İsrâfil, İslam dinindeki dört büyük melekten biri. Allah’ın emri ile kıyamet kopacağı zaman sûra üflemekle görevlendirilmiştir.
Bir hadiste İsrâfil, sahib-i karn (sûr’un sahibi, borunun sahibi) olarak isimlendirilmiştir (Tirmizî, Kıyamet, 8). İsrafil sûr’u iki defa üfleyecektir. Birinci defa üfürdüğünde göklerde ve yerde bulunan her şey yok olacağına, ikinci defa üfürdüğünde ise, bütün insanların tekrar dirileceğine ve mahşer yerinde toplanmak üzere sevk edileceklerine inanılır.
Berat gecesinde ameller nüshası dünya semasında görevli olan İsrafil’e verilir.
Ebu Saîd radıyallahu anh anlatıyor:
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
“Sûr’un sahibi (İsrafil aleyhisselâm), sûr denen sorusunu ağzına dayamış, yüzünü çevirmiş, kulağını dikmiş, üfleme emrini beklerken ben nasıl tereffühle (dünya nimetlerinden) istifade edebilirim?” buyurmuşlardı. Bu, sanki ashabına çok ağır gelmişti:
“Peki biz ne yapalım -veya ne diyelim- ey ALLAH Lafzı‘ın Resûlü?” diye sordular. Onlara: “Hasbünallah ve ni’mel-vekil (ALLAH Lafzı bize yeter, o ne güzel vekildir!), ALLAH Lafzı‘a tevekkül ettik. -belki de “tevekkülümüz ALLAH Lafzı‘adır!” demişti- deyiniz!” diye emir buyurdular.”
Tirmizi, Kıyamet 9, (2433).
İbnu Amr İbni’l-As radıyallahu anhüma anlatıyor:
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a Sûr’dan sorulmuştu:
“Bu, içine üflenen bir boynuzdur!” diye cevap verdi.”
Ebu Davud, Sünnet 24, (4742); Tirmizi, Kıyamet 9, (2432).
Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
“İki sûr arasında kırk vardır!” buyurmuştur.
Bunun üzerine oradakiler:
“Ey Ebu Hureyre! Kırk gün mü?” diye sordular. Fakat o: “Birşey diyemem!” cevabını verdi. Tekrar: “Kırk ay mı?” dediler. O yine: “Bir şey diyemem!” cevabını verdi. “Kırk yıl mı?” dediler. O yine: “Bir şey diyemem!” cevabını verdi ve (Resûlullah’ın hadisine devam etti:)
“Sonra allah semâdan su indirecek ve insanlar yerden sebze biter gibi bitecekler. İnsanda bir kemik hâriç hepsi çürür. Bu çürümeyen, acbu’z-zeneb denen kuyruk sokumu kemiğidir. Kıyamet günü yeniden yaratılış bundan terkîb edilecektir.”
Buhari, Tefsir, Zümer 3, Amme 1; Müslim, Fiten 141, (2955); Muvatta, Cenâiz 48, (1, 239);
Ebu Davud, Sünnet 24, (4743); Nesai, Cenâiz 117, (4, 111).
Ka’b İbnu Mâlik radıyallahu anh anlatıyor:
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Mü’minin ruhu, cennet ağacında beslenen bir kuş olur. Yeniden dirilme gününde ALLAH Lafzı onu cesedine döndürünceye kadar orada beslenir.”
Muvatta, Cenaiz 49, (1, 240); Nesai, Cenaiz 117, (4, 108); İbnu Mace, Zühd 32, (4271).
Ebu Rezin el-Ukayli radıyallahu anh anlatıyor:
“Ey ALLAH Lafzı‘ın Resûlü dedim, ALLAH Lafzı, mahlûkatı nasıl iade eder, (yeniden diriltir)? Bunun dünyadaki örneği nedir?”
“Sen dedi, hiç kavminin üzerinde yaşadığı vâdiden kurak mevsimde geçmedin mi? Sonra bir kere de her tarafın yemyeşil üğründüğü münbit mevsimde uğramadın mı?”
Ben “Elbette!” deyince:
“İşte bu, (yeniden) yaratmasına ALLAH Lafzı‘ın delilidir. ALLAH Lafzı, ölüleri de böyle diriltecektir!” buyurdular.”
Rezin tahric etmiştir. Bu hadis Ahmed İbnu Hanbel’in Müsned’inde biraz farklı lafızlarla rivayet etilmiştir (4, 11).
İbnu Abbâs radıyallahu anhüma
“Fe iza nûgirâ finnâgûri” “O boru öttürülünce” (Müddessir 8) ayeti ile ilgili olarak dedi ki: “Bu, sûr’dur. Surede geçen râcife, birinci nefha (üfleme), râdife de ikinci nefhadır.”
Buhari, Rikâk 43 (muallak olarak).
Ebu Saîd radıyallahu anh anlatıyor:
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün bize) Sâhib-i Sûr’u (İsrafili) zikretti ve dedi ki:
“Sağında Cibril, solunda da Mikâil aleyhimusselâm var.”
Rezin tahric etmiştir. Ebu Davud, Hurûf ve’l-kırâ’at 1, (3999).