Hızır (a.s.) Kimdir ?

kuranda ilim4 Hızır (a.s.) Kimdir ?

Hz. Hızır Aleyhisselam yüzyıllardır hakkında çok şeyler anlatılan ancak bir çok kimsenin merak ettiği, hatta bazı alimlerin bile varlığından şüphe ettikleri bir kişidir.

Ancak Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerin açıklamaları ışığında bakıldığında Allah-u Teâlâ’nın özel bazı hikmet ve ilimler verdiği biri olduğu anlaşılır. Ayrıca sır alemine vakıf olan bir çok âlim de onun yaşadığını ve çeşitli vazifeler yaptığını bildirmektedirler.

KUR’AN-I KERİM’E GÖRE HIZIR ALEYHİSSELAM
Kehf suresi 65. ayette “Nihayet kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş ve tarafımızdan bir ilim öğretmiştik” buyurulmaktadır.

Tefsir alimleri zikredilen bu zatın Hızır Aleyhisselam olduğu üzerinde fikir birliğine varmışlardır.

HADİS-İ ŞERİFLERDE HIZIR ALEYHİSSELAM
İbn-u Abbas’ın (radıyallahu anhüma) riyavet ettiğine göre Efendimiz S.A.V., Hızır Aleyhisselam hadisesini söyle anlatmıştır:

“Musa (aleyhisselam) Beni İsrail’e hutbe irad etmek üzere ayağa kalktı. Kendisine, “insanların en bilgini kimdir?” diye soruldu: “Benim” diye cevap verdi.

Cenab-ı Hak, “Allahu a’lem (yani en iyi bilen Allah’tır)” demediği için Musa’yı azarladı. Ve: “İki denizin birleştiği yerde bulunan bir kulum senden daha alimdir” diye ona vahyetti.

Hz. Musa (aleyhisselam):
-“Ey Rabbim ben onu nasıl bulabilirim?” diye sordu. Kendisine:
-“Bir zenbile bir balık koy, onu sırtına al. Balığı nerede yitirirsen o zat oradadır” dendi.

Dendiği gibi yaparak yola çıktı. Kendisiyle beraber, hizmetçisi olan Yuşa İbn-u Nûn da yola çıktı. Beraberce yürüyerek bir kayanın yanına geldiler. Hz. Musa ve hizmetçisi dinlenmek üzere orada yattılar. Balık kımıldayarak zenbilden çıkıp denize kaydı. Allah ondan suyun akıntısını tuttu. Öyle ki su kemer gibi oldu. Balık için bir kanal meydana gelmişti. Hz. Musa (aleyhisselam) ve hizmetçisi (balık için olduğunu bilmeksizin) bu manzaraya şaşırdılar. Günlerinin geri kalan kısmı ile o gece boyu da yürüdüler. Musa’nın arkadaşı ona, balığın gitmesini haber vermeyi unutmuştu. Sabah olunca Hz. Musa (aleyhisselam) hizmetcisine: “Hele sabah kahvaltımızı getir. Biz bu yolculukta yorulduk” dedi. Ama emrolunduğu yere gelinceye kadar yorulmamıştı. Hizmetçi:

-“Hani bir kayanın yanına gelmiş yatmıştık ya! Ben balığı orada unuttum. Onu hatırlatmayı, bana mutlaka şeytan unutturdu. Balık denize şaşılacak şekilde sıvışıp gitmişti” dedi.

Musa (aleyhisselam): “Bizim aradığımız orasıydı” dedi ve hemen izlerinin üzerine geri döndüler.

İzlerini takiben yürüyerek kayaya kadar geldiler. Musa (aleyhisselam) orada örtüsüne bürünmüş bir adam gördü ve ona selam verdi. Hızır aleyhisselam ona:

-“Senin bu yerinde selâm ne gezer!”
-“Ben Musa’yım.”
-“Benû İsrail’in Musa’sı mı?”
-“Evet.”
-“Sen, Allah’ın sana öğrettiği bir ilmi bilmektesin ki ben onu bilmem. Ben de Allah’ın bana öğrettiği bir ilmi bilmekteyim ki, onu da sen bilemezsin.”
-“Allah’ın sana öğrettiği hakkı bana öğretmen şartıyla sana uymamı kabul eder misin?”
-“Sen benimle beraber olmak sabrını gösteremezsin. Mahiyet ve hikmetini bilmediğin şeye nasıl sabredeceksin ki?”
-“İnşallah sen beni çok sabırlı bulacaksın. Hem ben senin hiç bir emrine karşı gelmeyeceğim.”
-“Öyleyse gel. Ancak, madem bana tabi olacaksın, ben sana haber vermedikçe bana hiç bir şey sormayacaksın!” dedi. Hz. Musa (aleyhisselam):
-“Tamam!” dedi.

Hz. Musa ve Hz. Hızır (aleyhisselam) beraberce gittiler. Deniz kıyısında yürüyorlardı. Bir gemiye rastladılar. Kendilerin gemiye almalarını söylediler. Gemi sahipleri Hızır (aleyhisselam)’ı tanıdılar. Ve ücret istemeksizin onları gemiye aldılar.

Hızır (aleyhisselam) gidip, geminin tahtalarından birini deldi. Hz. Musa (aleyhisselam) ona:

-“Bak, bunlar bizi bedava gemilerine aldılar, sen gidip gemilerini deldin, adamları boğacaksın. Hiç de yakışık almayan bir iş yaptın!” dedi.

Hızır:
-“Ben sana, benimle bulunmaya sabredemezsin demedim mi?” dedi.

Hz. Musa:
-“Unuttuğum şey sebebiyle beni sigaya çekme. Bu iş sebebiyle bana zorluk çıkarma!” ricasında bulundu.

Sonra bunlar gemiden indiler. Sahil boyu yürürken, çocuklarla oynayan bir yavrucak gördüler. Hızır (aleyhisselam) yavrucağı yakaladığı gibi eliyle başını kopararak çocuğu öldürdü. Musa (aleyhisselam):

-“Masum bir çocuğu kısas hakkın olmaksızın niye öldürdün. Bu çok yadırganacak bir iş!” dedi.
-“Ben sana demedim mi, sen benim beraberliğime sabredemezsin!” diye Hızır (aleyhisselam), Musa’ya çıkıştı. Hz. Musa:
-“Ama bu birinciden de şiddetli idi” dedi ve ilave etti: “Bundan sonra sana bir şey sorarsam, beni arkadaş etme, nazarımda bu hususta haklı sayılacaksın” dedi.

Yola devam ettiler. Bir köye geldiler. Halktan yiyecek birşeyler istediler. Ama kimse onları ağırlamadı. Köyde yıkılmak üzere olan bir duvara rastladılar.

Hızır (aleyhisselam) eliyle şöyle göstererek: “Eğilmiş” diyordu. Onu doğrulttu. Hz. Musa (aleyhisselam) ona:
-“Bir cemaat ki, kendilerine geliyoruz, bize ilgi gösterip ağırlamıyorlar, yiyecek vermiyorlar. Sen onlara bedava iş yapıyorsun, dilesen ücret alabilirdin!” dedi.

Hızır (aleyhisselam), Hz. Musa’ya:
-“Artık birbirimizden ayrılma zamanı geldi. Şimdi sana sabredemediğin şeylerin te’vilini haber vereceğim” dedi.

Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu ara ilave etti:
-“Allah Musa’ya rahmet buyursun. Keşke, Hz. Hızır’la beraberliğe sabretseydi de maceralarını bize nakletseydi, bunu ne kadar isterdim!”

Ravi devam ediyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Birinci (soru)su Musa’nın bir unutması idi. Bir serçe gelerek geminin kenarına kondu.

Sonra denizden gagasıyla su aldı. Hz. Hızır bunu göstererek Hz. Musa’ya, “Bak, dedi. Benim ve senin ilmin ve diğer mahlukatın ilmi, Allah’ın ilminden, şu kuşun denizden eksilttiği kadar eksiltir.”

Yukarıda nakledilen hadisenin arkasındaki hikmetler sorulduğunda Hızır Aleyhisselam şunları anlatmıştır:
– “Gemiye zarar verdim zira açık denizde onları korsanlar bekliyordu. Bize yardım eden kişileri onlardan kurtarmış olduk”.
– “Çocuğu öldürdüm zira büyüyünce çok zalim biri olacağı bana bildirildi”.
– “Duvarı tamir ettim zira altında hazine vardı ve bu hazinenin sahipleri olan yetim çocuklar büyüyünceye kadar başkasının eline geçmemesi lazımdı”.

İSLAM ALİMLERİNE GÖRE HIZIR ALEYHİSSELAM
Bediüzzaman Hazretleri Mektubat isimli eserinde Hızır Aleyhisselam ile ilgili şunları yazmaktadır:
Birinci Sual: Hazret-i hızır Aleyhisselâm hayatta mıdır? Hayatta ise niçin bazı mühim ulema (alimler) hayatını kabul etmiyorlar?
Elcevap: Hayattadır, fakat meratib-i hayat (hayat mertebeleri) beştir. O, ikinci mertebededir. Bu sebebden bazı ulema hayatında şüphe etmişler. Birinci Tabaka-i Hayat: Bizim hayatımızdır ki, çok kayıdlarla mukayyeddir (kayıt altındadır).

İkinci Tabaka-i Hayat: Hazret-i hızır ve İlyas Aleyhimesselâm’ın hayatlarıdır ki, bir derece serbesttir. Yani bir vakitte pek çok yerlerde bulunabilirler. Bizim gibi beşeriyet (insaniyet) levazımatıyla (ihtiyaçları) daimî mukayyed (zorunlu) değillerdir. Bazan istedikleri vakit bizim gibi yerler, içerler; fakat bizim gibi mecbur değillerdir. Tevatür (kuvvetli haber) derecesinde ehl-i şuhud (gizli hakikatleri gören veliler) ve keşif olan evliyanın, Hazret-i Hızır ile maceraları, bu tabaka-i hayatı tenvir (nurlandırır) ve isbat eder. Hattâ makamat-ı velayette (velilik makamında) bir makam vardır ki, “Makam-ı hızır” (Hızır makamı) tabir edilir. O makama gelen bir veli, Hızır’dan ders alır ve Hızır ile görüşür. Fakat bazan o makam sahibi yanlış olarak, ayn-ı hızır (Hızır’ın kendisi) telakki olunur (zannedilir).

Ayrıca bazı sırra açık kimseler Hızır Aleyhisselam için “Benî âdem sıfatı kazanmış bir melek” de demişlerdir.

HIZIR ALEYHİSSELAM’IN GÖREVİ NEDİR?

Ehlullahın bildirdiğine göre Hızır Aleyhisselam, alemleri gezerek darda kalan kullara yardım etmek, bazı tabiat hadiselerine müdahalede bulunmak, bazen de ilim öğretmek vazifesi ile vazifelidir.

Allah’a niyazda bulunan kulların istekleri Kabe’de bulunan Sabâ Melaikesine iletilir. Hızır Aleyhisselam her ezan vaktinde oraya giderek himmet edeceği kulların listesini alır ve görevine devam eder.

Hızır Aleyhisselam’ın yardımı sadece insanlarla sınırlı değildir. Zira Allah-u Teâlâ’nın her alemdem kulları vardır. O hepsi ile alakadardır.

HIZIR ALEYHİSSELAM ZAMAN VE MEKANA TABİ DEĞİLDİR
Zamanı ruhlar aleminden berzah alemine giden uzunca bir tünel olarak düşünelim. Biz bu tünelin içinde ilerleyen bir trenin yolcularıyız. Daha önce görmediğimiz ve bilmediğimiz bir şeyi kıyaslamak veya hayal etmek zor olabilir. Bu yüzden bu tünel içinde hep ileriye doğru gittiğimizi bilir, bunun dışındakileri hadiselerin nasıl olacağını tam olarak anlayamayabiliriz.

Ancak Allah’ın zamana bağlı olmayan kulları da vardır. Melekler buna örnektir. Bazı velilerin hayatları içerisinde, çok kısa sürelerde bazen bir saatlik, bazen bir yıllık işleri yaptıklarını menkıbelerde okumuşuzdur.

Buradaki sır, o kulların zaman tünelinin kapılarından, zamansızlık ortamına geçmelerindedir. Yani zamanın olmadığı bir yerde yüzyıllar bile an kadar kısa gelebilir.

İşte Hızır Aleyhisselam da zamana bağlı olmayan bu zümreden olduğu için istediği an, zamanın istediği bir dilimine gidebilir. Yani zaman tünelinin istediği bir noktasındaki kapısından çıkıp, istediği kapısından geri içeri girebilir. Onun için gelecek, şimdiki zaman ve geçmiş aynı hükümdedir.

HIZIR ALEYHİSSELAM İNSANLARA NASIL GÖRÜNÜR
Bu konuda söylenebilecek net bir şey yoktur. Zira yardımcı olmak veya sohbet etmek istediği kişiye ak sakallı bir pir-i fâni suretinde de görünebilir, tanıdığı bir insan suretinde de. Hatta sevmediği bir kişi suretinde bile gelebilir.

Eskilerin “Her geceyi Kadir, her gördüğünü Hızır bilirsen Kadir Gecesine de kavuşursun Hızır Aleyhisselam’a da” sözleri boşa söylenmemiştir.

O’nu görmeyi dert edinmiş kimseler bir gün mutlaka onunla karşılaşırlar. Ancak kalpleri Allah’ın kullarına ne kadar sevgi dolu ise, insanlara karşı ne kadar önyargısız iseler onu hissetmeleri veya tanımaları da o kadar kolay olur.

Dikkat edilmesi gereken bir husus vardır. Karşılaşılan kişinin Hızır Aleyhisselam olduğunu yanında veya sonradan anlamış olabiliriz ancak aynı kişi ile tekrar karşılaşıldığında yine o olduğu zannedilmemelidir. Zira Hızır Aleyhisselam aynı kişi suretini genellikle ikinci kez kullanmaz.

Ayrıca 40 gün aksatmadan sabah namazını cemaatle camide eda edenlerin O’nunla mutlaka karşılaşıp görüşecekleri de Hızır Aleyhisselam’ın sırrına vakıf olanlar tarafından nakledilmiştir.

HIZIR VASFINDAKİ KULLAR

Allah bazen razı olduğu, sevdiği kullarından bazılarını belli süreler için Hızır Aleyhisselam hükmüne getirebilir. O kişilerin yaptıkları dualar ve verdikleri gönül hisseleri aynen Hızır Aleyhisselam’ın verdiği gibidir. Ancak onlar Hızır Aleyhisselam değillerdir.

Hızır Aleyhisselam hükmünde olan kişiler çoğunlukla kendilerinden habersizdirler. Yani gördükleri bu önemli vazifenin farkında değillerdir. Allah onları o hükümde kullanır. Çok az kesim bazı kullarına da filan gün falan saatte Hızır hükmünde olacağı ve filan saate kadar yapacağı işlerde ve edeceği dualarda Hızır görevini ifa edecekleri bildirilir. Onlar da Allah’a tevekkül edip, O’nun karşılarına çıkardığı kullara görevlerini bilerek dua ederler.

HIZIR ALEYHİSSELAM’DAN NASIL NASİPLENİLİR?
Hızır Aleyhisselam bazen darda kalanlara yardım etmek için, bazen de Allah’ın ledun ilmi öğrenen sevgili kullarına ilim öğretmek için gider ve kendisine bildirilen kimseler ile beraber olup onların nasiplenmesine vesile olur.

Birçok yaşanmış hadiseyi gözönüne aldığımızda Hızır Aleyhisselam ile beraberken, onun gerçek kimliğini bilerek onunla beraber olan kişi sayısı yok denecek kadar azdır. Ancak O’na her daim dualarında yer veren ve Onunla karşılaşacağı anı hep tetikte bekleyen bazı Allah dostları bu lütfa nail olurlar ve O’nun gerçek kimliğini bilerek istifade ederler.

Takdir-i İlahi’dir ki çoğunlukla karşılaştıkları kişinin Hızır Aleyhisselam olduğunu farkettiklerinde O çoktan sırra karışıp uzaklaşmış olur. Zira beraberken genellikle ağır bir gaflet olur ve O olduğunu aklımıza bile getiremeyebiliriz.

Aslında önemli olan O’nunla karşılaşmış ve ondan nasiplenmiş olmaktır. Ancak elbette gönlümüz bunu bilerek yaşamaktan yanadır. Bunun yollarından biri kalbi her zaman temiz tutmaktır. Çünkü Hızır Aleyhisselam ile karşılaşıldığında kalpte mutlaka bazı farklı duygular olacaktır. Kalbini dinlemeyi bilen ve bu şifreyi çözenler de bu nimetten bilerek faydalanma imkanına kavuşacaklardır.

Arama terimleri:

  • hızır aleyhisselam
  • hızır a s
  • hizir as
  • hızır aleyhisselam kimdir
  • hızır as kimdir
  • hızır aleyhisselâm nasıl görülür
  • hızır a s kimdir
  • hizir aleyselam
  • hızır aleyhisselam nasıl tanınır

“Hızır (a.s.) Kimdir ?” üzerine 12 düşünce

  1. Kendisinin Hızır a.s olduğunu söyler mi? İnsanları kandırmak için böyle birileri olabilir mi?

  2. hızır aleyhisselam birine verilmek üzere bir emanet bırakırmı ? bırakılsa emaneti alan kişinin ne yapması lazım ?

    1. Bu tarz birşey duymadım. Ama emanetin hükmü bellidir zaten. Emaneti sahibine iletmek görevinizdir. Ya da sahibi gelene kadar korumanız. Durumunuzun ne olduğunu bilmediğim için birşey diyemiyorum.

  3. ledunni ilmini de aciklarsaniz memnun olurum merak ettigim bir konu. allah aramizda darda kalan herkese yetistirsin hizir a.s. i amin.

  4. benim bi abim vardı.o görmüş.gördüğünüde anlamış.abim camideymiş.cemaat varmış.etraf kalabalık.işte o sıra imam Hızır aleyhisselamdan bahsetmiş.Demişki onun bastığı yerde yeşillik çıkar demiş.ve demişki :(elindeki bardağı(su dolu)ters çevirmiş) böyle bir bardağı eline alıp ters çevirirse içindeki su akmaz demiş.ve anlatmaya devam etmiş.camideki kimse neredeyse birşey anlamamış.abim gelip bize anlatmıştı imam bardağı aldı ters çevirdi su akmadı diye.o o an anlamış ama kimse farketmemiş.

  5. ** rüyamda yüzünü göremedım ama beyaz bir ışık parladı nur gibi bana döndü ** kısa sürdü rüya- sonra aklıma HIZIR ALEYHİSSELAM geldi **. o an uykundan uyanıp cep telefonu rüyamı yazıp kaydettım**** sabah unutmamak için. ? genelde insanlara pozitif düşünen ve yaklaşan biriydim ama kendi hayatım zor geçiyor du iş acısından aile acısında belki bu buaralar karasız bir durumda acizdim işallah hayırlı olur

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>