<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslam Mekanı &#187; Veliler</title>
	<atom:link href="http://www.islammekani.com/category/veliler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islammekani.com</link>
	<description>İslam hakkında birçok bilgiye ulaşabileceğiniz mekanınız.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 29 Aug 2010 23:39:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Hz. Lokman&#8217;ın Tavsiyeleri</title>
		<link>http://www.islammekani.com/hz-lokmanin-tavsiyeleri/</link>
		<comments>http://www.islammekani.com/hz-lokmanin-tavsiyeleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Mar 2008 17:55:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AbdulAllah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Veliler]]></category>
		<category><![CDATA[Doktor]]></category>
		<category><![CDATA[Hekim]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiye]]></category>
		<category><![CDATA[veli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islammekani.com/hz-lokmanin-tavsiyeleri/</guid>
		<description><![CDATA[- Sağlık için;çiğ yeme, sıcak yeme , çok yeme - Günahın zerresinden bile kaç.Gazaba uğrayacakmışsın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img516.imageshack.us/img516/2554/sohbetvg5.jpg" alt="Hz. Lokman" height="226" width="294" /></p>
<p>- Sağlık için;çiğ yeme, sıcak yeme , çok yeme<br />
- Günahın zerresinden bile kaç.Gazaba uğrayacakmışsın gibi Allah;tan kork. Lakin ümidin korkundan fazla olsun.<br />
- En iyi nimet iyi huylu olmaktır.<br />
- Sözüne sadık ol.<br />
- Akranınla sohbet et.<br />
- Herkese yumuşak ol.<br />
- Geçmişte seninle düşmanlığı olmuş kimseye güvenme.<br />
- Dosdoğru ol.<br />
- Başına gelene sabret.<br />
- İyi kişilerle arkadaş ol.<br />
- Dilini küfür sözlerden koru.<br />
- Sadakayı terk etme,zekatı men etme<br />
- Kötülüğü terk edip Allah;tan af dile,tövbe edip bir daha tevbeni bozma.<br />
- Sahtekarlık etme ,kimseyi aldatma.<br />
- Sarımsak şifalıdır.<br />
- Soğanın çiği zarar,pişmişi yarar.<br />
- Duvarı nem,insanı gam yıkar.<br />
- Ey oğlum! Cahili bir yere elçi olarak gönderme. Eğer akıllı birini bulamazsan kendin git.<br />
- Ey oğlum! Dünya derin deniz gibidir. Çok insan onda boğulmuştur. Takva gemin ,iman yükün ,tevekkül halin ,salih amel azığın olsun. Kurtulursan Allah &#8216;ın rahmetiyle,boğulursan günahın sebebiyledir.<br />
- Ey oğlum! Ben nice ağır yükler taşıdım,fakat fakirlik gibi acı görmedim.<br />
- Nice ağır yükler çektim ,kötü komşudan ağırını görmedim.<br />
- Merhamet eden merhamet bulur.<br />
- Hayır söyleyen kar eder, kötü konuşan günahkar olur. Diline hakim olmayan pişman olur.<br />
- Ey oğlum! Kanaatkar olursan cihanda senden zengin kimse yoktur.<br />
- Başkasına hased eden ıstıraptan kurtulamaz.<br />
- Ey oğlum! Her halinde Allah &#8216;a sığın,her şeyi Allah &#8216;tan bil.<br />
- Dünyanın sevinç ve neşelerini tecrübe ettim, ilimden lezzetlisini görmedim.<br />
- Ey oğlum! Sözü tatlı söyle,katı ,kaba, sert söyleme. Çok zaman sus. Tefekkür et,o zaman dilin belasından emin olursun.<br />
- Sende olmayan ö<br />
- Ey oğlum! Ticaret olarak takvaya sarıl. Bu mal olmadan kar getirir.<br />
- Sıhhat gibi zenginlik, güzel ahlak gibi nimet yoktur.<br />
- Ey oğlum! Horoz senden daha akıllı olmasın. O her sabah zikir ve tesbih ederken sen uyuma.<br />
- Dünya geçici ve kısadır. Senin dünya hayatın ise azın azıdır. Bunun da azının azı kalmıştır, çoğu geçmiştir.<br />
- İbadet ancak Allah &#8216;ı görüyormuş gibi yapılır. Her kimse Allah &#8216;ı yakın hissetiği derecede Allah &#8216;a ibadet eder.<br />
- Altın ateşte denenip saflaştırıldığı gibi insan da bela ve musibetlerle denenir.<br />
- Ey oğlum! Kötü huydan ,gönül dağınıklığından sakın. Sabırsız olma,yoksa arkadaş bulamazsın. İşini severek yap . Sıkıntılara katlan. Bütün insanlara karşı iyi huylu ol. Çünkü insanlara karşı iyi huylu olan onlara güler yüz göstereni herkes sever.<br />
- Dünyadan yetecek kadar nasibini al .yoksa insanlara muhtaç olur ellerine bakarsın.<br />
- Ey oğlum kötü kadından sakın. Çünkü o vaktinden önce seni kocaltır. Kötü kadınların şerrinden kork, çünkü onlar iyiliğe çağırmaz.<br />
- Yavrucuğm! Alimlerin meclislerinde devamlı bulun. Davranışları sözleriyle uyum gösteren alimlerin sözlerini dinle.<br />
- Yavrucuğum! İlimden bilmediğini öğren.bildiğini bilmeyenlere öğret.<br />
- Bir gün Davud (as) Hz. Lokman&#8217;a Bir koyun boğazlayıp bütün vvvucudunun en iyisi olan bir parça et getir dedi. o da gidip koyunun diliyle yüreğini getirdi. Yine başka bir zamanda Koyunun en kötıüsünden bir parça eet getir dedi. yine diliyle yüreğini getirdi. Sebebini sorduğunda : Dille yürek iyi olursa ,o kimsse iyi olur, o kötü olunca bütün kötülerin kötüsü olur dedi.<br />
- Ey oğlum ! Dostlarının bir şeyini reddetme. Fakat Allah &#8216;ı istediğinden başka türlü hareket edcek kadar da ileri gitme.<br />
- Yalanddan sdakın. O serçe eti gibi tatlıdır. Ondan az kimse kurtulabilir.<br />
- Oğlum ! Sana bir takım hasletler tavsiye edceğim: bunları yerine getirirsen mensup olduğğun toplumun efendisi olursun. Herkese tatlı davran. İyden de kötüden de cehaletini gizle. Dostlarını koru. Yakınlarını ziyaret et. Gammazların sözüne kıymet vermeyeceğine, arayı bozacak azgınların sözünü dinlemeyeceğine dair onlara teminat ver. Öyle arkadaşlar seç ki, ayrıldığınız zaman ne onları diline dola, ne de onlar seni dillerine dolasınlar.<br />
- Oğlum ! Dünyayı sat ahireti al. Böylece alışverişinde her iki yönden de kar edersin. Sakın ahiretini satıp da dünyayı alma. Çünkü, her iki tarafta da zararlı çıkarsın.<br />
- Oğlum! İlim meclislerine sokul,fakat alimlerle mücadele edip onları üzme. Dünyadan yetecek kadarını al,fazlasını ahierin için infak et. Sıkıntya düşerek başkasının sırtına yük oşlacak şekilde dünyayı temamen arkana atma. Şehvetini kıracak şekilde oruç tut. Adi kimselerin meclislerine katılma.<br />
- Ey oğlum ! ikram edici ol, saçıcı olma.<br />
- Hasta olmadan önce tabib çağır. Tabibe hasta olmadan önce hürmet göster.<br />
- Ey olum! Bir insanda şu beş özellik toplanırsa o insan müttaki , veli , Allah &#8216;ın kendisine yakın kıldığı kullardan olup şeytandan uzaklaşır. Bunlar: din,mal,güzel ahlak,haya, ve cömertlik.<br />
- Şu beş özellik de kimde bulunursa o kötü insandır,Allah &#8216;tan uzaktır. Bunlar; küfür, kibir, şükür azlığı ,cimrilik ve kötü ahlaktır.<br />
- Oğlum ! Hayreti gerktirmyen lüzumsuz şeylere gülme luzumsuz yerlerde gezme,üstüne vazife olmayandan sorma.<br />
- Başkasının servetini koruyacağın diye kendi servetini mahvetme. Senin malın kendin için harcayıp infak ettiğindir. Başkasının malı , veresiye terk etiğindir.<br />
- Sakın fakirdir diye kimseye hakaret etme. Ünkü her ikinizin de<br />
- Bir işin sonunu gören pişmanlıktan emin olur.<br />
- Bilmediği şeyi tam öğren.<br />
- Borçlu olmaktan sakın. Borç gündüz zillet,gece üzüntü içindde olursun.<br />
- Ey oğlum! Alimlere karşı öcünmek,akılsızlarla inatlaşmak, meclislerde ve toplantılarda gösteriş yapmak için ilim öğrenme. İhtiyacım yok diye de ilmi terk etme.<br />
- Ey oğlum ! Yalandan çok sakın. Çünkü dinini bozar ve insznlar yanında şerefini düşürür. Bununla birlikte hayanı,değerini ve makamını kaybedersin.<br />
- Hep üzüntülü olma ,kalbini dertli kılma.<br />
- Ey oğlum! Allah &#8216;ım beni affet,bağışla; duasını çok oku. Çüünkü öyle anlar vardır ki, Allah o anda dua ednin duasını kabul eder.<br />
- Yavrucuğum! Dünyaya gönül bağlama. Ona güvenme. Çünkü sen bunun için yaratılmadın.<br />
- İnsanlara muhtaç olduğunu gösterme. Çünkü senin iböyle yapman zenginliktir.<br />
- Dünyada, dünyada kalacağın kadar çalış,ahirete, ahirette kalacağın kadar çalış<br />
- Allah &#8216;a isyan edceğin zaman, Allah &#8216;ın ve meleklerinin göremeyeceği bir yer ara.<br />
- Cehennemde Allah &#8216;ın azabına dayanacak kadar günah işlemeye cesaret göster.<br />
- Namazını dünyaya veda eder gibi kıl<br />
- Özür dilemeyi gerektirercek şeylerden sakın.<br />
- Dostlarına da düşmanlarına da güler yüzlü ol. Dostlarına saygılı ol ,onlara ikramda bulun.<br />
- Büyüklerle konuşurken sözü uzatdma.<br />
- Kaş göz hareketleriyle hiç kimseyi küçük düşürecek hareketlerde bulunma!<br />
- Başkasının yanında kendini ve aileni övme.<br />
- Gördüğünü gizlemen,şüphe ettiğini açıklamandan daha iyidir.<br />
- Bir kimse konuşurken araya laf karıştırma.<br />
- Ey oğlum! Allah kendisine emanet edilen şeyi korur. Bende seni ,malını,dinini ve amelinin sonunu Allah &#8216;a emanet ediyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islammekani.com/hz-lokmanin-tavsiyeleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Lokman</title>
		<link>http://www.islammekani.com/hz-lokman/</link>
		<comments>http://www.islammekani.com/hz-lokman/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Mar 2008 17:52:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AbdulAllah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Veliler]]></category>
		<category><![CDATA[Doktor]]></category>
		<category><![CDATA[Hekim]]></category>
		<category><![CDATA[veli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islammekani.com/hz-lokman/</guid>
		<description><![CDATA[Peygamber veya veli. Dâvud aleyhisselâmın zamânında, Arabistan&#8217;ın Umman tarafında yaşadı. Dâvud aleyhisselâmla görüşüp ondan ilim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.alinazmi.com/img/ana_sayfa.jpg" alt="Lokman" height="375" width="500" /></p>
<p>Peygamber veya veli. Dâvud aleyhisselâmın zamânında, Arabistan&#8217;ın Umman tarafında yaşadı. Dâvud aleyhisselâmla görüşüp ondan ilim öğrendi. Dâvud aleyhisselâma peygamberlik bildirilmeden önce, müfti olan Lokman Hakim, Dâvud aleyhisselâma peygamberlik bildirildikten sonra fetvâ vermeyi bıraktı. Dâvud aleyhisselâma ümmet oldu. Kendisine hikmet verildi. Eyyûb aleyhisselâmın teyzesinin oğlu oldu daa rivâyet edilmektedir. Fransız bilginlerinin, Calinos&#8217;un (Galen&#8217;in) bir adı da Lokman Hakim idi demeleri yanlıştır. Çünkü Lokman Hakim, Dâvud aleyhisselâm zamânında; Calinos (Galen) ise, ondan bin yıl kadar sonra yaşamıştır. Lokman ismi Kur&#8217;ân-ı kerim&#8217;de geçmekte olup, bir sûreye (otuz birinci sûre) Lokman ismi verilmiştir.Bu sûrenin on ikinci âyetinde meâlen; &#8221;Biz Lokman&#8217;a hikmet verdik.&#8221; buyrulmaktadır. Buradaki hikmet tâbirinin; akıl, anlayış, ilim, ilimle amel etmek ve doğru karar vermek demek olduğu tefsir kitablarında yazılıdır. Lokman Hakim tabiplerin piridir. Hikmetli sözleri ve oğluna verdiği nasihatler meşhurdur. Kur&#8217;ân-ı kerim&#8217;de Lokman sûresi 3. âyet-i kerimede meâlen; &#8221;Bir vakit Lokman oğluna öğüt vererek şöyle demişti: Yavrum! Allah&#8217;a ortak koşma, çünkü şirk çok büyük zulümdür.&#8221; buyrulmaktadır.<span id="more-6825"></span></p>
<p>Lokman Hakim&#8217;e sen bu hâle nasıl geldin dediklerinde; &#8221;Doğru sözlü olmak, emâneti yerine getirmek, lüzumsuz söz ve işi terk etmekle.&#8221; cevâbını verdi. İnsanlar ondan nasihat istediler, o da şöyle nasihat etti: Öncekilerin ve sonrakilerin ilimleriyle ameledilebilmesi için sekiz şeye dikkat etmek lazımdır. Dört zamanda dört şeyi korumak gerekir; Namazda gönlü, halk arasında dili, yiyip içmede boğazı, bir kimsenin evine girince de gözü korumaktır. İki şeyi hâtırdan hiçbir zaman çıkarmamalıdır. Bunlar; Allahü teâlânın büyüklüğü ve ölümdür. İki şeyi de tamâmen unutmaya çalışmalıdır. Bunlar da; bir kimseye yapılan iyilik ile dost ve yakınlardan görülen kötülüktür.&#8221; Lokman Hakim&#8217;in oğluna nasihatlarının bir kısmı şöyledir: &#8221;Ey oğlum! Dünyâ derin deniz gibidir. Çok insanlar onda boğulmuştur. Geminin takvâ, yükün imân, hâlin tevekkül olsun, umulurki kurtulursun.&#8221;</p>
<p>&#8221;Ey oğlum! Âlimlere karşı öğünmek, akılsızlarla inatlaşmak ve meclislerde, toplantılarda gösteriş yapmak için ilim öğrenme! İhtiyâcım yok diyerek de ilmi terk etme.&#8221; &#8221;Ey oğlum! Allahü teâlâyı anan (hâtırlayan) insanlar görürsen onlarla otur. Âlim olsan da, ilminin faydasını görürsün ve ilmin artar, sen ehil isen sana öğretirler. Allahü teâlâ onlara olan rahmetinden seni de faydalandırır. Allahü teâlâyı ziktetmeyenleri görürsen onlardan uzak dur.&#8221; &#8221;Ey oğlum! Horoz senden daha akıllı olmasın! O, her sabah zikir ve tesbih ediyor, sen ise uyuyorsun.&#8221;</p>
<p>&#8221;Ey oğlum! Seçilmiş kullara teslim ol, kötülerle dost olma.&#8221; &#8221;Ey oğlum! İnsanlara iyilikleri emir ve nasihat edip kendini unutma! Yoksa mum gibi olursun. Mum insanları aydınlatır, fakat kendini yakıp eritir.&#8221; &#8221;Ey oğlum! Yalandan çok sakın! Çünkü dinini bozar ve insanlar yanında mürüvvetini azaltır. Bununla hayânı, değerini ve makâmını kaybedersin.&#8221;</p>
<p>&#8221;Ey oğlum! Kötü huydan, gönüldağınıklığından sakın. Sabırsız olma, yoksa arkadaş bulamazsın.İşini severek yap, sıkıntılara katlan. Bütün insanlara karşı iyi huylu ol.&#8221; &#8221;Ey oğlum! Hep üzüntülü olma, kalbini dertli kılma. İnsanların elinde olana tamâ etmektensakın. Kazâya râzı ol ve Allahü teâlânın sana verdiği rızka kanâat et.&#8221; &#8221;Ey oğlum! Dünyâ geçici ve kısadır. Senin dünyâ hayâtın ise azın azıdır. Bunun da azının azı kalmış, çoğu geçmiştir.&#8221;</p>
<p>&#8220;Ey oğlum! Tövbeyi yarına bırakma, çünkü ölüm ansızın gelip yakalar.&#8221; &#8221;Ey oğlum! Sükût etmekle pişmân olmazsın. Söz gümüş ise sükût altındır.&#8221; &#8221;Ey oğlum! Helâl lokma ye ve işlerinde âlimlere danış, işlerini nasıl yapacağını onlara sor.&#8221; &#8221;Ey oğlum! Âlimler meclisine devâm et. Bahar yağmuru ile yeryüzünü yeşillendiren Allahü teâlâ, âlimlerin meclisindeki hikmet nûru ile de müminlerin kalbini aydınlatır.&#8221;</p>
<p>&#8216;Ey oğlum! Amel ancak yakın (Allahü teâlâya olan ilim ve mârifet) ile yapılır. Herkes yakini nisbetinde amel eder. Amel noksanlığı, yakin noksanlığından gelir.&#8221; &#8221;Ey oğlum! Bir hatâ işlediğinde hemen tövbe et ve sadaka ver.&#8221; &#8221;Ey oğlum! Ölümden şüphe ediyorsan uyku uyuma. Uyuduğun ve uyumak mecbûriyetinde kaldığın gibi, ölüme de mahkûmsun. Dirilmekten de şüphe ediyorsan, uykudan uyanma. Uykudan uyandığın gibi öldükten sonra da dirileceksin.&#8221;</p>
<p>&#8221;Ey oğlum! Helâl kazanç ile yoksulluktan korun. Yoksul kimse şu üç musibetle karşılaşır: Din zayıflığı, akıl zayıflığı ve mürüvvetin kaybolması.&#8221; &#8221;Ey oğlum!Merhamet eden merhamet bulur. Sükût eden selâmete erer, hayır söyleyen kâr eder, kötü konuşan günâhkar olur, diline hâkim olmayan pişmân olur.&#8221; &#8221;Ey Oğlum! Dünyâmalından yetecek kadarını al, fazlasını âhiret için hayra sarfet, Sıkıntıya düşecek ve başkasının sırtına yük olacak şekil de tembellik etme.&#8221;</p>
<p>&#8221;Ey oğlum! Sakin kimseyi küçük görüp hakâret etme. Çünkü onun da senin de rabbimiz birdir.&#8221;</p>
<p>Lokman Hakim&#8217;in oğlu: &#8221;Babacığım, insanda hangi haslet daha iyiydir?&#8221; diye sorunca; &#8221;Temiz, hâlis din.&#8221; buyurdu. Eğer iki haslet olursa? &#8221;Din ve mal&#8221;, üç haslet olursa? &#8221;Din, mal ve hayâ.&#8221; buyurdu. Dört haslet olursa? dedi. &#8221;Din, mal, hayâ ve güzel ahlâk.&#8221; buyurdu. Beş haslet saymak icâbederse diye sorunca; &#8221;Din, mal, hayâ güzel huy ve cömertlik.&#8221; buyurdu. Altı haslet sayarsak deyince; &#8221;Eu oğlum! Allahü teâlâ her kime bu beş iyi hasleti verdiyse, o kimse mümin ve müttekidir. Allahü teâlâ katında veli ve sevgilidir. Şeytanın şerrinden uzaktır.&#8221; buyurdu. Oğlu: &#8221;Babacığım, insandan en kötü haslet hangisidir?&#8221; dedi. &#8221;Allahü teâlâyı inkârdır&#8221; buyurdu. İki olursa dedi. &#8221;İnkâr ve kibirdir.&#8221; buyurdu. Üç olursa dedi. &#8221;İnkâr, kibir ve şükür azlığı.&#8221; buyurdu. Dört olursa dedi. &#8221;İnkâr, kibir, şükür azlığı ve cimrilik.&#8221; buyurdu. Beş olursa diye sorunca; &#8221;İnkâr, kibir, şükür azlığı, cimrilik ve kötü ahlâk.&#8221; buyurdu. Altı olursa deyince; &#8221;Ey oğlum! Bu beş kötü hasletin bulunduğu kimse münâfıktır, şakidir ve Allahü teâlâdan uzaktır.&#8221; buyurdu.</p>
<p>Hafs bin Ömer&#8217;den rivâyet edildi ki: Lokman Hakim, yanına bir hardal torbası koydu ve oğluna nasihat etmeye başladı. Her bir nasihatte bir hardal tânesini çıkardı. Nihâyet hardalları tükendi. Sonra da; Ey oğlum! Sana o kadar nasihat ettim ki, şâyet bu nasihatler bir dağa verilseudi, dağ yarılır, parça parça olurdu&#8221; buyurdu. Oğlu da bu nasihatleri tuttu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islammekani.com/hz-lokman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kur&#8217;an Kıssaları &#8211; Hz. Zülkarneyn</title>
		<link>http://www.islammekani.com/kuran-kissalari-hz-zulkarneyn/</link>
		<comments>http://www.islammekani.com/kuran-kissalari-hz-zulkarneyn/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Feb 2008 23:46:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AbdulAllah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[Veliler]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Zülkarneyn]]></category>
		<category><![CDATA[kıssa]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islammekani.com/kuran-kissalari-hz-zulkarneyn/</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Zülkarneyn Peygamber yahut veli kişi&#8230;. Büyük iskenderin Hz. Zülkarneyn olduğuda rivayet edilir&#8230; Kur&#8217;an &#8216;ımızda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. Zülkarneyn Peygamber yahut veli kişi&#8230;.<br />
<img src="http://boyabat57.com/modules/Peygamberler/Peygamberler/resimler/isl24.gif" height="221" width="338" /><br />
Büyük iskenderin Hz. Zülkarneyn olduğuda rivayet edilir&#8230;</p>
<h2>Kur&#8217;an &#8216;ımızda Kehf Suresinde 83 ayaet ile 98. ayetler arasında geçer&#8230;</h2>
<p>83. (Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. De ki: &#8220;Size ondan bir anı okuyacağım.&#8221;</p>
<p>84. Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik.</p>
<p>85. O da (Batı&#8217;ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu.</p>
<p>86. Güneşin battığı yere varınca, onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. Orada (kâfir) bir kavim gördü. &#8220;Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın&#8221; dedik.</p>
<p>87. Zülkarneyn, &#8220;Her kim zulmederse, biz onu cezalandıracağız. Sonra o Rabbine döndürülür. O da kendisini görülmedik bir azaba uğratır&#8221; dedi.<br />
<span id="more-6798"></span><br />
88. &#8220;Her kim de iman eder ve salih amel işlerse ona mükafat olarak daha güzeli var. (Üstelik) ona emrimizden kolay olanı söyleyeceğiz.&#8221;</p>
<p>89. Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu.</p>
<p>90. Güneşin doğduğu yere ulaşınca onu, kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu.</p>
<p>91. İşte böyle. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır.</p>
<p>92. Sonra yine bir yol tuttu.</p>
<p>93. İki dağ arasına ulaşınca, bunların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu.</p>
<p>94. Dediler ki: &#8220;Ey Zülkarneyn! Ye&#8217;cüc ve Me&#8217;cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?&#8221;</p>
<p>95. Zülkarneyn, &#8220;Rabbimin bana verdiği (imkan ve kudret, sizin vereceğiniz vergiden) daha hayırlıdır. Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de, sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım&#8221; dedi.</p>
<p>96. &#8220;Bana (yeterince) demir madeni getirin&#8221; dedi. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince &#8220;körükleyin!&#8221; dedi. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da, &#8220;Bana erimiş bakır getirin, bunun üzerine boşaltayım&#8221; dedi.</p>
<p>97. Artık onu ne aşabildiler, ne de delebildiler.</p>
<p>98. Zülkarneyn, &#8220;Bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin vaadi (kıyametin kopma vakti) gelince onu yerle bir eder. Rabbimin vaadi gerçektir&#8221; dedi.</p>
<p>99. O gün biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sonra sûra üfürülür de onları toptan bir araya getiririz.</p>
<p>100, 101. O gün cehennemi; gözleri Zikr&#8217;ime (Kur&#8217;an&#8217;a) karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayan kafirlerin karşısına (bütün dehşetiyle) dikeriz!</p>
<p>102. İnkar edenler, beni bırakıp da kullarımı dost edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kâfirlere konak olarak hazırladık.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islammekani.com/kuran-kissalari-hz-zulkarneyn/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Abdülkadir Geylani kimdir ?</title>
		<link>http://www.islammekani.com/hz-abdulkadir-geylani-kimdir/</link>
		<comments>http://www.islammekani.com/hz-abdulkadir-geylani-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Nov 2007 22:34:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AbdulAllah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Veliler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[veli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islammekani.com/2007/11/11/hz-abdulkadir-geylani-kimdir/</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Abdülkadir Geylani (1078 &#8211; 1166) İslâm alimlerinin ve velilerinin büyüklerinden Hazreti Abdülkadir Geylani, 1078 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. Abdülkadir Geylani (1078 &#8211; 1166)</p>
<p><img src="http://home.arcor.de/kalekoy/geylani.jpg" height="520" width="350" /></p>
<p>İslâm alimlerinin ve velilerinin büyüklerinden Hazreti Abdülkadir Geylani, 1078 yılında İran’ın Geylan şehrinde doğdu. Künyesi, Ebu Muhammed’dir. Muhyiddin, Gavs-ül-a’zam, Kutb-i Rabbani, Sultan-ul-evliya, Kutb-i a’zam gibi lâkabları vardır. Babası Ebu Salih bin Musa Cengidost’tur. Hz. Hasanın oğlu Hasan-ı Müsenna’nın oğlu Abdullah’ın soyundandır. Annesinin ismi Fatıma, lakabı Ümm-ül-hayr olup seyyidedir. Bunun için Abdülkadir Geylani, hem seyyid, hem şerifdir. Abdülkadir Geylani, 1166′da Bağdatta vefat etti. Türbesi Bağdattadır. Onun için şu ibare meşhur olmuştur: “Veliler Sultanı Abdülkadir Geylani, aşk ile doğdu, kemal ile ömür sürdü ve kemal-i aşk ile Rabb’ine vasıl oldu.”</p>
<p>Bir gün Abdülkadir Geylani’ye, “Bu işe başladığınızda, bu yola adım attığınızda, temeli ne üzerine attınız? Hangi ameli esas aldınız da böyle yüksek dereceye ulaştınız?” diye sordular.</p>
<p>Buyurdu ki: “Temeli sıdk ve doğruluk üzerine attım. Asla yalan söylemedim. Yalanı kağıda bile yazmadım ve hiç yalan düşünmedim. İçim ile dışımı bir yaptım. Bunun için işlerim hep rast gitti. Çocuk iken maksadım, niyetim, ilim öğrenmek, onunla amel etmek, öğrendiklerime göre yaşamaktı. Küçüklüğümde Arefe günü çift sürmek için tarlaya gittim bir öküzün kuyruğundan tutunup, arkasından gidiyordum. Hayvan dile geldi ve dönüp bana; “Sen bunun için yaratılmadın ve bununla emrolunmadın” dedi. Korktum, geri döndüm. Evimizin damına çıktım. Gözüme, hacılar gözüktü. Arafat’ta vakfeye durmuşlardı. Anneme gidip; “Beni Allahü teâlânın yolunda bulundur. İzin ver, Bağdat’a gidip ilim öğreneyim. Salih zatları ve evliyayı bulup ziyaret edeyim” dedim. Annem sebebini sordu, gördüklerimi anlattım. Ağladı, kalkıp babamdan miras kalan seksen altının yarısını kardeşime ayırdı. Kalanını bana verip, altınları elbisemin koltuğunun altına dikti. Gitmeme izin verip, her ne olursa olsun doğruluk üzere olmamı söyleyip, benden söz aldı. “Haydi Allah selamet versin oğlum. Allahü teâlâ için ayrıldım. Artık kıyamete kadar bir daha yüzünü göremem” dedi. Küçük bir kafile ile Bağdat’a gitmek üzere yola çıktım. Hemedan’ı geçince, altmış atlı eşkıya çıka geldi. Kafilemizi bastılar. Kervanı soydular. İçlerinden biri benim yanıma geldi. “Ey derviş! Senin de bir şeyin var mı?” diye sordu. “Kırk altınım var” dedim. “Nerededir?” dedi. “Koltuğumun altında dikili” dedim. Alay ediyorum zannetti. Beni bırakıp gitti. Bir başkası geldi, o da sordu. Fakat, o da bırakıp gitti. İkisi birden reislerine gidip, bu durumu söylediler. Reisleri beni çağırttı. Bir yerde, kafileden aldıkları malları taksim ediyorlardı. Yanına gittim. “Altının var mı?” dedi. “Kırk altınım var” dedim. Elbisemin koltuk altını sökmelerini söyledi. Söküp, altınları çıkardılar. “Neden bunu söyledin?” dediler. “Annem, ne olursa olsun yalan söylemememi tembih etti. Doğruluktan ayrılmayacağıma söz verdim. Verdiğim sözde durmam lazım” dedim. Eşkıya reisi, ağlamaya başladı ve; “Bu kadar senedir ben, beni yaratıp, yetiştiren Rabbime verdiğim sözü bozuyorum” dedi. Bu pişmanlığından sonra tövbe edip, haydutluğu bıraktığını söyledi. Yanındakiler de, “İnsanları soymakta, yol kesmede sen bizim reisimiz idin, şimdi tövbe etmekte de reisimiz ol” dediler. Sonra, hepsi tövbe ettiler. Kafileden aldıkları malları sahiplerine geri verdiler. İlk defa benim vesilemle tövbe edenler, bu altmış kişidir.”</p>
<p>Abdülkadir Geylani, Bağdat’a geldi ve buradaki meşhur alimlerden ders almak suretiyle hadis, fıkıh ve tasavvuf ilimlerinde çok iyi yetişti. İlim tahsilini tamamlayıp yetiştikten sonra, vaaz ve ders vermeye başladı. Hocası Ebu Said Mahzumi’nin medresesinde verdiği ders ve vaazlarına gelenler medreseye sığmaz sokaklara taşardı. Bu sebeple, çevresinde bulunan evler de ilave edilmek suretiyle medrese genişletildi. Bu iş için Bağdat halkı çok yardımcı oldu ve zenginler para vererek, fakirler çalışarak yardım ettiler. Derslerine devam edenler arasında pek çok alim yetişti.</p>
<p>Abdülkadir-i Geylani, bir müddet ders verip, hak ve hakikatı anlattıktan sonra, ders ve vaaz vermeyi bıraktı. İnzivaya çekilip, yalnızlığı seçti. Sonra sahralara çıktı. Bağdat’ın Kerh harabelerinde yaşamaya başladı. Bütün vaktini ibadet, riyazet ve mücahede ile nefsinin arzu ve isteklerini yapmamak, istemediklerini yapmakla geçirmeye başladı.</p>
<p>Buyurdu ki: “Irak’ın sahra ve harabelerinde 25 sene insanlardan uzak kaldım. Benim kimseden, kimsenin benden haberi yoktu. Bazen uzun müddet yemezdim ve “açım açım” diye içimin feryadını duyardım. Bazen üzerime öyle ağırlıklar gelirdi ki, bunlar bir dağın üstüne konsa, tahammül edemeyip, paramparça olurdu. Bu sırada; “Muhakkak zorlukla beraber bir kolaylık vardır, şüphesiz zorlukla beraber kolaylık vardır” mealindeki İnşirah sûresinin beşinci ve altıncı âyet-i kerimelerini okuduğumda üzerimdeki ağırlıklar dağılıp, giderdi.”</p>
<p>Devrinin ilim konusunda tek otoritesi olan Abdülkadir Geylani, tasavvuf bilgilerini herkesin anlayacağı şekilde sundu. Ders ve fetva vermeye yirmi sekiz yaşında başladı ve bu hal altmış yaşına kadar devam etti. Tasavvuftaki yoluna onun ismine izafeten “Kadiriyye” adı verildi ve O’ndan ilim ve feyz alan binlerce öğrencisi çeşitli memleketlere giderek İslamiyeti anlattılar. Maddi ve manevi ilimlerdeki derinliği ve üzerindeki manevi lütuf ve rahmetle dinin esaslarını yeniden dirilttiği için kendine “dinin dirilticisi” anlamında “Muhyiddin” denmiş, O da bu ismi Endülüs’te dünyaya gelen ve “Şeyhül Ekber” namıyla ün salan manevi evladı İbni Arabi’ye vermiştir.</p>
<p>Abdülkadir Geylani hazretlerinin insanları gafletten uyaran, kendilerine gelmesine vesile olan pek çok sözü vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:</p>
<p>“İnsanlara rehberlik eden kimsede şu hasletler bulunmazsa, o rehberlik yapamaz. Kusurları örtücü ve bağışlayıcı olması, şefkatli ve yumuşak olması, doğru sözlü ve iyilik yapıcı olması, iyiliği emredip, kötülüklerden men edici olması, misafirperver ve geceleri insanlar uyurken ibadet edici olması, âlim ve cesur olması.”</p>
<p>“Şükrün esası, nimetin sahibini bilmek, bunu kalp ile itiraf etmek ve dille söylemektir.”</p>
<p>“Kalp dünya arzularından birine bağlı kaldığı ve geçici lezzetlerden birinin peşine takılıp gittiği müddetçe, imkanı yok, ahireti sevmiş olamaz.”</p>
<p>“Ey zavallı! Sana fayda vermeyen şeyler hakkında konuşmayı bırak. Dünya ve ahirette sana fayda verecek işlerle uğraş. Boş işlerle uğraşmayı bırak. Kalbinden dünya düşüncelerini çıkar. Çünkü yakında dünyadan alınacak, ahirete götürüleceksin. Dünyada rahat ve hoş bir hayat arama. Hz. Muhammed (S.A.V.); “Hayat, ahiret hayatıdır” buyurdu.”</p>
<p>“Allahü teâlâdan dünya ve ahiretin hayırlarını iste. Sakın; “Ben istiyorum. Fakat Allahü teâlâ vermiyor, ben de bundan sonra istemeyeceğim.” deme. Duaya devam et. Eğer istediğin şey ezelde senin için takdir edilmiş ise, Allahü teâlâdan istedikten sonra, Allahü teâlâ onu sana gönderir. Eğer istediğin o rızık ezelde senin için takdir edilmemiş ise, Allahü teâlâ seni o şeye muhtaç kılmaz ve kendinden gelenlere rıza gösterme nimetini ihsan eder. Eğer Allahü teâlâ senin için fakirlik ve hastalık dilemiş ise, sen de Allahü teâlâya fakirlikten ve hastalıktan kurtulman için yalvarırsın. O zaman Allahü teâlâ sana razı ve memnun olacağın bir hal verir. Eğer, ezelde borçlu olmak takdir edilmişse ve sen de borçtan kurtulmak için dua edersen, Allahü teâlâ alacaklıyı sana kötü muamele etme halinden vaz geçirir. Hatta borcundan azaltma veya hepsini bağışlama haline çevirir. Eğer dünyada borçlu halden kurtarmazsa buna karşılık sana bol sevap verir.”</p>
<p>“Acele etme. Acele eden, ya hata yapar veya hatalı duruma yakın olur. Ağır ve temkinli hareket eden, o işte ya isabet kaydeder veya isabet etmeye yaklaşır. Acele şeytandandır. Ağır ve temkinli hareket etmek Allahü teâlâdandır. Umumiyetle aceleye sebep, dünyalık toplama hırsıdır. Kanaat sahibi ol. Kanaat bitmeyen bir hazinedir.”</p>
<p>“Halinizden şikayette bulunmayın. Sabredin, feryat etmeyin. Doğruluk üzere devam edin. İsteyin, istemekte bıkkınlık göstermeyin. İçinde bulunduğunuz istenmeyen hallerden dolayı ümitsizliğe düşmeyin. Daima ümitli olun. Birbirinize düşman değil, kardeş olun. Birbirinize buğz etmeyin. Allahü teâlâya, rızası için yapılan sabırlar ve tahammüller, asla karşılıksız kalmaz. Onun için bir an olsun sabrediniz, mutlaka, senelerce bu sabrın mükafatını görürsünüz. Ömrü boyunca kahraman lakabıyla meşhur olan, bu lakabı, bir anlık cesareti neticesinde kazanmıştır. Allahü teâlâ Kur’an-ı kerimde mealen; ” Şüphesiz ki, Allah sabredenlerle beraberdir” buyuruyor (Bekara suresi: 153)</p>
<p>“Hayatta olduğunuz müddetçe, ömrü fırsat biliniz. Bir müddet sonra hayat kapısı kapanacak, bu dünyadan ayrılacaksınız. Gücünüz yettiği müddetçe hayırlı işler yapmayı ganimet biliniz. Tövbe kapısı açıkken ve elinizde bu imkan varken bunu fırsat biliniz. Tövbe ediniz. Dua etmeye imkanınız varken, dua ediniz. Salih kimselerle beraber olmayı fırsat biliniz.”</p>
<p>“Mümin kimse küçük günahları da büyük görür. Hz. Muhammed (S.A.V.); “Mümin kimse, günahını dağ gibi görüp, kendi üzerine düşeceğinden korkar. Münafık ise, günahını burnu üzerine konan ve hemen uçan sinek gibi görür” buyurdu.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islammekani.com/hz-abdulkadir-geylani-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
