728x90
Yazı EkleForumlarİletişimOnline Üye
 Favorine Ekle Google 

Hz. Eyüp Peygamber’in Kıssası

205x250

Geçmiş zamanların birinde bağlarıyla ünlü Suriye topraklarında Eyüp adında zengin ve iyi ahlaklı biri yaşardı. ‘Para insanı saptırır’ derler ya, onunkisi öyle değildi; malı gün geçtikçe çoğalıyor, o da gün geçtikçe daha çok hayırsever biri oluyordu. Malın mülkün Allah vergisi olduğunu, onların bir gün hesabını vereceğini aklından çıkarmaz, dilinden şükrünü, malından sadakasını eksik etmezdi.

Bir insan hem varlıklı hem ahlaklı olunca, onu çekemeyenler de elbette olacak… Bazıları şöyle diyordu:

“–İnsan bu kadar varlıklı olduktan sonra elbette herkese dağıtır… Malı nasıl olsa çok..! Dağıt, dağıt bitmez ki…! Bu kadar refah içinde olan biri tabi ki iyi ahlaklı olur; ona sataşan yok, çatışan yok… Herkes ona nasıl olsa saygılı davranıyor…”

Hz. Eyüp Peygamber Türbesi

Oysa Allah, kulu Eyüp’ün samimiyetini ve Hakk’a bağlılığını biliyordu. Bunu diğer insanlara da göstermek istedi. Hem böylece Eyüp gelmiş geçmiş herkese sabrın simgesi olacaktı.

Hz. Eyüp’ün tıkır tıkır giden işleri ilk kez hayvanlarının peş peşe hastalanmaya başlamasıyla bozuldu. Kısa süre içinde koca sürüden bir tek sıska inek, bir tek kara keçi kalmadı; hepsi telef oldu. İnsanlar Eyüp’ün bu duruma ne diyeceğini merak ediyor; ağzını yoklayarak:

“–Nedir bu başına gelenler…!” diyor ah vah ediyorlardı. Eyüp peygamber yüksek ahlakından ödün vermeksizin:

“-Allah verdi; Allah aldı; her şey O’nun değil mi?” diyordu.

Eyüp Peygamber hayvanlarını kaybetti ama sabrını ve metanetini kaybetmedi.

Belalar geldiğinde aile ve akrabalarıyla gelirmiş…! Eyüp Peygamber bir gün dışarıda işleriyle meşgul iken acı bir haber aldı. Ani bir sarsıntıyla evleri yıkılmış, tüm çocukları göçük altında kalmıştı. Yıkıntıdan sağ kurtulan yalnızca karısıydı. Hz. Eyüp’ün gözleri evlat acısından kanlı yaşlarla doldu; ama ‘sabır’ dedi.

Eyüp Peygamber çocuklarını kaybetti ama sabrını ve metanetini kaybetmedi.

Belalar henüz bitmemişti. Hz. Eyüp’ün vücudunda yaralar çıkmaya başladı. Küçük küçük çıbanlar, gün geçtikçe büyüdü; bütün vücuduna yayıldı. Eyüp Peygamber hekimlere gitti, ilaçlar kullandı ama nafile… Yaralar iyileşeceğine azıyordu. Eyüp Peygamber’in hastalığı arttı. Artık çalışamadığı için elde avuçta ne varsa hepsini tüketti. Karısı ona bakıyor, evi geçindirmeye çalışıyordu.

Eyüp Peygamber’in yaraları çok fenalaştı. Hastalığının bulaşıcı olması ihtimaline karşı kimse onun yanına yaklaşmak istemiyordu. Eyüp Peygamber yapayalnız kalmıştı. Acı ve ıstıraplar içindeydi… Allah’a dua etmeye ve O’ndan sabır istemeye devam etti. Ama artık bırakın vücudunu hareket ettirmeyi, dudaklarını kıpırdatacak takati kalmamıştı. Bir insanın başına gelebilecek her türlü felaket ve müsibet, onun başına gelmişti ve o, tıpkı sağlıklı ve varlıklı günlerinde olduğu gibi Allah’tan uzaklaşmamış, O’na olan bağlılığını ve güvenini kaybetmemişti. Hz. Eyüp imtihanını başarıyla geçmiş ve insanlara örnek bir kul olmuştu.

Eyüp Peygamber sağlığını kaybetti ama sabrını ve metanetini kaybetmedi.

Hastalığının şiddetlendiği bir anda:

“Ey Rabbim!” diye dua etti. Halim sana malumdur. Adını anamayacak kadar hastayım! Ey Şifa Veren! Şifana muhtacım…”

Yüce Allah, kulundan hoşnuttu. Eyüp Peygamberin makamını, katında daha da yüceltti. Ona:

“–Ayağını yere vur” diye vahyetti. Eyüp Peygamber güçlükle ayağını kaldırıp indirdi. Ayağını indirdiği yerden berrak bir su kaynamaya başladı. Eyüp Peygamber o suyla yaralarını temizledi. Yaraları kısa sürede kuruyup kayboldu; sudan doyasıya içti, içindeki dertler şifa buldu. Eyüp aleyhisselam, hastalanmadan önceki sağlığına tez zamanda kavuştu. Sağlığını kazanan Hz. Eyüp, servetini de yeniden kazandı. Böylece o, refah ve sağlık içindeyken Allah’ı unutmadığı gibi, yoksul ve hastalıktayken de O’na küsmedi, isyan etmedi. Böylece Eyüp aleyhisselam, Allah’ın sadık ve sabırlı bir kulu olarak tarihe geçti.

Anlatım: Dr. Ali Kuzudişli

islammekani.com'da bulunan yazılardan alıntı yapmak için Kullanım Şartlarını okumanızı tavsiye ederiz.
Bu yazıyı kopyalamak ve yazdırmak için tıklayınız.
8 Mart 2008
17.924
1 Yıldız ver2 Yıldız ver3 Yıldız ver4 Yıldız ver5 Yıldız ver   2 oy

Etiket, , , , , , , , , , , , ,

585x80

Yorumlar (101)

  1. ebru özer diyor ki:

    ya çok iyi site ama fazla uzunlar yazılar

  2. yaren diyor ki:

    :) :) çok güzel bi yazı çok teşekkür thank you wery much

  3. hasan diyor ki:

    :) bencede çok güzel olmuş.Din ödevime yardımcı oldunuz çok teşekkür ederim ali kuşçuya hemde böylece hz. eyüpün bizlere sabır simgesi olduğunu öğrendik bybyby :) :) :)

  4. sertap resde diyor ki:

    :cry: bence bu yazıyı yazarak bizleri bilgilendirdi
    dr ali kuzudişli:ye ççooooooooooook
    tteeşşeekkkküürrlleerr çok bilgilendirdi. :cry:
    çok güzeldi bu sayede hz eyüp,ün hayatını
    ve kıssalarını çok güzel öğremiş olduk. :cry:

  5. ece diyor ki:

    çok etkileyici bir site ama yazılar biraz uzun

  6. irem kara diyor ki:

    :D bence böyle bişi yayınlanmamalı

  7. merve topal diyor ki:

    ya bu konu çooooooooooooooookkkkkkkk güzel

  8. numan aysel diyor ki:

    ALLAH RAZI OLSUN TŞK EDERİM ALLAH A EMANET OLUN

  9. irem diyor ki:

    bence çok güzel bişey peygamberimiz hazre ti eyyübün hayatını anlatmak .bilmeyen ler hem de öğrenmiş olmuşlardır. teşekkürler din ödevime de yardımcı oldunuz

  10. su diyor ki:

    böyle güzel bişey görmedim islam ne kadar da güzel

  11. su diyor ki:

    harikaaa

  12. şhimarik_-girl diyor ki:

    abicim dehşet diom baskada bişi diemiom yha çok suprrrrrrrrrrrrrr

  13. SARA çanak diyor ki:

    bence güzel olmuş ama çok uzın olmuş biraz daha az olabilirdi.:) ama süperrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr idi

  14. barış can diyor ki:

    teşekkürler

  15. MELİSSA ONUK diyor ki:

    cok güzel olmuş ben ce
    başarılardiyorum
    ama daha da güzel olabilirdi
    ama yinede güzel
    olmuş?????????????

  16. MELİSSA ONUK diyor ki:

    COK GÜZEL OLMUŞ BANA GÖRE BAŞARILAR

  17. alev diyor ki:

    bence çoooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooookkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk güzel teşekkür ederim ödevime çççççççççççççççççoooooooooooooooooooooooooooooooooookkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk yardım ettinizzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzz AMA daha çoooooooooooooooooooooooooook şey istiyorummmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm

  18. dilara kılıç diyor ki:

    gerçekten süperrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr mükembel yyyyyyyyyyyyyyaaaaaaaaaaa bn bu odev den tam not aldım 100 :D:D:D

  19. kubra diyor ki:

    bende bu web sitesi ile ödev yaptım çok saolun memnun da kaldım çok guzel bi site

  20. rahman diyor ki:

    çok güzel

  21. CAN BAYAT diyor ki:

    bu forum çok güzel

  22. rahman diyor ki:

    çok anlamlı benden 10 pun

  23. Erdal ADGU diyor ki:

    İKİNCİ LEM’A
    “iznada rabbehu enni messeniyeddurru ve ente erhamurrahimin”-1- SABIR KAHRAMANI Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâmın şu münâcâtı, hem mücerreb, hem tesirlidir. Fakat, âyetten iktibas suretinde, bizler münâcâtımızda “rabbi enni messeniyeddurru ve ente erhamurrahimin”-2- demeliyiz.

    Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâmın meşhur kıssasının hülâsası şudur ki:

    Pek çok yara, bere içinde epey müddet kaldığı halde, o hastalığın azîm mükâfâtını düşünerek, kemâl-i sabırla tahammül edip kalmış. Sonra, yaralarından tevellüt eden kurtlar kalbine ve diline iliştiği zaman, zikir ve marifet-i İlâhiyenin mahalleri olan kalb ve lisanına iliştikleri için, o vazife-i ubudiyete halel gelir düşüncesiyle, kendi istirahati için değil, belki ubudiyet-i İlâhiye için demiş: “Yâ Rab, zarar bana dokundu. Lisanen zikrime ve kalben ubudiyetime halel veriyor” diye münâcât edip, Cenâb-ı Hak o hâlis ve sâfi, garazsız, lillâh için o münâcâtı gayet harika bir surette kabul etmiş, kemâl-i âfiyetini ihsan edip envâ-ı merhametine mazhar eylemiş.

    İşte bu Lem’ada Beş Nükte var.

    BİRİNCİ NÜKTE -

    Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâmın zâhirî yara hastalıklarının mukabili, bizim bâtınî ve ruhî ve kalbî hastalıklarımız vardır. İç dışa, dış içe bir çevrilsek, Hazret-i Eyyüb’den daha ziyade yaralı ve hastalıklı görüneceğiz. Çünkü işlediğimiz herbir günah, kafamıza giren herbir şüphe, kalb ve ruhumuza yaralar açar.

    Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâmın yaraları, kısacık hayat-ı dünyeviyesini tehdit ediyordu. Bizim mânevî yaralarımız, pek uzun olan hayat-ı ebediyemizi tehdit ediyor. O münâcât-ı Eyyübiyeye, o hazretten bin defa daha ziyade muhtacız.

    Bahusus, nasıl ki o hazretin yaralarından neş’et eden kurtlar kalb ve lisanına ilişmişler. Öyle de, bizleri, günahlardan gelen yaralar ve yaralardan hasıl olan vesveseler, şüpheler-neûzu billâh-mahall-i İmân olan bâtın-ı kalbe ilişip imanı zedeler ve imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefretkârâne uzaklaştırarak susturuyorlar.

    Evet, günah kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra, tâ nur-u imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah, istiğfarla çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir mânevî yılan olarak kalbi ısırıyor.

    Meselâ, utandıracak bir günahı gizli işleyen bir adam, başkasının ıttılaından çok hicap ettiği zaman, melâike ve ruhaniyâtın vücudu ona çok ağır geliyor. Küçük bir emâre ile onları inkâr etmek arzu ediyor.

    Hem meselâ, Cehennem azâbını intaç eden büyük bir günahı işleyen bir adam, Cehennemin tehdidâtını işittikçe istiğfarla ona karşı siper almazsa, bütün ruhuyla Cehennemin ademini arzu ettiğinden, küçük bir emâre ve bir şüphe, Cehennemin inkârına cesaret veriyor.

    Hem meselâ, farz namazını kılmayan ve vazife-i ubudiyeti yerine getirmeyen bir adamın, küçük bir âmirinden küçük bir vazifesizlik yüzünden aldığı tekdirden müteessir olan o adam, Sultân-ı Ezel ve Ebedin mükerrer emirlerine karşı farzında yaptığı bir tembellik, büyük bir sıkıntı veriyor. Ve o sıkıntıdan arzu ediyor ve mânen diyor ki, keşke o vazife-i ubudiyeti bulunmasaydı! Ve bu arzudan, bir mânevî adâvet-i İlâhiyeyi işmam eden bir inkâr arzusu uyanır. Bir şüphe, vücud-i İlâhiyeye dair kalbe gelse, katî bir delil gibi ona yapışmaya meyleder; büyük bir helâket kapısı ona açılır. O bedbaht bilmiyor ki, inkâr vasıtasıyla, gayet cüz’î bir sıkıntı vazife-i ubudiyetten gelmeye mukabil, inkârda milyonlarla o sıkıntıdan daha müthiş mânevî sıkıntılara kendini hedef eder. Sineğin ısırmasından kaçıp yılanın ısırmasını kabul eder. Ve hâkezâ, bu üç misale kıyas edilsin ki, sırrı anlaşılsın.
    …..
    Bediüzzaman Said Nursi
    Risale-i Nur Külliyatından
    Lemalar / 2. Lema

  24. ramazan şerif bayar diyor ki:

    Çok teşekkür ederim çok güzel olmuş.Eğer hasta olursam bende allah’tan şifa istiyeceğim.

  25. furkan arif aksoy diyor ki:

    Çok güzeldi. Çok teşekkür ederim . Ben de hastalandığım zaman Allah’tan şifa isteyeceğim. Herzaman halime şükür edeceğim. Şeytan’a uymayacağım.

Page 2 of 4«1234»

Yorum Yap

Gül Kahkaha Üzgün Ağlarım Kötülük Kötülük Boooomm! Kızmak Şaşmak Hııh! Hastayım Hayran Ölü Kopmak Tek Göz Recai Kazanmak Zombi Böööö Normal Cool Miavv Pışık Uyku Pisko Kıs kıs

Dikkat: Yorumlarında hakaret, küfür vb. ifadeler kullanan, kelimeleri uzatarak yazan ve MSN adreslerini yorum içersinde paylaşanların yorumları yayınlanmayacaktır.
Üye Girişi - Üye Ol (Ücretsiz)
Kullanıcı Adı:

Şifre:
Hatırla Beni

Şifrem Neydi?
300*250
300*250
Yazıları takip etmek için;
RSS Adamislammekani.com
728x90
rugzo.com'da bulunan (yazı,resim,video gibi) her şeyi isteyen herkes istediği her yerde kaynak göstermek şartıyla kullanabilir.
İslam Mekanı - Orjinal Klip - Dizi Film Kolik - Dini İsimler - TR Press - YahoTubi - klip izle - Sitemap.
Tüm hakları Ali Baba ve Kırk Haramiler'in büyülü mağarasında saklıdır.
WordPress | XML Valid | CSS Valid