargitay’in bu kararina ragmen Afyon Agir Ceza Mahkemesi yargilamayi uzatarak 20 aylik sürenin cezaevinde geçmesini saglamistir. Hak etmedigi cezanin süresini tutukluluk haliyle dolduran Said Nursi, Eylül 1949′da serbest birakilmistir. Fakat Ankara’dan gelen bir emirle bu sefer de Afyon’da mecburi iskana tabi tutulmus ve Emirdag’a ancak Aralik ayinda dönebilmistir.

Bediüzzaman’a 1951′de Emirdag’da, bundan hemen bir yil sonra da Istanbul’da, Gençlik Rehberi adli kitabi nedeniyle birer dava daha açilmistir. Istanbul’da yapilan durusmada mahkeme lehte karar vererek davayi sonuca baglamistir.

Ocak 1960′ta Ankara’ya girmesi polis tarafindan engellenen Bediüzzaman buradan Isparta’ya gitmistir. Bu dönemde agir hasta olan 83 yasindaki Said Nursi, daha sonra talebeleriyle birlikte Urfa’ya gitmistir. Burada, yürüyemeyecek kadar rahatsiz olan Said Nursi’nin yerlestigi otele gelen polisler, Içisleri Bakaninin emriyle Bediüzzaman’i Isparta’ya geri götürmeye çalismislardir. Said Nursi bu baskilar sürerken Hakkin rahmetine kavusmustur.