‘Hadis’ Etiket Ar?ivi

Güzel bir ilahi

18 Kasım 2007, Pazar

Peygamber efendimizin hadisleri ile çok güzel görüntüler eşliğindeki bu ilahi dinlerken sizleride dinlendirecektir.

[youtube:http://www.youtube.com/watch?v=NAdYZzWzrZg 381 319]

Hz. Osman (r.a.)

16 Kasım 2007, Cuma

Hz. Ömer ‘den sonra insanların en üstünü Hz. Osman ‘dır. Hz. Ömer ‘den sonra halife olmuştur. Hz. Ömer (ra) Ebû Lülü adında mecusi köle tarafından yaralandığı zaman halifeliği 6 sahabenin tercihine bıraktı. Bunlar Osman, Ali, Zübeyir, Talha, Abdülrahman Bin Avf ve Sad bin Ebi Vakkas ‘tır. (r. anhüm) Onlarda Abdülrahman Bin Avf ‘ın reine bırakıp oda Hz. Osman ‘ı seçip biat edince hepsi razı olarak biat ettiler. Onu halife ettiler. Asab-ı Kiram ‘da biat ettiler.

Hz. Osman adelet ve doğruluk üzeri oldu. 12 yıl kadar halifelik yaptı. İslam askerini teçhis edip çok memleketler feth etti. Mushaf-ı şerifi yedi nüsha yazdırıp etrafa yaydı.

Resullullah Hz. Osman ‘ı 2 kızı ile evlendirmiştir. Önce kızı Rukiye ‘yi evlendirdi. O vefaat edince Ümmü Gülsüm ile evlendirdi. O da vefat edince “Biz kızım daha olsaydı, onuda Osman ‘a verirdim.” buyurdu. Bir peygambere 2 kere damat olmak Hz. Osman ‘dan başka bir kimseye sahip olmamıştır.

Resullulah zamanında ashab-ı kiram ‘da Übeynn bin Kab, Muaz bin Cebel, Zeyd bin Sabit ve Ebüt-derda (r.anhüm) gibi bazı sahabeler Kur’an-ı Kerim ‘i ezberlediler. Lakin Kur’an-ı Kerim ozaman bir mushafta toplanmamış idi. Hz. Ebubekir ‘in (ra) emri ile Zeyd bin Sabit yazılmış sahifelerden alıp ezberleyenlerden dinleyip bir mushaf yazdı.

Hz. Osman halifeliği zamanında Zeyd bin Sabit ‘te Abdullah bin Zübeyr ‘e Seyd bin Asa ve Abdullah bin Haris emretti 7 mushaf yazdılar. Hz. Osman birisini Medine ‘de saklayıp, birini Mekke ‘ye, birini Bahreyn tarafına, birini Şam ‘a, birini Küfe ‘ye, birini Yemen tarafına ve birinide Basra tarafına gönderdi. (Hadis kitaplarındada böyle yazılıdır.)

İsmi azam duası

15 Kasım 2007, Perşembe

İsm-i a’zâm duâsı, kesin belli değildir. Peygamber efendimiz, ism-i a’zâm duâsı hakkında bazı işaretler bildirmiştir.

Hz. Âişe vâlidemiz anlatır: Resûlullah, duânın kabul olmasına sebep olan ism-i a’zâmı bilip bilmediğimi sordu. Bilmediğimi söyleyince, “Yâ Âişe onu öğretmek, onunla dünya için birşey istemek uygun olmaz” buyurdu. Kalkıp abdest aldım ve iki rek’at namaz kılıp, “Allahümme innî ed’ûkellah ve ed’ûkerrahmân ve ed’ûkelberrerrahîm ve ed’ûke biesmaikelhusnâ külleha mâ alimetü minhâ ve mâ lem a’lem entagfirelî ve terhamenî” (67/1) duâsını okudum. Gülümsiyerek “İsm-i a’zâm, okuduğun duânın içindedir” buyurdu.

Peygamber efendimiz, “Allahümme innî es-elüke bienne lekelhamde lâ ilâhe illâ ente yâ hannân, yâ mennân, yâ bedîassemâvâti vel erdı, yâ zel-celâli vel-ikrâm” (67/1) okuyan kişiye buyurdu ki:

“İsm-i a’zâmla dilekte bulundun, bununla duâ edilince, o duâ kabûl olur ve bu duâ ile bir dilekte bulununca, dileği yerine gelir.”

Başka bir zaman da, İsm-i a’zâm, “Ve ilâhüküm ilâhün vahid, lâ ilâhe illâ hüverrahmânürrahîm” âyeti ile “Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm” âyeti içindedir” (67/1) buyurdu.

Hazret-i Ali’nin bildirdiği ism-i a’zam duâsı var. “Bu duâya sımsıkı sarılın. Çünkü o Arş-ı a’zamın hazinelerinden bir hazinedir.” buyurduğu duâ şöyle:

“Allahümme innî es’elüke yâ âlimel hafiyye, ve yâ men-is-semâu bikudretihi mebniyye, ve yâ men-il-erdu biizzetihi mudhıyye, ve yâ men-iş-şemsü vel-kameru binûri celâlihi müşrika ve mudıyye ve yâ mukbilen alâ külli nefsin mü’minetin zekiyye ve yâ müsekkine ra’b-el-hâifîne ve ehl-et-takıyye, yâ men havaicul-halki indehü makdıyye, yâ men necâ Yûsüfe min rıkk-il-ubûdiyye, yâ men leyse lehü bevvâbün yûnâdî velâ sâhibun yağşa ve lâ vezîrun yu’tî ve lâ gayruhu rabbün yud’a ve lâ yezdadu alâ kesretil-havaici illâ keremen ve cûden ve sallallahu alâ Muhammedin ve âlihi ve a’tini süâli inneke alâ külli şey’in kadîr.” (67/1)

Duâya, e’ûzü besmele, Allahü teâlâya hamdü senâ ve Resûlüne salâtü selâm ile başlamalıdır! Peygamber efendimiz, duâya başlarken, “Sübhâne Rabbiyel aliyyil a’lel vehhâb” derdi. Allahü teâlâ, salevât-ı şerîfeyi kabûl eder. Duânın başı ve sonu kabûl olunca ortasının kabûl olmaması düşünülmez.

Peygamber efendimiz, “Allahü teâlâya günah işlemiyen dil ile duâ edin” buyurdu. Böyle bir dilin nasıl bulunacağı suâl edilince, “Birbirinize duâ edin! Çünkü ne sen onun, ne de o senin dilinle günah işlemiştir” buyurdu. Yine buyurdu ki:” Duânın kabûl olması için iki şey lâzımdır. Duâyı ihlâs ile yapmalıdır. Yediği ve giydiği helâldan olmalıdır. “

Mikail

12 Kasım 2007, Pazartesi

Mîkâîl, İslam ve diğer semavi dinlerdeki dört büyük melekten biri. Evrendeki tabii olaylardan, yani tabiat olaylarından görevlidir.

Dört büyük melekten biri. Ucuzluk, pahalılık, kıtlık, bolluk yapmak, ferah ve huzûr getirmek ve her maddeyi hareket ettirmekle görevli melek.

Resûlullah efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem Cebrâil’e; “Ey Cebrâil! Mîkâil’in güldüğünü hiç görmedim, bunun sebebi nedir?” diye sorduğunda, Cebrâil (aleyhisselâm; “Cehennem ateşinin tutuşturulduğu günden bugüne dek Mîkâil gülmemiştir” diye cevap verdi. (Muînüddîn Hirevî)

Allahü teâlâ, Muhammed aleyhisselâma gökte iki ve yerde iki yardımcı yaratmıştır. Bunlar gökte Cebrâil ve Mikâil, yerde hazret-i Ebû Bekr ve hazret-i Ömer’dir. (Nişancızâde) !


Siteyi Takip Et

E-postanızı giriniz:

İslam Mekanı

REKLAM ALANI

AOL'a Ekle Technorati Favorilerine Ekle Google 'a Ekle Google Reader'a Ekle Yahoo 'ya Ekle

Siteye Üye Ol