
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHîM
Her şeyden evvel
Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdediyoruz
Güç ve kuvvet ancak kendisine has olan
Yüce ve büyük Allah’ım!
Mahlûkatın adedince,
Zatının rızası,
Arşının ağırlığı
ve kelimelerinin toplamınca
Efendimiz Hazreti Muhammed
ve O’nun ehli ve ashabı üzerine
salât ü selam la şu mübarek Kadir gecesinde
huzûr-u İlahi’de el açıp yakarıyoruz:
Allah’ım
Hamdini sözümüze sertac ettik
Zikrini kalbimize mi’rac ettik
Kitabını kendimize minhac ettik
Biz yoktuk,sen var ettin
Varlığından haberdar ettin
Aşkınla gönlümüzü bi-karar ettin
İnayetine sığındık kapına geldik
Hidayetine sığındık lutfuna geldik
Kulluk edemedik affına geldik
Şaşırtma bizi doğruyu söylet
Neş’eni duyur, hakikati öğret
Sen duyurmazsan biz duyamayız
Sen söyletmezsen biz söyleyemeyiz
Sen sevdirmezsen biz sevemeyiz
Sevdir bize hep sevdiklerini
Yerdir bize hep yerdiklerini
Sevdin habibini, kainata sevdirdin
Sevdinde risalet kaftanı giydirdin
Makam-ı ibrahim’den Makam-ı Mahmud’a erdirdin
Server-i asfiya kıldın
Hatem-i enbiya kıldın
Muhammed Mustafa kıldın ya Rabbi..
Ey varlığıyla varlığımızı ışıklandıran,
Gözlerimize nurlar serpip,
Bizleri nefsani karanlıklardan kurtaran Rahmet-i Sonsuz
Eğer Senin, kainatları aydınlatan bu ezeli ışığın olmasaydı,
Bizler hiçbir şeyi doğru göremez
Ve hiçbir isabetli hükme varamazdık
Biz hepimiz Senin inayetinle varlığa erdik…
Senin bildirdiklerinle gerçeği öğrendik
Eğer lutfedip de varlığını ruhlarımıza duyurmasaydın,
Nereden seni bilecek,
Nereden itminana erecektik ya Rabbi..
Ey önümüze serdiği muhteşem kitabında,
Eşsiz güzelliğine ait tablolar teşhir edip gönüllerimizi çoşturan…
Ey dilimizin bağını çözerek, kendine ait güzellikleri,
Destanlaştırma payesiyle bizleri şereflendiren…!
Ey varlığının gizli güzelliklerine gönüllerimizi aşina kılan sultan..!
Yerlerden suları fışkırtan SEN
Cömertliğinden çeşmeler akıntan SEN
Güneşe ışıktan kemer bağlayan SEN
Hararetten başına taç koyan SEN
Eşyayı varedip düzene koyan
Ve binbir dille konuşduran SEN
Her varlığı bir dil
Ve bu diller arasında insanı bülbül yapan SEN.
Toprağı rengerenk çiçeklerle süsleyen
Ve zemine binbir formayı birden giydiren yine SEN.
Teksin, eşsizsin, ihtiyaçsızsın ya Rabbi..
Sen, var etmesiydin, hiç bir şey var olamazdı..
Sen düzene koymasaydın hiçbir şey nizam bulamazdı
Bütün varlıklar birliğinden medet umar.
Birliğin çölde kalmışların kevser’i ve cenneti
Bu yerler senin emrinle yerinde durur
Biz hepimiz seninle mutluluğa erdik
Seni tanımakla saadeti tatdık ya Rabbi..
Ey rahmeti sonsuz yüce yaratıcı,
Bizler senin kapının bendeleri
Ve bu uğurda dünya ve ukbadan geçmeye kararlı kullarız
Bu güne kadar kimseye secde edip kul olmadık,
Derdimizi Senden başkasına açmadık.
Açdıksa da bin tevbe diyerek dergahına döndük ya Rabbi..
Ey bizleri varlığa erdiren ve varolmadaki sonsuz zevki
Gönüllerimize duyuran güzeller güzeli..!
Bu koskoca kainatları bir kitab gibi önümüze seren Sen
Onun esrarını vicdanlarımıza duyuran Sen
Vicdanlarımızı lahuti esrarının mevcelenip geldiği iklime bir sahil yapan yine Sensin.
Teksin, eşsizsin, ihtiyaçsızsın ya Rabbi..
Allah’ım!
Yıllar var, hep başkalarına bağlanıp kaldık
ve affedilmeyen bir sürü günahlar işledik;
Seni tanımama,
kendimizi bilememe,
dine vefasızlık, millet ruhuna da saygısızlıkta bulunma günahı.
Oysa ki Seni söylemeyen her şeyi unutmaya,
Sana saygısızlık edenlerin üstüne bir çizgi çekmeye
vicdanî ahd u peymanımız vardı.
Öyle davranamayıp ruhumuzun bütün kaidelerini yıktık;
maddî-mânevî dünyamızın şeklini değiştirdik;
millî ve dinî hayatımızın âhengini bozduk;
derken bütün değerlerimiz bağı kopmuş tespih taneleri gibi sağa-sola saçılıp gitti.
Kendi özümüzü inkar ettik.
Birer materyalist, natüralist mukallidi hâline geldik.
Hevâ-yı nefsimize uyduk,
akla hayale gelmeyecek hatalar işledik.
Hatalarımızı sezemedik,
günahlarımızı göremedik
ve durumumuzun vehametini değerlendirerek
bir türlü Sana yönelemedik.
Bu gece hürmetine bizleri yeniden kendine tevcih eyle ya Rabbi..
Allah’ım!
Senin yolundan ayrı düştüğümüz günden itibaren,
bizi biz yapan bütün değerleri de bir bir yitirdik;
yitirdik iman yolunu,
İslâm’ın getirdiklerini,
Cennet’e yürüme üslûbunu..
sonra da dağılıp döküldük
ve ayaklar altında pâyimal olduk
Düşüncelerimizde boşluk,
sözlerimizde tutarsızlık,
tedbirlerimizde kararsızlık
her hâlimizle âdeta bir sevimsizler topluluğu hâline geldik.
Şimdilerde, her şey o denli alt-üst oldu ki,
inayetin olmazsa bu işler düzelecek gibi
görünmüyor ya Rabbi..
Allah’ım!
Yeis ümitlerimize çelme takma peşinde,
düşüncelerimiz plânsızlığın cenderesinde
ve hemen hepimiz birikmiş ihmallerin doğurduğu
bir çaresizlik içindeyiz.
‘Kimsemiz yok’ diyemeyiz; çünkü Sen varsın;
tamamen nâçar kaldığımızı söyleyemeyiz;
zira Sen çaresizlerin çaresisin.
Bizlerede imdad eyle ya Rabbi..
Allah’ım!
Senden uzaklık her şeyimizi alıp götürdü;
düşüncelerimiz ufuksuzluğa takılıp kaldı.
Akıllarımız her gün ayrı bir fantezinin peşinde
ve hezeyandan hezeyana koşup durdu.
Kalplerimiz kendi özlerine rağmen karardı ve simsiyah kesildi;
canlarımız gırtlakta,
başımızı kapının eşiğine koyuyor
Senden yeni bir diriliş dileniyoruz. Ya Rabbi..
Allah’ım!
Problemlerimizin bütün bütün çözülmez bir hâl aldığı,
işlerimizin her gün biraz daha çetrefilleştiği,
yapma teşebbüslerimizin bile yıkımlara sebebiyet verdiği
ve iç içe yanlışlıklar ağına takılıp kaldığımız bir kapkara zamanda
ey her hâlimize nigehban olan Sultanımız,
Ruhlarımıza, zâtına sığınma ihtiyacını tam duyur,
gönüllerimizi yakarış hissiyle coştur;
solgun ve tadı-tuzu kalmamış dualarımızı
hususî teveccühlerinle renklendirerek
onları kabul ufkuna ulaştır ya Rabbi..
Âcizlere, fakirlere, muhtaçlara
ve ihtiyaçları zaruret çizgisinde bulunanlara
iltifatın türünden bizleri de teveccühlerinle sevindir.
Ve bu bîçarelere çare ol.
Kurtuluşumuz Senin hususî iltifatına kalmış;
ümidimiz Sensin, beklentilerimiz de Sendendir. Ya Rabbi..
Allah’ım!
Hatalarımız bütün denizleri kirletecek kadar
cesim ve ürpertici;
Sana karşı tavırlarımız
mahvolmuş kavimlerin hâllerinden birkaç adım daha ileri;
Kalbî, ruhî hastalıklarımız
cüzzamdan, kanserden daha amansız;
dertlerimizi dergahına açıyor,
dermanı da Senden ümid ediyoruz ya Rabbi..
Sen kimsesizler kimsesi ve bizlerin melceisin.
Senden başka ilâh yok ki ona el açıp yalvaralım.
Kapından gayri kapı yok ki varıp ona dayanalım.
Senden başka sığınak bilmiyor,
Senden başka güç ve kuvvet de tanımıyoruz.
Gören, bilen, duyan sadece Sensin;
aç ufkumuzu ve bize kendimiz olma idrakini lütfeyle.
Amellerimizi ihlâsla derinleştir
ve ümitlerimizi de
ye’sin insafsızlığına bırakma ya Rabbi..
Ey ismi devâ, zikri şifa ve itaati zenginlik olan!
Sermayesi ümit olan bizlere merhamet eyle.
Ey nimetleri tamamlayıp yayan,
ey zorlukları defeden!
Ey öğretilmeden bilen!
Efendimiz Hz. Muhammed’e
ve Al-i Muhammed’e salavât eyle
ve bize de, Sana yakıştığı şekilde
muamele eyle ya Rabbi..
Allah’ım senin selam ve rahmetin,
Peygamberlerine ve Efendimize
Ve efendimizin soyundan gelen mübarek insanlara
Ve bütün inananlara
Ve hepimizin üzerine olsun.
Amin..
Ve selamün ale’l murselin
Ve’l-hamdü lillahi Rabbi’l-âlemin..
ÖMER FARUK ŞENTÜRK
Üsküdar Müftülüğü Vaiz
Dua, kadir, kadir duası, Kadir Gecesi