<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslam Mekanı &#187; Mübarek İnsanlar</title>
	<atom:link href="http://www.islammekani.com/category/mubarek-insanlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islammekani.com</link>
	<description>İslam hakkında birçok bilgiye ulaşabileceğiniz mekanınız.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 28 Jan 2012 17:01:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Hz. Mevlana Tanıtım Videosu</title>
		<link>http://www.islammekani.com/hz-mevlana-tanitim-videosu/</link>
		<comments>http://www.islammekani.com/hz-mevlana-tanitim-videosu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Oct 2010 15:29:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AbdulAllah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mübarek İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Mevlana Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Mevlana Hakkında Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Mevlana Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Mevlana Hayatı Hakkında Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Mevlana Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[Konya Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Konya Hakkında Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Konya Hakkında Video]]></category>
		<category><![CDATA[mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlevilik Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlevilik Hakkında Video]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlevilik Nedir?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islammekani.com/?p=7336</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://tramvay.files.wordpress.com/2007/05/mevlana.jpg" alt="Hz. Mevlana Tanıtım Videosu" title="Hz. Mevlana Tanıtım Videosu" height="150" width="250"><br />Hazreti Mevlana&#8217;yı anlatan bu video ile Konya hakkında da detaylı ve tarihi bilgiler alacaksınız.<hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://tramvay.files.wordpress.com/2007/05/mevlana.jpg" alt="http://tramvay.files.wordpress.com/2007/05/mevlana.jpg" /></p>
<p>Hazreti Mevlana&#8217;yı anlatan bu video ile Konya hakkında da detaylı ve tarihi bilgiler alacaksınız.</p>
<p><p style="text-align: center;"><embed src="https://media.library.utoronto.ca/flashinc/player.swf?file=&amp;dock=true" flashvars="backcolor=0x2A3216&amp;frontcolor=0xFEFF8A&amp;lightcolor=0x000000&amp;type=video" quality="high" bgcolor="#000000" name="mymovie" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="sameDomain" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://www.adobe.com/go/getflashplayer" align="middle" width="541" height="339"></p></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islammekani.com/hz-mevlana-tanitim-videosu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mustafa İslamoğlu &#8211; İmam-ı Azam Ebu Hanife</title>
		<link>http://www.islammekani.com/mustafa-islamoglu-imam-i-azam-ebu-hanife/</link>
		<comments>http://www.islammekani.com/mustafa-islamoglu-imam-i-azam-ebu-hanife/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Jul 2008 19:23:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AbdulAllah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mübarek İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Programlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu Hanife]]></category>
		<category><![CDATA[Ekranlara Gelen İyi Fikir]]></category>
		<category><![CDATA[Hilal Tv]]></category>
		<category><![CDATA[İmam-ı Azam Ebu Hanife]]></category>
		<category><![CDATA[İz Bırakanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa İslamoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islammekani.com/?p=6966</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://rugzo.com/i/r/kry.png" alt="Mustafa İslamoğlu - İmam-ı Azam Ebu Hanife" title="Mustafa İslamoğlu - İmam-ı Azam Ebu Hanife" height="150" width="250"><br /><hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img.blogcu.com/uploads/tarihdengizlisayfalar_vahyin-penceresi-1.jpg" alt="Mustafa İslamoğlu" width="313" height="234" /></p>
<p><object width="512" height="462"><param name="movie" value="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.16" /><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="bgcolor" value="#000000" /><param name="flashVars" value="playlistId=100692991&#038;isCarouselEnabled=1&#038;lang=en-us&#038;intl=us" /><embed src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.16" type="application/x-shockwave-flash" width="512" height="462" flashVars="playlistId=100692991&#038;isCarouselEnabled=1&#038;lang=en-us&#038;intl=us" allowFullScreen="true" bgcolor="#000000"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islammekani.com/mustafa-islamoglu-imam-i-azam-ebu-hanife/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Said Nursi Vecizeleri</title>
		<link>http://www.islammekani.com/said-nursi-vecizeleri/</link>
		<comments>http://www.islammekani.com/said-nursi-vecizeleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 May 2008 00:07:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AbdulAllah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mübarek İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Bediüzzaman]]></category>
		<category><![CDATA[Bediüzzaman Said Nursi]]></category>
		<category><![CDATA[Said Nursi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islammekani.com/?p=6920</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://rugzo.com/i/r/kry.png" alt="Said Nursi Vecizeleri" title="Said Nursi Vecizeleri" height="150" width="250"><br />1- Marîz bir asrın, hasta bir unsurun, alîl bir uzvun reçetesi; ittiba&#8217;-ı Kur&#8217;andır. 2- Azametli [...]<hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="pid_4225">
<p><strong>1-</strong> Marîz bir asrın, hasta bir unsurun, alîl bir uzvun reçetesi; ittiba&#8217;-ı Kur&#8217;andır.</p>
<p><strong>2- </strong>Azametli bahtsız bir kıt&#8217;anın, şanlı tali&#8217;siz bir devletin, değerli sahibsiz bir kavmin reçetesi; ittihad-ı İslâmdır.</p>
<p><strong>3-</strong> Arzı ve bütün nücum ve şümusu tesbih taneleri gibi kaldıracak ve çevirecek kuvvetli bir ele mâlik olmayan kimse, kâinatta dava-yı halk ve iddia-yı icad edemez. Zira herşey, herşeyle bağlıdır.</p>
<p><strong>4- </strong>Haşirde bütün zevi-l ervahın ihyası; mevt-âlûd bir nevm ile kışta uyuşmuş bir sineğin baharda ihya ve inşasından kudrete daha ağır olamaz. Zira kudret-i ezeliye zâtiyedir; tegayyür edemez, acz tahallül edemez, avaik tedahül edemez. Onda meratib olamaz, herşey ona nisbeten birdir.</p>
<p><strong>5-</strong> Sivrisineğin gözünü halkeden, Güneş&#8217;i dahi o halketmiştir.</p>
<p><strong>6- </strong>Pirenin midesini tanzim eden, Manzume-i Şemsiyeyi de o tanzim etmiştir.</p>
<p><strong>7- </strong>Kâinatın te&#8217;lifinde öyle bir i&#8217;caz var ki; bütün esbab-ı tabiiye farz-ı muhal olarak muktedir birer fâil-i muhtar olsalar, yine kemal-i acz ile o i&#8217;caza karşı secde ederek <strong>SUBHANEKE LA KUDRETE LENA İNNEKE ENTEL AZİZÜL HAKİM </strong>diyeceklerdir.</p>
<p><strong>8-</strong> Esbaba tesir-i hakikî verilmemiş, vahdet ve celal öyle ister. Lâkin mülk cihetinde esbab dest-i kudrete perde olmuştur, izzet ve azamet öyle ister. Tâ nazar-ı zahirde, dest-i kudret mülk cihetindeki umûr-u hasise ile mübaşir görülmesin.</p>
<p><strong>9-</strong> Mahall-i taalluk-u kudret olan herşeydeki melekûtiyet ciheti şeffaftır, nezihtir.</p>
<p><strong>10-</strong> Âlem-i şehadet, avalim-ül guyub üstünde tenteneli bir perdedir.</p>
<p><strong>11-</strong> Bir noktayı tam yerinde icad etmek için, bütün kâinatı icad edecek bir kudret-i gayr-ı mütenahî lâzımdır. Zira şu kitab-ı kebir-i kâinatın herbir harfinin, bahusus zîhayat herbir harfinin, herbir cümlesine müteveccih birer yüzü, nâzır birer gözü vardır.</p>
<p><strong>12-</strong> Meşhurdur ki: Hilâl-i îde bakarlardı. Kimse birşey görmedi. İhtiyar bir zât yemin ederek &#8220;Hilâli gördüm.&#8221; dedi. Halbuki gördüğü hilâl değil, kirpiğinin tekavvüs etmiş beyaz bir kılı idi. O kıl nerede? Kamer nerede? Harekât-ı zerrat nerede? Fâil-i teşkil-i enva&#8217; nerede?</p>
<p><strong>13- </strong>Tabiat, misalî bir matbaadır, tâbi&#8217; değil; nakıştır, nakkaş değil; kabildir, fâil değil; mistardır, masdar değil; nizamdır, nâzım değil; kanundur, kudret değil; şeriat-ı iradiyedir, hakikat-ı hariciye değil.</p>
<p><strong>14-</strong> Fıtrat-ı zîşuur olan vicdandaki incizab ve cezbe, bir hakikat-ı cazibedarın cezbesiyledir.</p>
<p><strong>15-</strong> Fıtrat yalan söylemez. Bir çekirdekteki meyelan-ı nümuvv der: &#8220;Ben sünbülleneceğim, meyve vereceğim.&#8221; Doğru söyler. Yumurtada bir meyelan-ı hayat var. Der: &#8220;Piliç olacağım.&#8221; Biiznillah olur. Doğru söyler. Bir avuç su, meyelan-ı incimad ile der: &#8220;Fazla yer tutacağım.&#8221; Metin demir onu yalan çıkaramaz; sözünün doğruluğu demiri parçalar. Şu meyelanlar, iradeden gelen evamir-i tekviniyenin tecellileridir, cilveleridir.</p>
<p><strong>16-</strong> Karıncayı emirsiz, arıyı ya&#8217;subsuz bırakmayan kudret-i ezeliye; elbette beşeri nebisiz bırakmaz. Âlem-i şehadetteki insanlara inşikak-ı Kamer, bir mu&#8217;cize-i Ahmediye (A.S.M.) olduğu gibi, mi&#8217;rac dahi âlem-i melekûttaki melaike ve ruhaniyata karşı bir mu&#8217;cize-i kübra-yı Ahmediyedir ki; nübüvvetinin velayeti bu keramet-i bahire ile isbat edilmiştir ve o parlak zât, berk ve Kamer gibi melekûtta şu&#8217;le-feşan olmuştur.</p>
<p><strong>17-</strong> Kelime-i şehadetin iki kelâmı birbirine şahiddir. Birincisi ikincisine bürhan-ı limmîdir; ikincisi birincisine bürhan-ı innîdir.</p>
<p><strong>18-</strong> Hayat, kesrette bir çeşit tecelli-i vahdettir. Onun için ittihada sevkeder. Hayat, bir şeyi herşeye mâlik eder.</p>
<p><strong>19-</strong> Ruh, bir kanun-u zîvücud-u haricîdir, bir namus-u zîşuurdur. Sabit ve daim fıtrî kanunlar gibi, ruh dahi âlem-i emirden, sıfat-ı iradeden gelmiş, kudret ona vücud-u hissî giydirmiştir. Bir seyyale-i latifeyi o cevhere sadef etmiştir. Mevcud ruh, makul kanunun kardeşidir. İkisi hem daimî, hem âlem-i emirden gelmişlerdir. Şayet nevilerdeki kanunlara kudret-i ezeliye bir vücud-u haricî giydirseydi, ruh olurdu. Eğer ruh, vücudu çıkarsa, şuuru başından indirse, yine lâyemut bir kanun olurdu.</p>
<p><strong>20-</strong> Ziya ile mevcudat görünür, hayat ile mevcudatın varlığı bilinir. Herbirisi birer keşşaftır.<br />
<strong><br />
21-</strong> Nasraniyet, ya intifa veya ıstıfa edip İslâmiyet&#8217;e karşı terk-i silâh edecektir. Nasraniyet birkaç defa yırtıldı, protestanlığa geldi. Protestanlık da yırtıldı, tevhide yaklaştı. Tekrar yırtılmağa hazırlanıyor. Ya intifa bulup sönecek veya hakikî Nasraniyetin esasını câmi&#8217; olan hakaik-i İslâmiyeyi karşısında görecek, teslim olacaktır.</p>
<p>İşte bu sırr-ı azîme, Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm işaret etmiştir ki: &#8220;Hazret-i İsa nâzil olup gelecek, ümmetimden olacak, şeriatımla amel edecektir.&#8221;</p>
<p><strong>22- </strong>Cumhur-u avamı, bürhandan ziyade, me&#8217;hazdaki kudsiyet imtisale sevkeder.</p>
<p><strong>23- </strong>Şeriatın yüzde doksanı -zaruriyat ve müsellemat-ı diniye- birer elmas sütundur. Mesail-i içtihadiye-i hilafiye, yüzde ondur. Doksan elmas sütun, on altunun himayesine verilmez. Kitablar ve içtihadlar Kur&#8217;ana dûrbîn olmalı, âyine olmalı; gölge ve vekil olmamalı!</p>
<p><strong>24-</strong> Her müstaid; nefsi için içtihad edebilir, teşri&#8217; edemez.</p>
<p><strong>25-</strong> Bir fikre davet, cumhur-u ülemanın kabulüne vâbestedir. Yoksa davet bid&#8217;attır, reddedilir.</p>
<p><strong>26- </strong>İnsan fıtraten mükerrem olduğundan, hakkı arıyor. Bazan bâtıl eline gelir; hak zannederek koynunda saklar. Hakikatı kazarken, ihtiyarsız dalalet başına düşer; hakikat zannederek kafasına giydiriyor.</p>
<p><strong>27-</strong> Birbirinden eşeff ve eltaf, kudretin çok âyineleri vardır; sudan havaya, havadan esîre, esîrden âlem-i misale, âlem-i misalden âlem-i ervaha, hattâ zamana, fikre tenevvü&#8217; ediyor. Hava âyinesinde bir kelime milyonlar kelimat olur. Kalem-i kudret, şu sırr-ı tenasülü pek acib istinsah ediyor. İn&#8217;ikas, ya hüviyeti veya hüviyetle mahiyeti tutar. Kesifin timsalleri birer meyyit-i müteharriktir. Bir ruh-u nuranînin kendi âyinelerinde olan timsalleri, birer hayy-ı murtabıttır; aynı olmasa da, gayrı da değildir.</p>
<p><strong>28-</strong> Şems hareket-i mihveriyesiyle silkinse, meyveleri düşmez; silkinmezse, yemişleri olan seyyarat düşüp dağılacaktır.</p>
<p><strong>29- </strong>Nur-u fikir, ziya-yı kalb ile ışıklanıp mezcolmazsa, zulmettir, zulüm fışkırır. Gözün muzlim nehar-ı ebyazı, muzii (Haşiye) leyle-i süveyda ile mezcolmazsa basarsız olduğu gibi, fikret-i beyzada süveyda-i kalb bulunmazsa, basiretsizdir.</p>
<p><strong>(Haşiye):</strong> Meali: Gözün gündüze benzeyen beyazı, geceye benzeyen siyahlığıyla beraber olmazsa; göz, göz olmaz.</p>
<p><strong>30-</strong> İlimde iz&#8217;an-ı kalb olmazsa, cehildir. İltizam başka, itikad başkadır.</p>
<p><strong>31-</strong> Bâtıl şeyleri iyice tasvir, safi zihinleri idlâldir.</p>
<p><strong>32- </strong>Âlim-i mürşid, koyun olmalı; kuş olmamalı. Koyun, kuzusuna süt; kuş, yavrusuna kay verir.</p>
<p><strong>33- </strong>Bir şey&#8217;in vücudu, bütün eczasının vücuduna vâbestedir. Ademi ise, bir cüz&#8217;ünün ademiyle olduğundan; zaîf adam, iktidarını göstermek için tahrib tarafdarı oluyor, müsbet yerine menfîce hareket ediyor.</p>
<p><strong>34- </strong>Desatir-i hikmet, nevamis-i hükûmetle; kavanin-i hak, revabıt-ı kuvvetle imtizac etmezse cumhur-u avamda müsmir olamaz.</p>
<p><strong>35- </strong>Zulüm, başına adalet külâhını geçirmiş; hıyanet, hamiyet libasını giymiş; cihada bagy ismi takılmış, esarete hürriyet namı verilmiş. Ezdad, suretlerini mübadele etmişler.</p>
<p><strong>36- </strong>Menfaat üzerine dönen siyaset, canavardır.</p>
<p><strong>37- </strong>Aç canavara karşı tahabbüb; merhametini değil, iştihasını açar. Hem de diş ve tırnağının kirasını da ister.</p>
<p><strong>38-</strong> Zaman gösterdi ki: Cennet ucuz değil, Cehennem dahi lüzumsuz değil.</p>
<p><strong>39-</strong> Dünyaca havas tanınan insanlardaki meziyet, sebeb-i tevazu&#8217; ve mahviyet iken; tahakküm ve tekebbüre sebeb olmuştur. Fukaranın aczi, avamın fakrı sebeb-i merhamet ve ihsan iken; esaret ve mahkûmiyetlerine müncer olmuştur.</p>
<p><strong>40-</strong> Bir şeyde mehasin ve şeref hasıl oldukça, havassa peşkeş ederler; seyyiat olsa, avama taksim ederler.</p>
<p><strong>41-</strong> Gaye-i hayal olmazsa veyahut nisyan veya tenasi edilse; ezhan enelere dönüp etrafında gezerler.</p>
<p><strong>42-</strong> Bütün ihtilalat ve fesadın asıl madeni ve bütün ahlâk-ı rezilenin muharrik ve menba&#8217;ı tek iki kelimedir:</p>
<p><strong>Birinci Kelime:</strong> &#8220;Ben tok olsam, başkası açlıktan ölse bana ne!&#8221;</p>
<p><strong>İkinci Kelime:</strong> &#8220;İstirahatim için zahmet çek; sen çalış, ben yiyeyim.&#8221;</p>
<p>Birinci kelimenin ırkını kesecek tek bir devası var ki, o da vücub-u zekattır.</p>
<p>İkinci kelimenin devası, hurmet-i ribadır. Adalet-i Kur&#8217;aniye âlem kapısında durup, ribaya &#8220;Yasaktır, girmeye hakkın yoktur&#8221; der. Beşer bu emri dinlemedi, büyük bir sille yedi. Daha müdhişini yemeden, dinlemeli!..</p>
<p><strong>43-</strong> Devletler, milletler muharebesi; tabakat-ı beşer muharebesine terk-i mevki ediyor. Zira beşer esir olmak istemediği gibi, ecîr olmak da istemez.</p>
<p><strong>44-</strong> Tarîk-ı gayr-ı meşru ile bir maksadı takib eden, galiben maksudunun zıddıyla ceza görür, Avrupa muhabbeti gibi gayr-ı meşru muhabbetin akibetinin mükâfatı, mahbubun gaddarane adavetidir.</p>
<p><strong>45-</strong> Maziye, mesaibe kader nazarıyla ve müstakbele, maasiye teklif noktasında bakmak lâzımdır. Cebr ve İtizal, burada barışırlar.</p>
<p><strong>46- </strong>Çaresi bulunan şeyde acze, çaresi bulunmayan şeyde ceza&#8217;a iltica etmemek gerektir.</p>
<p><strong>47-</strong> Hayatın yarası iltiyam bulur. İzzet-i İslâmiyenin ve namusun ve izzet-i milliyenin yaraları pek derindir.</p>
<p><strong>48- </strong>Öyle zaman olur ki; bir kelime bir orduyu batırır, bir gülle otuz milyonun mahvına sebeb olur. (Haşiye) Öyle şerait tahtında olur ki; küçük bir hareket, insanı a&#8217;lâ-yı illiyyîne çıkarır ve öyle hal olur ki; küçük bir fiil, insanı esfel-i safilîne indirir.</p>
<p><strong>(Haşiye): </strong>Sırp bir neferin Avusturya Veliahdine attığı bir tek gülle; eski harb-i umumîyi patlattırdı, otuz milyon nüfusun mahvına sebeb oldu.</p>
<p><strong>49- </strong>Bir tane sıdk, bir harman yalanları yakar. Bir tane hakikat, bir harman hayalata müreccahtır. <strong>LA YELZEMU MİN LÜZUMİ SIDKİ KÜLLİ KAVLİN KAVLÜ KÜLLİ SIDK</strong></p>
<p>Her sözün doğru olmalı; fakat her doğruyu söylemek, doğru değil.</p>
<p><strong>50-</strong> Güzel gören, güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır.</p>
<p><strong>51-</strong> İnsanları canlandıran emeldir; öldüren ye&#8217;stir.</p>
<p><strong>52-</strong> Eskiden beri i&#8217;la-yı kelimetullah ve beka-yı istiklaliyet-i İslâm için farz-ı kifaye-i cihadı deruhde ile kendini, yek-vücud olan âlem-i İslâm&#8217;a fedaya vazifedar ve hilafete bayrakdar görmüş olan bu devlet-i İslâmiyenin felâketi; âlem-i İslâmın saadet ve hürriyet-i müstakbelesiyle telafi edilecektir. Zira şu musibet, maye-i hayatımız olan uhuvvet-i İslâmiyenin inkişafını hârikulâde ta&#8217;cil etti.</p>
<p><strong>53- </strong>Hristiyanlığın malı olmayan mehasin-i medeniyeti ona mal etmek ve İslâmiyetin düşmanı olan tedenniyi ona dost göstermek, feleğin ters dönmesine delildir.</p>
<p><strong>54-</strong> Paslanmış bîhemta bir elmas, daima mücella cama müreccahtır.</p>
<p><strong>55-</strong> Herşeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir, göz ise maneviyatta kördür.</p>
<p><strong>56-</strong> Mecaz, ilmin elinden cehlin eline düşse, hakikata inkılab eder; hurafata kapı açar.</p>
<p><strong>57-</strong> İhsan-ı İlahîden fazla ihsan, ihsan değildir. Her şeyi, olduğu gibi tavsif etmek gerektir.</p>
<p><strong>58-</strong> Şöhret, insanın malı olmayanı dahi insana maleder.</p>
<p><strong>59-</strong> Hadîs, maden-i hayat ve mülhim-i hakikattır.</p>
<p><strong>60-</strong> İhya-yı din, ihya-yı millettir. Hayat-ı din, nur-u hayattır.</p>
<p><strong>61-</strong> Nev&#8217;-i beşere rahmet olan Kur&#8217;an; ancak umumun, lâakal ekseriyetin saadetini tazammun eden bir medeniyeti kabul eder. Medeniyet-i hazıra, beş menfî esas üzerine teessüs etmiştir:</p>
<p><strong>1-</strong> Nokta-i istinadı, kuvvettir. O ise, şe&#8217;ni tecavüzdür.</p>
<p><strong>2- </strong>Hedef-i kasdı menfaattır. O ise, şe&#8217;ni tezahümdür.</p>
<p><strong>3-</strong> Hayatta düsturu, cidaldir. O ise, şe&#8217;ni, tenazu&#8217;dur.</p>
<p><strong>4-</strong> Kitleler mabeynindeki rabıtası, âheri yutmakla beslenen unsuriyet ve menfî milliyettir. O ise, şe&#8217;ni müdhiş tesadümdür.</p>
<p><strong>5-</strong> Cazibedar hizmeti, heva ve hevesi teşci&#8217; ve arzularını tatmindir. O heva ise, insanın mesh-i manevîsine sebebdir.</p>
<p><strong>Şeriat-ı Ahmediyenin (A.S.M.) tazammun ettiği ve emrettiği medeniyet ise:</strong> Nokta-i istinadı, kuvvete bedel haktır ki; şe&#8217;ni, adalet ve tevazündür. Hedefi de, menfaat yerine fazilettir ki; şe&#8217;ni, muhabbet ve tecazübdür. Cihet-ül vahdet de, unsuriyet ve milliyet yerine, rabıta-i dinî ve vatanî ve sınıfîdir ki; şe&#8217;ni samimî uhuvvet ve müsalemet ve haricin tecavüzüne karşı, yalnız tedafü&#8217;dür. Hayatta, düstur-u cidal yerine düstur-u teavündür ki; şe&#8217;ni, ittihad ve tesanüddür. Heva yerine hüdadır ki; şe&#8217;ni, insaniyeten terakki ve ruhen tekâmüldür.</p>
<p>Mevcudiyetimizin hâmisi olan İslâmiyetten elini gevşetme, dört el ile sarıl; yoksa mahvolursun.</p>
<p><strong>62- </strong>Musibet-i âmme, ekseriyetin hatasından terettüb eder. Musibet; cinayetin neticesi, mükâfatın mukaddemesidir.</p>
<p><strong>63-</strong> Şehid kendini hayy bilir. Feda ettiği hayatı, sekeratı tatmadığından, gayr-ı münkatı&#8217; ve bâki görüyor. Yalnız daha nezih olarak buluyor.</p>
<p><strong>64-</strong> Adalet-i mahza-i Kur&#8217;aniye; bir masumun hayatını ve kanını, hattâ umum beşer için de olsa, heder etmez. İkisi nazar-ı kudrette bir olduğu gibi, nazar-ı adalette de birdir. Hodgâmlık ile, öyle insan olur ki; ihtirasına mani herşey&#8217;i, hattâ elinden gelirse dünyayı harab ve nev&#8217;-i beşeri mahvetmek ister.</p>
<p><strong>65-</strong> Havf ve za&#8217;f, tesirat-ı hariciyeyi teşci&#8217; eder.</p>
<p><strong>66-</strong> Muhakkak maslahat, mevhum mazarrata feda edilmez.</p>
<p><strong>67-</strong> Şimdilik İstanbul siyaseti, İspanyol hastalığı gibi bir hastalıktır.</p>
<p><strong>68- </strong>Deli adama &#8220;iyisin, iyisin&#8221; denilse iyileşmesi, iyi adama &#8220;fenasın, fenasın&#8221; denilse fenalaşması nâdir değildir.</p>
<p><strong>69-</strong> Düşmanın düşmanı, düşman kaldıkça dosttur; düşmanın dostu, dost kaldıkça düşmandır.</p>
<p><strong>70-</strong> İnadın işi: Şeytan birisine yardım etse; &#8220;Melektir&#8221; der, rahmet</p>
<p>okur; muhalifinde melek görse, &#8220;libasını değiştirmiş şeytandır.&#8221; der, lanet eder.</p>
<p><strong>71- </strong>Bir derdin dermanı, başka bir derde zehir olabilir. Bir derman, haddinden geçse, dert getirir.</p>
<p><strong>72- EL CEMİYYETÜLLETİ FİHET TESANÜDÜ ALETÜN HULİKAT Lİ TAHRİKİS SEKENAT&#8230; VEL CEMİYYETÜLLETİ FİHET TEHASÜDÜ ALETÜN HULİKAT Lİ TESKİNİL HAREKET&#8230;</strong></p>
<p><strong>73-</strong> Cemaatte vâhid-i sahih olmazsa; cem&#8217; ve zamm, kesir darbı gibi küçültür. (Haşiye)</p>
<p><strong>(Haşiye):</strong> Hesabda malûmdur ki; darb ve cem&#8217;, ziyadeleştirir. Dört kerre dört, onaltı olur. Fakat kesirlerde darb ve cem&#8217;, bilakis küçültür. Sülüsü sülüs ile darbetmek, tüsü&#8217; olur; yani, dokuzda bir olur. Aynen onun gibi, insanlarda sıhhat ve istikamet ile vahdet olmazsa; ziyadeleşmekle küçülür, bozuk olur, kıymetsiz olur.</p>
<p><strong>74-</strong> Adem-i kabul, kabul-ü ademle iltibas olunur. Adem-i kabul; adem-i delil-i sübut, onun delilidir. Kabul-ü adem, delil-i adem ister. Biri şek, biri inkârdır.</p>
<p><strong>75-</strong> İmanî mes&#8217;elelerde şübhe, bir delili, hattâ yüz delili atsa da; medlûle îras-ı zarar edemez. Çünki binler delil var.</p>
<p><strong>76-</strong> Sevad-ı a&#8217;zama ittiba edilmeli. Ekseriyete ve sevad-ı a&#8217;zama dayandığı zaman, lâkayd Emevîlik, en nihayet Ehl-i Sünnet cemaatine girdi. Adedce ekalliyette kalan salabetli Alevîlik, en nihayet az bir kısmı Râfızîliğe dayandı.</p>
<p><strong>77- </strong>Hakta ittifak, ehakta ihtilaf olduğundan; bazan hak, ehaktan ehaktır; hasen, ahsenden ahsendir. Herkes kendi mesleğine &#8220;Hüve hak&#8221; demeli, &#8220;Hüve-l hak&#8221; dememeli. Veyahut &#8220;Hüve hasen&#8221; demeli, &#8220;Hüve-l hasen&#8221; dememeli.</p>
<p><strong>78-</strong> Cennet olmazsa, Cehennem tazib etmez.</p>
<p><strong>79-</strong> Zaman ihtiyarlandıkça, Kur&#8217;an gençleşiyor; rumuzu tavazzuh ediyor. Nur, nâr göründüğü gibi; bazan şiddet-i belâgat dahi, mübalağa görünür.</p>
<p><strong>80-</strong> Hararetteki meratib, bürûdetin tahallülü iledir; hüsündeki derecat, kubhun tedahülü iledir. Kudret-i ezeliye zâtiyedir, lâzımedir, zaruriyedir; acz tahallül edemez, meratib olamaz, herşey ona nisbeten müsavidir.</p>
<p><strong>81-</strong> Şemsin feyz-i tecellisi olan timsali, denizin sathında ve denizin katresinde aynı hüviyeti gösteriyor.</p>
<p><strong>82- </strong>Hayat, cilve-i tevhiddendir, müntehası da vahdet kesbediyor.</p>
<p><strong>83-</strong> İnsanlarda veli, Cum&#8217;ada dakika-i icabe, Ramazanda Leyle-i Kadir, Esma-i Hüsnada İsm-i A&#8217;zam, ömürde ecel meçhul kaldıkça; sair efrad dahi kıymetdar kalır, ehemmiyet verilir. Yirmi sene mübhem bir ömür, nihayeti muayyen bin sene ömre müreccahtır.</p>
<p><strong>84-</strong> Dünyada masiyetin akibeti, ikab-ı uhrevîye delildir.</p>
<p><strong>85-</strong> Rızk, hayat kadar kudret nazarında ehemmiyetlidir. Kudret çıkarıyor, kader giydiriyor, inayet besliyor. Hayat; muhassal-ı mazbuttur, görünür. Rızk; gayr-ı muhassal, tedricî münteşirdir, düşündürür. Açlıktan ölmek yoktur. Zira bedende şahm ve saire suretinde iddihar olunan gıda bitmeden evvel ölüyor. Demek, terk-i âdetten neş&#8217;et eden maraz öldürür; rızıksızlık değil.</p>
<p><strong>86-</strong> Âkil-ül lahm vahşilerin helâl rızıkları, hayvanatın hadsiz cenazeleridir; hem rûy-i zemini temizliyorlar, hem rızıklarını buluyorlar.</p>
<p><strong>87-</strong> Bir lokma kırk paraya, diğer bir lokma on kuruşa. Ağıza girmeden ve boğazdan geçtikten sonra birdirler. Yalnız, birkaç saniye ağızda bir fark var. Müfettiş ve kapıcı olan kuvve-i zaikayı taltif ve memnun etmek için birden ona gitmek, israfın en sefihidir.</p>
<p><strong>88-</strong> Lezaiz çağırdıkça, sanki yedim demeli. Sanki yedimi düstur yapan; &#8220;Sanki yedim&#8221; namındaki bir mescidi yiyebilirdi, yemedi.</p>
<p><strong>89-</strong> Eskiden ekser İslâm aç değildi, tereffühe ihtiyar vardı. Şimdi açtır, telezzüze ihtiyar yoktur.</p>
<p><strong>90-</strong> Muvakkat lezzetten ziyade, muvakkat eleme tebessüm etmeli; hoş geldin demeli. Geçmiş lezaiz, ah vah dedirtir. &#8220;Ah!&#8221; müstetir bir elemin tercümanıdır. Geçmiş âlâm, &#8220;Oh!&#8221; dedirtir. O &#8220;Oh&#8221; muzmer bir lezzet ve nimetin muhbiridir.</p>
<p><strong>91-</strong> Nisyan dahi bir nimettir. Yalnız her günün âlâmını çektirir, müterakimi unutturur.</p>
<p><strong>92- </strong>Derece-i hararet gibi, her musibette bir derece-i nimet vardır. Daha büyüğünü düşünüp, küçükteki derece-i nimeti görüp, Allah&#8217;a şükretmeli. Yoksa isti&#8217;zam ile üflense, şişer; merak edilse, ikileşir; kalbdeki misali, hayali, hakikata inkılab eder.. o da kalbi döver.</p>
<p><strong>93-</strong> Her adam için, heyet-i içtimaiyede görmek ve görünmek için mertebe denilen bir penceresi vardır. O pencere kamet-i kıymetinden yüksek ise, tekebbür ile tetavül edecek; eğer kamet-i kıymetinden aşağı ise, tevazu&#8217; ile tekavvüs edecek ve eğilecek.. tâ o seviyede görsün ve görünsün. İnsanda büyüklüğün mikyası; küçüklüktür, yani tevazu&#8217;dur. Küçüklüğün mizanı; büyüklüktür, yani tekebbürdür.</p>
<p><strong>94-</strong> Zaîfin kavîye karşı izzet-i nefsi, kavîde tekebbür olur; kavînin zaîfe karşı tevazu&#8217;u, zaîfte tezellül olur. Bir ulü-l emrin makamındaki ciddiyeti, vakardır; mahviyeti, zillettir.. hanesindeki ciddiyeti, kibirdir; mahviyeti tevazu&#8217;dur. Ferd mütekellim-i vahde olsa, müsamahası ve fedakârlığı amel-i sâlihtir; mütekellim-i maalgayr olsa, hıyanettir, amel-i talihtir. Bir şahıs, kendi namına hazm-ı nefs eder, tefahur edemez; millet namına tefahur eder, hazm-ı nefs edemez.</p>
<p><strong>95-</strong> Tertib-i mukaddematta &#8220;tefviz&#8221; tenbelliktir, terettüb-ü neticede tevekküldür. Semere-i sa&#8217;yine ve kısmetine rıza; kanaattır, meyl-i sa&#8217;yi kuvvetlendirir. Mevcuda iktifa, dûn-himmetliktir.</p>
<p><strong>96- </strong>Evamir-i şer&#8217;iyeye karşı itaat ve isyan olduğu gibi, evamir-i tekviniyeye karşı da itaat ve isyan vardır. Birincisinde mükâfat ve mücazatın ekseri âhirette; ikincisinde, ağlebi dünyada olur. Meselâ: Sabrın mükâfatı zaferdir, ataletin mücazatı sefalettir, sa&#8217;yin sevabı servettir, sebatın mükâfatı galebedir. Müsavatsız adalet, adalet değildir.</p>
<p><strong>97-</strong> Temasül tezadın sebebidir, tenasüb tesanüdün esasıdır, sıgar-ı nefs tekebbürün menba&#8217;ıdır, za&#8217;f gururun madenidir, acz muhalefetin menşeidir, merak ilmin hocasıdır.</p>
<p><strong>98- </strong>Kudret-i Fâtıra ihtiyaç ile, hususan açlık ihtiyacıyla; başta insan bütün hayvanatı gemlendirip, nizama sokmuş. Hem âlemi herc ü mercden halas edip, hem ihtiyacı medeniyete üstad ederek, terakkiyatı temin etmiştir.</p>
<p><strong>99-</strong> Sıkıntı, sefahetin muallimidir. Ye&#8217;s, dalalet-i fikrin; zulmet-i kalb, ruh sıkıntısının menba&#8217;ıdır.</p>
<p><strong>100- İZA TEENNES ERRİCALÜ BİTTEHEVVÜSİ&#8230; TERECCELEN NİSAİ BİL TEVAKKUHİ</strong></p>
<p>Bir meclis-i ihvana güzel bir karı girdikçe; riya, rekabet, hased damarı intibah eder. Demek inkişaf-ı nisvandan, medenî beşerde ahlâk-ı seyyie inkişaf eder.</p>
<p><strong>101-</strong> Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin rolü ehemmiyetlidir.</p>
<p><strong>102- </strong>Memnu&#8217; heykel; ya bir zulm-ü mütehaccir, ya bir heves-i mütecessim veya bir riya-yı mütecessiddir.</p>
<p><strong>103-</strong> İslâmiyetin müsellematını tamamen imtisal ettiği cihetle bihakkın daire-i dâhiline girmiş zâtta; meyl-üt tevsi&#8217; meyl-üt tekemmüldür. Lâkaydlık ile haricde sayılan zâtta meyl-üt tevsi&#8217;, meyl-üt tahribdir. Fırtına ve zelzele zamanında; değil içtihad kapısını açmak, belki pencerelerini de kapatmak maslahattır. Lâübaliler ruhsatlarla okşanılmaz; azimetlerle, şiddetle ikaz edilir.</p>
<p><strong>104-</strong> Bîçare hakikatlar, kıymetsiz ellerde kıymetsiz olur.</p>
<p><strong>105-</strong> Küremiz hayvana benziyor, âsâr-ı hayat gösteriyor. Acaba yumurta kadar küçülse, bir nevi hayvan olmayacak mıdır? Veya bir mikrop küremiz kadar büyüse, ona benzemeyecek midir? Hayatı varsa, ruhu da vardır. Âlem, insan kadar küçülse, yıldızları zerrat ve cevahir-i ferdiye hükmüne geçse; o da bir hayvan-ı zîşuur olmayacak mıdır? Allah&#8217;ın böyle çok hayvanları var.</p>
<p><strong>106-</strong> Şeriat ikidir:</p>
<p><strong>Birincisi:</strong> Âlem-i asgar olan insanın ef&#8217;al ve ahvalini tanzim eden ve sıfat-ı kelâmdan gelen bildiğimiz şeriattır.</p>
<p><strong>İkincisi: </strong>İnsan-ı ekber olan âlemin harekât ve sekenatını tanzim eden, sıfat-ı iradeden gelen şeriat-ı kübra-yı fıtriyedir ki; bazan yanlış olarak tabiat tesmiye edilir. Melaike bir ümmet-i azîmedir ki, sıfat-ı iradeden gelen ve şeriat-ı fıtriye denilen evamir-i tekviniyesinin hamelesi ve mümessili ve mütemessilleridirler.</p>
<p><strong>107-</strong> <strong>İZA VEZENTE BEYNE HAVASSİ HÜVEYNETİN HURDEBİNİYYETİN VE HAVASSİL İNSANİ TERA SİRRAN ACİBEN &#8230; İNNEL İNSANE KESURETİ YASİN KÜTİBE FİHA SURETÜ YASİN&#8230;</strong></p>
<p><strong>108- </strong>Maddiyyunluk manevî taundur ki, beşere şu müdhiş sıtmayı tutturdu, gazab-ı İlahîye çarptırdı. Telkin ve tenkid kabiliyeti tevessü&#8217; ettikçe, o taun da tevessü&#8217; eder</p>
<p><strong>109-</strong> En bedbaht, en muzdarib, en sıkıntılı; işsiz adamdır. Zira atalet ademin biraderzadesidir; sa&#8217;y, vücudun hayatı ve hayatın yakazasıdır.</p>
<p><strong>110-</strong> Ribanın kap ve kapıları olan bankaların nef&#8217;i; beşerin fenası olan gâvurlara ve onların en zalimlerine ve bunların en sefihlerinedir. Âlem-i İslâma zarar-ı mutlaktır; mutlak beşerin refahı nazara alınmaz. Zira gâvur harbî ve mütecaviz ise, hürmetsiz ve ismetsizdir.</p>
<p><strong>111-</strong> Cum&#8217;ada hutbe; zaruriyat ve müsellematı tezkirdir, nazariyatı talim değildir. İbare-i Arabiye daha ulvî ihtar eder. Hadîs ile âyet müvazene edilse, görünür ki; beşerin en beligi dahi, âyetin belâgatına yetişemez, ona benzemez.</p>
<p><strong>Said Nursî</strong></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islammekani.com/said-nursi-vecizeleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Risale-i Nur Külliyatı</title>
		<link>http://www.islammekani.com/risale-i-nur-kulliyati/</link>
		<comments>http://www.islammekani.com/risale-i-nur-kulliyati/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 May 2008 00:05:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AbdulAllah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Mübarek İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Bediüzzaman]]></category>
		<category><![CDATA[Bediüzzaman Said Nursi]]></category>
		<category><![CDATA[İndir]]></category>
		<category><![CDATA[Risale-i Nur]]></category>
		<category><![CDATA[Risale-i Nur Külliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Said Nursi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islammekani.com/?p=6919</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://rugzo.com/i/r/kry.png" alt="Risale-i Nur Külliyatı" title="Risale-i Nur Külliyatı" height="150" width="250"><br />Kitaplari indirmek Için Kitaplarin Altindaki resimlere Tiklayiniz. ASA-YI MUSA Kur’ânî bir bakis açisi ile etrafimizdaki [...]<hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><span style="font-size: medium;"><strong>Kitaplari indirmek Için Kitaplarin Altindaki resimlere Tiklayiniz.</strong></span></p>
<p><strong>ASA-YI MUSA</strong></p>
<p>Kur’ânî bir bakis açisi ile etrafimizdaki varliklari inceleyen bir eser.Ayrica ibâdet, gençlik,ölümden sonra dirilis ve âhiret inanci ile dünyadaki mutluluk arasindaki iliskiler de ele aliniyor.</p>
<p><a href="http://dosya.ezan.gen.tr/risale/asayimusa.zip" target="_blank"><img id="ncode_imageresizer_container_3" src="http://www.ezan.gen.tr/moduller/risale/images/asayimusa.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p><strong>EMIRDAG LAHIKASI</strong></p>
<p>Nur Müellifinin Emirdag’da ikameti esnasinda Isparta, Kastamonu, Istanbul, Ankara ve üniversite talebeleri ile Anadolu’da Nurlarin nesre basladigi yerlerdeki talebelerine hizmetle ve onlarin suallerine cevaben yazdigi mektuplari</p>
<p><a href="http://dosya.ezan.gen.tr/risale/emirdag_lahikasi.zip" target="_blank"><img id="ncode_imageresizer_container_8" src="http://www.ezan.gen.tr/moduller/risale/images/emirdaglahikasi.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p><strong>ISÂRÂTÜ’L-I’CÂZ</strong></p>
<p>Birinci Dünya Savasi sirasinda cephede yazilan olaganüstü bir eser. Çagimiz insaninin ihtiyaci olan Kur’ân’in yep yeni yorumlari, ince mânâlari, ilimlerin kesfiyle anlasilan gerçekler.</p>
<p><a href="http://dosya.ezan.gen.tr/risale/isarat-ul_icaz.zip" target="_blank"><img id="ncode_imageresizer_container_4" src="http://www.ezan.gen.tr/moduller/risale/images/isaratulicaz.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p><strong>LEM’ALAR</strong></p>
<p>Gençlere, ögrencilere, hasta ve yaslilara, ilim adamlarina, hanimlara, daha dogru bir deyisle hepimize gerekli olan hayat ve imân prensipleri. Peygamberimizin (a.s.m.); bizzat yasayarak gösterdigi saadet yolu.</p>
<p><a href="http://dosya.ezan.gen.tr/risale/lemalar.zip" target="_blank"><img id="ncode_imageresizer_container_5" src="http://www.ezan.gen.tr/moduller/risale/images/lemalar.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p><strong>Mesnevî-i Nûriye</strong></p>
<p>Risale-i Nur Külliyatinin bir çekirdegi. Insana Rabbini tanitan yollar, nefisle mücadelesinde takip edecegi esaslar, iman hakikatlerinin açiklamalari&#8230;</p>
<p><a href="http://dosya.ezan.gen.tr/risale/mesnevi-i_nuriye.zip" target="_blank"><img id="ncode_imageresizer_container_10" src="http://www.ezan.gen.tr/moduller/risale/images/mesneviinuriye.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p><strong>SIKKE-I TASDIK-I GAYBI</strong></p>
<p>Kur’ân-i Kerim’in 33 âyetinin, Hazret-i Ali’nin (r.a.); ve Abdülkadir Geylânî’nin Risale-i Nur’a gaybî isaretlerinin izahi</p>
<p><a href="http://dosya.ezan.gen.tr/risale/sikke-i_tasdik-i_gaybi.zip" target="_blank"><img id="ncode_imageresizer_container_6" src="http://www.ezan.gen.tr/moduller/risale/images/sikkeitasdikigaybi.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p><strong>SUÂLAR</strong></p>
<p>Kâinattan Yaraticiyi soran bir seyyahin gözlemleri. Akli ve duygulari dengeleyerek yönlendiren prensipler. Hayatimiza yön verecek esaslar. Çagdas bir Islâm klâsigi.</p>
<p><a href="http://dosya.ezan.gen.tr/risale/sualar.zip" target="_blank"><img id="ncode_imageresizer_container_7" src="http://www.ezan.gen.tr/moduller/risale/images/sualar.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p><strong>BARLA LAHIKASI</strong></p>
<p>Risale-i Nur’un Barla’da nesre basladigi dönemde ilk talebelerinin samimî hissiyat, kalbî ve ruhî istifadelerini dile getirdikleri mektuplar ve Hz. Üstadin bunlara verdigi cevaplari içine alan bir eser.</p>
<p><a href="http://dosya.ezan.gen.tr/risale/barla_lahikasi.zip" target="_blank"><img id="ncode_imageresizer_container_12" src="http://www.ezan.gen.tr/moduller/risale/images/barlalahikasi.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p><strong>KASTAMONU LAHIKASI</strong></p>
<p>Nur Müellifinin, Kastamonu’da talebeleri ile Nurun inkisafi, mahiyeti, kiymeti, deruhte ettigi iman hizmeti, talebelerin hizmet tarzlari ve din düsmanlari ile mücadele sekillerini konu edinen karsilikli mektuplari.</p>
<p><a href="http://dosya.ezan.gen.tr/risale/kastamonu_lahikasi.zip" target="_blank"><img id="ncode_imageresizer_container_13" src="http://www.ezan.gen.tr/moduller/risale/images/kastamonulahikasi.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p><strong>MEKTÛBÂT</strong></p>
<p>Tek Allah’a inanç (Tevhid);, Peygamber (a.s.m.); mûcizeleri, Islâmda reform, milliyetçilik, oruç gibi konularda zihinleri kurcalayan suallere verilen cevaplar.</p>
<p><a href="http://dosya.ezan.gen.tr/risale/mektubat.zip" target="_blank"><img id="ncode_imageresizer_container_15" src="http://www.ezan.gen.tr/moduller/risale/images/mektubat.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p><strong>MUHAKEMAT</strong></p>
<p>Her cümlesi bir kaide derinligini tasiyan eser. Zordur, çetindir, fakat düsünmekten ve zorluklari akil yoluyla çözmekten hoslananlar için bulunmaz bir kaynak. Mantikli ve saglam düsüncenin; dogru konusup, dogru yazmanin ölçüleri</p>
<p><a href="http://dosya.ezan.gen.tr/risale/muhakemat.zip" target="_blank"><img id="ncode_imageresizer_container_11" src="http://www.ezan.gen.tr/moduller/risale/images/muhakemat.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p><strong>SÖZLER</strong></p>
<p>Allah, kâinat ve insan münasebetlerinin, çagimiz anlayisina hitap eden bir uslûpla ve Kur’ân’in dürbünüyle anlatilmasi.</p>
<p><a href="http://dosya.ezan.gen.tr/risale/sozler.zip" target="_blank"><img id="ncode_imageresizer_container_16" src="http://www.ezan.gen.tr/moduller/risale/images/sozler.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p>TARIHÇE-I HAYAT</p>
<p>Dahilde ve hariçte fevkalâde inkisaf ve hizmete medar olan Risale-i Nur müellifinin yazi, mektup ve müdafâlarindan derlenmis ve bizzat kendisi tarafindan tashih edilmis çok kiymetli ve önemli bir eser.</p>
<p><a href="http://dosya.ezan.gen.tr/risale/tarihce-i_hayat.zip" target="_blank"><img id="ncode_imageresizer_container_14" src="http://www.ezan.gen.tr/moduller/risale/images/tarihceihayat.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p><strong>Risale-i Nur Külliyati Toplu Halde  (11 Kitap);</strong> <strong>Risale-i Nur Külliyati Küçük Risaleler(10 Kitap);</strong></p>
<p><a href="http://dosya.ezan.gen.tr/risale/Tum_Risale-i_Nur_Kulliyati.zip" target="_blank"><img id="ncode_imageresizer_container_17" src="http://www.ezan.gen.tr/moduller/risale/images/risale.jpg" border="0" alt="" /></a> <a href="http://dosya.ezan.gen.tr/risale/Risale-i_Nur_Kucuk_Kitaplar.zip" target="_blank"><img id="ncode_imageresizer_container_18" src="http://www.ezan.gen.tr/moduller/risale/images/risale.jpg" border="0" alt="" /></a></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islammekani.com/risale-i-nur-kulliyati/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bediüzzaman Kimdir?</title>
		<link>http://www.islammekani.com/bediuzzaman-kimdir/</link>
		<comments>http://www.islammekani.com/bediuzzaman-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 May 2008 00:03:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AbdulAllah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mübarek İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Bediüzzaman]]></category>
		<category><![CDATA[Bediüzzaman Said Nursi]]></category>
		<category><![CDATA[Risale-i Nur]]></category>
		<category><![CDATA[Said Nursi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islammekani.com/?p=6918</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://rugzo.com/i/r/kry.png" alt="Bediüzzaman Kimdir?" title="Bediüzzaman Kimdir?" height="150" width="250"><br />Said Nursi yakin geçmisimizde yetismis en büyük Islam alimlerinden ve fikir adamlarindandir. 1873&#8242;te Bitlis&#8217;in Hizan [...]<hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img.blogcu.com/uploads/hammadun_bediuzzaman.jpg" alt="http://img.blogcu.com/uploads/hammadun_bediuzzaman.jpg" /></p>
<p>Said Nursi yakin geçmisimizde yetismis en büyük Islam alimlerinden ve fikir adamlarindandir. 1873&#8242;te Bitlis&#8217;in Hizan ilçesine bagli Nurs köyünde dünyaya gelmis, 1960&#8242;da Sanliurfa&#8217;da Hakkin rahmetine kavusmustur. Genç yasta edindigi dini ve pozitif bilimlerdeki derin bilgisi, devrin ilim çevreleri tarafindan kabul görmüs, küçük yastan itibaren dikkati çeken keskin zekasi, kuvvetli hafizasi ve üstün kabiliyetleri dolayisiyla &#8220;Çaginin essiz güzelligi&#8221; anlamina gelen &#8220;Bediüzzaman&#8221; sifatiyla anilmaya baslanmistir.</p>
<p>Bediüzzaman Said Nursi, Dogu&#8217;nun en acil ihtiyaci olarak gördügü egitim problemini çözmek için din ve egitim bilimlerinin birlikte okutulabilecegi ve Medreset-üz Zehra ismini verdigi bir üniversite kurulmasini saglamak için 1907&#8242;de Istanbul&#8217;a gelmistir. Derin bilgisiyle buradaki ilim çevresine de kendini çok kisa süre içinde kabul ettirmis, çesitli gazete ve dergilerde makaleler yayinlatmis, hürriyet ve mesrutiyet tartismalarina katilarak hükümete destek vermistir.</p>
<p>Dönemin hükümeti, Said Nursi&#8217;nin üniversite ile ilgili dilekçesine ilgi göstermemistir. Hatta Istanbul&#8217;daki ilim adamlarinin, talebelerin, medrese hocalarinin ve siyasetçilerin ona olan ilgisinden rahatsiz olmus, Bediüzzaman&#8217;in önce akil hastanesine daha sonra da hapishaneye gönderilmesini saglamistir.</p>
<p>Said Nursi&#8217;nin serbest birakilmasindan kisa süre sonra 23 Temmuz 1908&#8242;de II. Mesrutiyet ilan edilmis. Bu dönemde Bediüzzaman mesrutiyet ve hürriyet kavramlarinin Islamiyet&#8217;e aykiri olmadigini anlatmak için Istanbul&#8217;da çesitli yerlerde konusmalar yapmis, Dogu&#8217;daki asiret reislerine Bediüzzaman imzasiyla telgraflar çekmistir. Yayinladigi bu makaleler ve yaptigi konusmalarda yatistirici bir rol oynamasina ragmen, 1909&#8242;da 31 Mart olayina karistigi iddia edilerek haksiz ithamlarla tutuklanip, idam talebiyle yargilanmis, ancak beraat etmistir.</p>
<p>Bediüzzaman bu olaydan sonra tekrar Dogu&#8217;ya dönmüs, I. Dünya Savasinda talebeleriyle milis kuvvet olusturarak savasa katilmistir. Gönüllü alay komutani olarak büyük yararliliklar gösterdigi I. Dünya Savasinda Rusya&#8217;da esir düsmüs, üç yil süren esaret hayatinin sonunda Sibirya&#8217;daki esir kampindan kaçarak Istanbul&#8217;a gelmistir.</p>
<p>Istanbul&#8217;da devlet büyükleri ve ilim çevreleri tarafindan büyük bir ilgiyle karsilanan Bediüzzaman, Dar-ül Hikmet-i Islamiye (Islam Akademisi); azaligina tayin edilmistir. Buradan aldigi maasla kendi kitaplarini bastirarak parasiz olarak dagitmaya baslamistir. Said Nursi daha sonra Istanbul&#8217;un isgali sirasinda isgalcilerin gerçek niyetlerini ortaya koyan Hutuvat-i Sitte (Seytanin Alti Desisesi); isminde uyarici bir brosür hazirlamis, bu hareketi, Ingiliz isgal kuvvetleri komutaninin emriyle ölü veya diri ele geçirilmek üzere aranmasina sebep olmustur. Milli mücadeleyi savunmus ve destek olmustur. Bu hareketleri Anadolu&#8217;da kurulan Millet Meclisi&#8217;nin begenisini kazanmis ve Ankara&#8217;ya davet edilmistir. 1922&#8242;de Ankara&#8217;ya geldiginde devlet merasimiyle karsilanan Bediüzzaman, kendisine yapilan Sark Umumi Vaizligi, milletvekilligi ve Diyanet Isleri Baskanligi tekliflerini reddetmistir.</p>
<p>Said Nursi 1925 yilinda Seyh Said isyani çiktiginda, olayla hiçbir ilgisi olmadigi halde, Van&#8217;da inzivaya çekilmis oldugu yerden alinarak Burdur&#8217;a, oradan da Isparta&#8217;nin Barla ilçesine sürgüne götürülmüstür. Bediüzzaman Risale-i Nur Külliyati&#8217;nin büyük bir kismini burada yazmistir.</p>
<p>Nur Risalelerini önlerindeki en büyük engel olarak gören çevreler, 1934 yilinda daha yakindan kontrol edebilmek amaciyla Said Nursi&#8217;nin Isparta&#8217;nin merkezine getirilmesini istemistir. 1935 yilinda ise polisler burada da çalismalarina devam eden Said Nursi&#8217;nin oturdugu evde arama yapmis ve bütün kitaplarina el koymustur. Bediüzzaman emniyete götürülerek sorgulanmis, ancak suç unsuru bir seye rastlanmayinca serbest birakilmistir. Ancak birkaç gün sonra, yeni tutuklamalarla birlikte Said Nursi ve Risale-i Nurlar hakkinda sorusturma baslatilmis, Bediüzzaman ve 120 Nur talebesi askeri araçlarla Eskisehir Hapishanesine gönderilmistir.</p>
<p>Bediüzzaman, vatana ihanet iddiasiyla yargilandigi dava süresince tutuklu kalmistir. Daha sonra ise Eskisehir Agir Ceza Mahkemesi&#8217;nin verdigi kararla, Said Nursi&#8217;ye 11 ay hapisle birlikte Kastamonu&#8217;da mecburi ikamet; on bes talebesine de altisar ay hapis cezasi verilmistir.</p>
<p>Polis gözetimi altinda mecburi ikamet için Kastamonu&#8217;ya getirilen Said Nursi, 1943&#8242;te Isparta savcisindan gelen talimat üzerine yeniden tutuklanmistir. Agir hasta olmasina ragmen Ankara&#8217;ya oradan da trenle Isparta&#8217;ya getirilmistir. Risale-i Nur ile ilgili davalarin Denizli&#8217;deki davayla birlestirilmesi üzerine ise Denizli&#8217;ye sevk edilmistir. Denizli hapsi yine tecrit altinda baslamis, çok zor sartlar altinda geçen yeni hapishane dönemi ve yargilama safhalarinda da Bediüzzaman, Risale-i Nur&#8217;un yazimina devam etmistir. Sonrasinda ise 1944&#8242;te verilen beraat ve tahliye kararina ragmen, dönemin hükümeti Said Nursi&#8217;nin Afyon&#8217;un Emirdag ilçesinde zorunlu iskana tabi tutulmasini emretmistir.</p>
<p>Bediüzzaman burada hükümet binasinin karsisinda bir odaya yerlestirilerek gözetim altina alinmistir. Camiye gitmesine bile müsaade edilmedigi, devamli takip ve gözleme tabi tutuldugu Emirdag sürgünü, Denizli hapishanesindekinden bile çok daha agir ve zor sartlar altinda geçmistir. Bu dönemde, hukuki yollarla Bediüzzaman&#8217;i etkisiz hale getiremeyen muhalifleri onu zehirleyerek öldürme yoluna gitmislerdir. Hayati boyunca yirmi üç defa denenecek bu tesebbüslerin üçü Emirdag sürgününde gerçeklesmistir.</p>
<p>Bu zulümler yasanirken Bediüzzaman&#8217;in talebeleri tarafindan Risale-i Nurlar çogaltilmis ve böylece Kuran tebliginin genis kitlelere yayilmasi saglanmistir. Özellikle de teksir makinelerinin kullanimiyla birlikte bu çalismalar daha da hizlanmistir.</p>
<p>1944&#8242;te Denizli Agir Ceza Mahkemesinin beraat kararinin Yargitay tarafindan onaylanmasiyla birlikte Bediüzzaman serbest birakilmistir. Ancak Risale-i Nurlar&#8217;in her geçen gün yayginlasarak insanlara ulasmasi dönemin hükümetini rahatsiz etmeye baslamistir. Ocak 1948&#8242;de Said Nursi ve on bes talebesi evlerinden ve isyerlerinden alinarak Afyon hapishanesine gönderilmistir. Ancak tüm bu agir ve zor sartlara ragmen Bediüzzaman eserlerini yazmaya devam etmistir.</p>
<p>Aralik 1948&#8242;de Said Nursi hakkinda 20 ay agir hapis cezasi karari verilmis, ancak karar temyiz edilmis ve Bediüzzaman lehine bozulmustur. Ancak Yargitay&#8217;in bu kararina ragmen Afyon Agir Ceza Mahkemesi yargilamayi uzatarak 20 aylik sürenin cezaevinde geçmesini saglamistir. Hak etmedigi cezanin süresini tutukluluk haliyle dolduran Said Nursi, Eylül 1949&#8242;da serbest birakilmistir. Fakat Ankara&#8217;dan gelen bir emirle bu sefer de Afyon&#8217;da mecburi iskana tabi tutulmus ve Emirdag&#8217;a ancak Aralik ayinda dönebilmistir.</p>
<p>Bediüzzaman&#8217;a 1951&#8242;de Emirdag&#8217;da, bundan hemen bir yil sonra da Istanbul&#8217;da, Gençlik Rehberi adli kitabi nedeniyle birer dava daha açilmistir. Istanbul&#8217;da yapilan durusmada mahkeme lehte karar vererek davayi sonuca baglamistir.</p>
<p>Ocak 1960&#8242;ta Ankara&#8217;ya girmesi polis tarafindan engellenen Bediüzzaman buradan Isparta&#8217;ya gitmistir. Bu dönemde agir hasta olan 83 yasindaki Said Nursi, daha sonra talebeleriyle birlikte Urfa&#8217;ya gitmistir. Burada, yürüyemeyecek kadar rahatsiz olan Said Nursi&#8217;nin yerlestigi otele gelen polisler, Içisleri Bakaninin emriyle Bediüzzaman&#8217;i Isparta&#8217;ya geri götürmeye çalismislardir. Said Nursi bu baskilar sürerken Hakkin rahmetine kavusmustur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islammekani.com/bediuzzaman-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yasin Suresi &#8211; Şeyh Abdulbasid Abdussamed</title>
		<link>http://www.islammekani.com/yasin-suresi-seyh-abdulbasid-abdussamed/</link>
		<comments>http://www.islammekani.com/yasin-suresi-seyh-abdulbasid-abdussamed/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 May 2008 22:06:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AbdulAllah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mübarek İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sureler]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[mısır]]></category>
		<category><![CDATA[okunuş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islammekani.com/?p=6912</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://rugzo.com/i/r/kry.png" alt="Yasin Suresi - Şeyh Abdulbasid Abdussamed" title="Yasin Suresi - Şeyh Abdulbasid Abdussamed" height="150" width="250"><br />Şeyh Abdulbasid Abdussamed&#8217;in ağzından Yasin Suresi&#8217;ni dinlerken bir yandanda onun hayyatı hakkında bilgi edinmek için [...]<hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şeyh Abdulbasid Abdussamed&#8217;in ağzından Yasin Suresi&#8217;ni dinlerken bir yandanda onun hayyatı hakkında bilgi edinmek için lütfen bu videoyu izleyiniz.</p>
<div><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="420" height="336" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/x3ff7v&amp;v3=1&amp;related=1" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="420" height="336" src="http://www.dailymotion.com/swf/x3ff7v&amp;v3=1&amp;related=1" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islammekani.com/yasin-suresi-seyh-abdulbasid-abdussamed/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Mevlana&#8217;nın Vasiyeti</title>
		<link>http://www.islammekani.com/hz-mevlananin-vasiyeti/</link>
		<comments>http://www.islammekani.com/hz-mevlananin-vasiyeti/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 May 2008 09:04:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AbdulAllah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Mübarek İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Vasiyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islammekani.com/?p=6911</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://rugzo.com/i/r/kry.png" alt="Hz. Mevlana'nın Vasiyeti" title="Hz. Mevlana'nın Vasiyeti" height="150" width="250"><br />VASİYETİ “Ben size, gizli ve aleni, Allah’dan korkmanızı, az yemenizi, az uyumanızı, az söylemenizi, günahlardan [...]<hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><img src="http://tramvay.files.wordpress.com/2007/05/mevlana.jpg" alt="http://tramvay.files.wordpress.com/2007/05/mevlana.jpg" /></div>
<div></div>
<div id="post_message_750182">
<div><strong><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">VASİYETİ</span></span></strong></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">“Ben size, gizli ve aleni, Allah’dan korkmanızı, </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">az yemenizi, az uyumanızı, az söylemenizi, </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">günahlardan çekinmenizi, </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">oruç tutmaya ve namaz kılmaya devam etmenizi, </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">daima şehvetten kaçınmanızı, </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">halkın eziyet ve cefasına dayanmanızı avam ve </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">sefihlerle düşüp kalkmaktan uzak bulunmanızı, </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">kerem sahibi olan salih kimselerle </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">beraber olmanızı vasiyet ederim. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Hayırlısı, insanlara faydası dokunandır. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Sözün hayırlısı da az ve öz olanıdır. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Hamd, yalnız tek olan Allah’a mahsustur. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Tevhid ehline selam olsun.”</span></span></p>
<p><strong><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">OĞLU SULTAN VELED&#8217;E</span></span></strong></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">&#8220;Ey oğlum! Sana vasiyet ediyorum ki: </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Her halde ilim, edep ve takvâ üzerine bulun. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Her zaman geçmiş din büyüklerinin eserlerini inceleyerek, </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Ehl-i sünnet vel-cemâat yolundan ayrılmamayı vazîfe edin. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Fıkıh (İslâm hukûku) ve hadîs-i şerîf öğren, </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">câhil sofulardan olma. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Namazı her zaman cemâatle kıl, </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">fakat imâm ve müezzin olma. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Şöhret isteme, zîrâ şöhret âfettir. Makâma bağlı olma. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Yazdığın şeylerde adını yazma. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Mahkemede hâkim huzûruna çıkma. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Kimseye kefil olma. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Halkın işlediği işlere karışma. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Devlet büyüklerinin çocuklarıyla arkadaşlık etme. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Uzlete çekilme, yalnız kalma. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Çok söz söyleme. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Çok söz işitmek kalbe nifak verir. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Sözü inkâr etme. Onun söyleyenleri ve sâhipleri çoktur. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Az söyle ve halkın kötülük ve eğrilerinden </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">arslandan kaçar gibi kaç, bir kenarda dur. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Kadınlardan ve dinde eğri yollara girenlerden sakın. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Herkesle ve zenginlerle sohbet etme (oturup kalkma). </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Helal ye ve şüphelilerden kaçın. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Dünyâ malına kapılma. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Dünyâ arzusu dînin zâyi olmasına sebeb olur. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Çok gülme ve kahkaha atma. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Zîrâ fazla gülmek kalbin ölümüdür.</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Herkese şefkatle bak. Hâinlikle bakma. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Dışını süsleme. Zîrâ dışın süsü; için, kalbin, rûhun </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">harâb olduğunu gösterir. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Başkalarıyla mücâdele etme ve </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">hiç kimseden bir şey isteme. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Kimseye hizmet buyurma. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Âlimlere, evliyâya, mal, can ve tenle hizmet et. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Din büyüklerinin hâllerini inkâr etme. Zîrâ inkâr edenler</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">rahat ve kurtuluş yüzünü göremezler.&#8221; buyurdu.</span></span></p>
<p><strong><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Mevlana, oğluna der ki:</span></span></strong></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">&#8220;Bahaeddin! Eğer daima cennette olmak istersen, herkesle dost ol, hiç kimsenin kinini yüreğinde tutma!</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Fazla bir şey isteme ve hiç kimseden de fazla olma!</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Merhem ve mum gibi ol! İğne gibi olma!</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Eğer hiç kimseden sana fenalık gelmesini istemezsen </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Fena söyleyici!</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Fena öğretici!</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Fena düşünceli olma!</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Çünkü bir adamı dostlukla anarsan, daima sevinç içinde olursun. İşte o sevinç Cennetin ta kendisidir.</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Eğer bir kimseyi düşmanlıkla anarsan, </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">daima üzüntü içinde olursun. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">İşte bu gam da cehennemin ta kendisidir.</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Dostlarını andığın vakit içinin bahçesi, çiçeklenir, </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">gül ve fesleğenlerle dolar.</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Düşmanları andığın vakit, için, </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">dikenler ve yılanlarla dolar, canın sıkılır, </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">içine pejmürdelik gelir.</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Bütün peygamberler ve veliler, böyle yaptılar, içlerindeki karakteri dışarı vurdular. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Halk onların bu güzel huyuna mağlup olup tutuldu, </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">hepsi gönül hoşluğu ile onların </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">ümmeti ve müridi oldular.&#8221;</span></span></p>
<p><strong><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Mevlana oğluna der ki:</span></span></strong></p>
<p><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Bahaeddin! Senin düşmanını sevmeni, </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">düşmanında seni sevmesini istemen, </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">kırk gün onun hayrını ve iyiliğini söyle, </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">o düşman senin dostun olur; </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Çünkü gönülden dile yol olduğu gibi, </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">dilden de gönüle yol vardır. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Allah&#8217;ın sevgisini de onun aziz isimleriyle </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">elde etmek mümkündür. Allah buyurdu ki: </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Ey kullar,kalbinizde arınma olması için beni pek çok anmaktan geri durmayın. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Kalbinizde arınma ne kadar çok olursa, </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Allah&#8217;ın nurunun parlaklığı da kalpte o nispette fazla olur. </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Nitekim, ekmekçinin tandırı ne kadar sıcak olursa, </span></span><br />
<span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">o kadar ekmek alır, soğuk olunca ekmek almaz.&#8221;</span></span></p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islammekani.com/hz-mevlananin-vasiyeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Mevlana&#8217;nın Dilinden Dua</title>
		<link>http://www.islammekani.com/hz-mevlananin-dilinden-dua/</link>
		<comments>http://www.islammekani.com/hz-mevlananin-dilinden-dua/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 May 2008 08:35:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AbdulAllah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dualar]]></category>
		<category><![CDATA[Mübarek İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Mevlana]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islammekani.com/hz-mevlananin-dilinden-dua/</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://rugzo.com/i/r/kry.png" alt="Hz. Mevlana'nın Dilinden Dua" title="Hz. Mevlana'nın Dilinden Dua" height="150" width="250"><br />Yâ Rabbî! Bizim hâlimize bakarak muâmele etme. Kendi ikrâm ve ihsânına göre bize muâmele eyle. [...]<hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.canavarlar.com/amavarlar/imghaber/21152.jpg" alt="http://www.canavarlar.com/amavarlar/imghaber/21152.jpg" /></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: x-small;">Yâ Rabbî!<br />
Bizim hâlimize bakarak muâmele etme. Kendi ikrâm ve ihsânına göre bize muâmele eyle.</span></span></p>
<p>Yâ Rabbî!<br />
Kerem ve lütfunla hidâyet ettiğin kalbi tekrar dalâlete, sapıklığa meylettirme. Belâları bizden sarf eyle, çevir ve değiştir. Ey affı çok olan, günahları örten Rabbim!<br />
O günahlar dolayısı ile bizden intikam alma. Bize azâb etme.</p>
<p>Yâ Rabbî!<br />
Biz nefis ile şeytana köpek gibi tâbi olduksa da sen, azab arslanını bize saldırtma.</p>
<p>Ey Hayy, ebedî diri olan Rabbim!<br />
Taleb ve duâ üzerine nasıl olur da kerem etmezsin. Sen kerem sâhibisin.Ey mahlûkâtın, yaratıkların canlıların ihtiyâcını gideren Rabbim! Sen varken hiç bir kimseyi hatırlamak ve ondan bir şey ummak lâyık değildir.</p>
<p>Yâ Rabbî!<br />
Rûhumda bir ilim katresi var. İlâhî onu hevâ rüzgarıyla ten toprağından muhâfaza eyle.<br />
Ey ihsânı çok olan Rabbim!<br />
Cefâ içinde geçip giden ömre merhamet et.<br />
Ey affetmeyi seven Rabbim!<br />
Bizi affeyle. İsyân derdimize çâre eyle.<br />
Ey yardım isteyenlerin yardımcısı!<br />
Bizi hidâyete çıkar.</p>
<p>Yâ Rabbî!<br />
Duâ ve yakarışlarımızda sana lâyık olmayan sözleri bilmeyerek söyleyip hatâlarda bulunmuş isek, o kelimeleri sen ıslâh et ve duâmızı kabul buyur.<br />
Çünkü sözlerin hâkimi ve sultanı ancak sensin.</p>
<p>Ey âlemin yaratıcısı!<br />
Kasvetli, kararmış, katılaşmış âdetâ taş gibi olmuş olan kalbimizi mum gibi yumuşat, feryâdımızı, âh u vâhımızı, hoş eyle ki rahmetini celbetsin, çeksin.<br />
Bizi köle gibi kullanan bu serkeş nefisten bizi satın al.<br />
O nefis bıçağı kemiğe dayandı (zulmü canımıza yetti).</p>
<p>Yâ Rabbî! Sana ne arz edeyim. Çünkü sen gizli ve açık her şeyi bilirsin.&#8221;</p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: x-small;">Hz. Mevlâna son demlerinde iken, dostu Siraceddin Tatari&#8217;yi yanına çagırarak, kendisine su duayı ögretmis ve sıkıntılı zamanlarında okumasını tavsiye etmistir:</span></span></p>
<p>&#8220;Ya Rabbi!<br />
Bana ne senin zikrini unutturacak,<br />
sana şevkimi söndürecek, seni tesbih ederken duyduğum lezzeti kesecek bir hastalık; ne de beni azdıracak, şer ve kötülüğümü artıracak bir sıhhat ver.&#8221;<br />
Ey Merhamet edenlerin merhametlisi!<br />
Merhametinle bu duamı kabul et.<br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: x-small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: x-small;">Hz. Mevlana&#8217;nın Sabah Namazından Sonra Okudukları Dua</span></span></p>
<p>Allah&#8217;ım kalbimi nurlandır, kulağımı nurlandır,<br />
gözümü nurlandır, saçımı nurlandır, derimi nurlandır,<br />
etimi nurlandır, kanımı nurlandır, önümü nurlandır, ardımı nurlandır, altımı nurlandır,<br />
üstümü nurlandır, sağımi nurlandır, solumu nurlandır,<br />
Allahım! nurumu artır, bana nur ver. Ey nurun nuru ey merhametlilerin merhametlisi Allahım merhametinle beni nur et.</p>
<p>Bu dua, ismi güzel, cismi güzel, teni güzel, canı güzel, ruhu güzel, huyu güzel<br />
Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)&#8217;in dilindendir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islammekani.com/hz-mevlananin-dilinden-dua/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hacı Bektaşi Veli Kimdir?</title>
		<link>http://www.islammekani.com/haci-bektasi-veli-kimdir/</link>
		<comments>http://www.islammekani.com/haci-bektasi-veli-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Apr 2008 18:24:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AbdulAllah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mübarek İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hacı Bektaşi Veli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islammekani.com/?p=6892</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://rugzo.com/i/r/kry.png" alt="Hacı Bektaşi Veli Kimdir?" title="Hacı Bektaşi Veli Kimdir?" height="150" width="250"><br />Kimliği Gerçek ismi, Seyyid Muhammed bin İbrahim Ata&#8217;dır. Hayatı Lokman Parende&#8217;den ilk eğitimi almış ve [...]<hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img172.imageshack.us/img172/2594/hnkarjn8.jpg" alt="" width="400" height="571" /></p>
<p><strong>Kimliği</strong><br />
Gerçek ismi, Seyyid Muhammed bin İbrahim Ata&#8217;dır.</p>
<p><strong>Hayatı</strong><br />
Lokman Parende&#8217;den ilk eğitimi almış ve Ahmet Yesevi (1103-1165)&#8217;nin öğretlerini takip etmişti. Ondan dolayı Yesevi&#8217;nin &#8216;halife&#8217;si olarak kabul edilmektedir. Anadolu&#8217;ya geldikten sonra kısa zamanda tanınarak kıymetli talebeler yetiştirdi. Hacı Bektaş-ı Veli kendisinin de bağlı olduğu &#8220;Ahilik Teşkilatı&#8221; ile, Osmanlı Devleti&#8217;nin kuruluş devrinde Anadolu&#8217;da sosyal yapının gelişmesinde önemli katkılarda bulundu.</p>
<p><strong>Osmanlı Ordusu Ve Hacı Bektaş-ı Veli</strong><br />
Osmanlı sultanlarıyla halk tarafından da sevildi ve hürmet gördü.<br />
Böylece Yeniçeri Ordusu Hacı Bektaş-ı Veli&#8217;yi kendilerine manevi pir olarak kabul ettiler.<br />
Hacı Bektaş-ı Veli&#8217;nin sohbetlerini takip ederek onun tarikatına bağlananlara &#8220;Bektaşi&#8221; denildi. Hacı Bektaş-ı Veli&#8217;nin Makalat adında Arapça bir eseri vardır, Türkçe &#8220;Küçük velayet-nâme&#8221; olarak da biliniyor. Makalat&#8217;ın asıl nüshaları incelendiğinde, İslamiyete uymayan davranışlara şiddetle karşı çıkar.<br />
Hayatının büyük bir kısmını Sulucakarahöyük’te (Hacıbektaş) geçiren Hacı Bektaş-ı Veli, ömrünü de burada tamamlamıştır. Mezarı, Nevşehir İli’ne bağlı Hacıbektaş ilçesinde bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Eserleri</strong><br />
* Makalat &#8211; Arapça</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islammekani.com/haci-bektasi-veli-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mahmud Esad Coşan Kimdir?</title>
		<link>http://www.islammekani.com/mahmud-esad-cosan-kimdir/</link>
		<comments>http://www.islammekani.com/mahmud-esad-cosan-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Apr 2008 17:24:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AbdulAllah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mübarek İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmud Esad Coşan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islammekani.com/?p=6888</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://rugzo.com/i/r/kry.png" alt="Mahmud Esad Coşan Kimdir?" title="Mahmud Esad Coşan Kimdir?" height="150" width="250"><br />14 Nisan 1938 yılında, Çanakkale&#8217;nin Ayvacık ilçesinin Ahmetçe köyünde doğdu. Küçük yaşta iken ailesiyle İstanbul&#8217;a [...]<hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.yusufiye.net/ramazan/cosan" alt="Esad Çoşan" width="162" height="351" /></p>
<p>14 Nisan 1938 yılında, Çanakkale&#8217;nin Ayvacık ilçesinin Ahmetçe köyünde doğdu. Küçük yaşta iken ailesiyle İstanbul&#8217;a taşındı. Arap Dili ve Edebiyatı, İran Dili ve Edebiyatı, Ortaçağ Tarihi ile Türk-İslâm Sanatı sertifikalarını alarak, 1960 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi&#8217;nden mezun oldu. Aynı yıl, Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi&#8217;nde açılan asistanlık imtihanını kazanarak, Klasik-Dinî Türkçe Metinler Kürsüsü&#8217;ne asistan olarak girdi. 1982 yılında ilâhiyat profesörü oldu. 1987 yılında emekliliğini isteyerek üniversiteden ayrıldı.</p>
<p>Mehmed Zâhid Kotku Efendi&#8217;nin bizzat elinden tutarak kürsüye oturtması ile, İskenderpaşa Camii&#8217;nde hadis derslerine başladı (1977). Onun arzusu üzerine, 13 Kasım 1980 günü vefatından sonra, cemaatin eğitimiyle ve her türlü meselesiyle ilgilenme, tebliğ ve irşad görevini üstlendi.</p>
<p>4 Şubat 2001 Pazar günü, bir cami açılışı yapmak için Grifit şehrine giderlerken, Avustralya yerel saatiyle 12&#8242;de,  Sydney civarında, Dubbo kasabası yakınlarında geçirdikleri elim bir trafik kazası sonucu ahirete irtihal eyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islammekani.com/mahmud-esad-cosan-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

