<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslam Mekanı &#187; Kıssalar</title>
	<atom:link href="http://www.islammekani.com/category/kissalar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islammekani.com</link>
	<description>İslam hakkında birçok bilgiye ulaşabileceğiniz mekanınız.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 28 Jan 2012 17:01:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Han ve Yolcu</title>
		<link>http://www.islammekani.com/han-ve-yolcu/</link>
		<comments>http://www.islammekani.com/han-ve-yolcu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2009 18:15:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AbdulAllah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Kıssa]]></category>
		<category><![CDATA[kıssa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islammekani.com/?p=7228</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://rugzo.com/i/r/kry.png" alt="Han ve Yolcu" title="Han ve Yolcu" height="150" width="250"><br />Günlerden bir gün, zamanın ünlü bilgesi hükümdarın sarayının kapısına geldi. Muhafızların hiçbirisi saygıları sebebiyle onu [...]<hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.resimseli.com/data/media/193/saray01.jpg" alt="Saray" width="311" height="281" /></p>
<p>Günlerden bir gün, zamanın ünlü bilgesi hükümdarın sarayının kapısına geldi. Muhafızların hiçbirisi saygıları sebebiyle onu durdurmaya çalışmadı. Bilge, sonunda hükümdarın tahtında oturduğu odaya girdi.   Ziyaretçisini   hemen tanıyan hükümdar saygıyla ayağa kalkıp sordu: &#8220;Ne istiyorsun? Sana nasıl yardım edebilirim?&#8221;<br />
&#8220;Bu handa uyuyacak bir yer istiyorum!&#8221; cevabını verdi bilge.<br />
&#8220;Ama burası han değil ki?&#8221; dedi hükümdar hafif<br />
kızgınlıkla, &#8220;Benim sarayım!&#8221;<br />
&#8220;Sorabilir miyim, senden önce bu sarayda kim yaşıyordu?&#8221;&#8216; &#8220;Babam. O öldü ama.&#8221;<br />
&#8220;Ondan önce kim yaşıyordu?&#8221; &#8220;Büyükbabam. O da öldü.&#8221;<br />
&#8220;O zaman burası insanların bir süreliğine gelip kaldığı, sonra da terk edip gittiği yer demek ki. Neden ona han demeyeyim?&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islammekani.com/han-ve-yolcu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İbret (Benden İyi Bilir)</title>
		<link>http://www.islammekani.com/ibret-benden-iyi-bilir/</link>
		<comments>http://www.islammekani.com/ibret-benden-iyi-bilir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2009 19:51:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AbdulAllah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[Hanbeli Kısası]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Kıssa]]></category>
		<category><![CDATA[kıssa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islammekani.com/?p=7203</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://rugzo.com/i/r/kry.png" alt="İbret (Benden İyi Bilir)" title="İbret (Benden İyi Bilir)" height="150" width="250"><br />Hanbeli meshebinin kurucusu olan Ahmed B. Hanbel (ra), devrin meşhur sufilerinden Bişr-i Hafinin (ks) yanına [...]<hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.islamdini.biz/cennet/kemer5.jpg" alt="İslam" width="311" height="281" /></p>
<p>Hanbeli meshebinin kurucusu olan Ahmed B. Hanbel (ra), devrin meşhur sufilerinden Bişr-i Hafinin (ks) yanına sık sık gider ve şöyle derdi:</p>
<p>- Ey Bişr, bana Allah Teala&#8217;dan bahsedermisin!</p>
<p>Birgün talebeleri İmama dedilerki:</p>
<p>- Sen hadis ve fıkıh alimi bir müctehitsin. Buna rağmen yalın ayaklı bir divanenin yanına gidiyorsun. Bu sana yakışır mı?</p>
<p>İmam şöyle cevap verdi:</p>
<p>- Evet, saymış olduğunuz ilimlerin hepsini ben ondan iyi bilirim. Lakin o Allah Teala&#8217;yı benden iyi bilir.</p>
<p>Semarkand Dergisi, Sayı: 106</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islammekani.com/ibret-benden-iyi-bilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuru Kafalar</title>
		<link>http://www.islammekani.com/kuru-kafalar/</link>
		<comments>http://www.islammekani.com/kuru-kafalar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Jan 2009 22:47:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AbdulAllah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Kıssa]]></category>
		<category><![CDATA[kıssa]]></category>
		<category><![CDATA[Kurukafa Kıssası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islammekani.com/?p=7164</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://rugzo.com/i/r/kry.png" alt="Kuru Kafalar" title="Kuru Kafalar" height="150" width="250"><br />Behlûl Dânâ Hazretleri, bir mezarlıkta bulunduğu üç kuru kafayı zembiline koymuş ve &#8220;Satıyorum!&#8221; diye bağırmaya [...]<hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://ranza.dk/work/skull.gif" alt="Kuru Kafa" width="312" height="281" /></p>
<p>Behlûl Dânâ Hazretleri, bir mezarlıkta bulunduğu üç kuru kafayı zembiline koymuş ve &#8220;Satıyorum!&#8221; diye bağırmaya başlamış. &#8220;Satıyorum alan var mı? derken, meraklılar başına toplanıp fiyatlarını sormuşlar: &#8220;Birincisi parasız, ikincisi ise sudan ucuz!&#8221; demiş. &#8220;Ama üçüncüsünü hiç sormayın&#8230; O, ağırlığınca altındır.&#8221; Sebebini merak etmişler.</p>
<p>Birinci kuru kafayı gösterip: &#8220;Bu gördüğünüz &#8220;Taşkafa&#8221;dır demiş, nasihate bile yanaşmazdı. O yüzden beş para etmez. İkincisi de &#8220;Boşkafa&#8221;dır, nasîhat istemesine rağmen onları tutmazdı; üç-beş kuruş verenin elinde kalır. Üçüncüsü ise &#8220;Hoşkafa&#8221;dır ki, buna &#8220;Kâmilkafa&#8221; da diyebiliriz. Hem ameli, hem de ihlâso vardı; hedefi ise Allah rızâsıydı. O yüzden kurusu bile altın değerindedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islammekani.com/kuru-kafalar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Süleyman ve Karınca</title>
		<link>http://www.islammekani.com/suleyman-ve-karinca/</link>
		<comments>http://www.islammekani.com/suleyman-ve-karinca/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Jan 2009 20:21:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AbdulAllah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[Kanuni Sultan Süleyman Kıssası]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Kıssa]]></category>
		<category><![CDATA[kıssa]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman ve Karınca Kıssası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islammekani.com/?p=7158</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://rugzo.com/i/r/kry.png" alt="Süleyman ve Karınca" title="Süleyman ve Karınca" height="150" width="250"><br />Rivâyet edilir ki; aynı zamanda Muhibbî mahlasıyla önemli bir şâir de olan Kanûnî Sultan Süleyman [...]<hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gedop.org/blog/wp-content/uploads/2008/05/karinca.jpg" alt="Karınca" width="311" height="281" /></p>
<p>Rivâyet edilir ki; aynı zamanda Muhibbî mahlasıyla önemli bir şâir de olan Kanûnî Sultan Süleyman Han, sarayın bahçesinde dolaşırken armut ağacına bir karınca ordusunun musallat olduğunu ve ağacın bu gidişle çürüyeceğini görünce zamanın Şeyhülislamı Ebû Suûd Efendi&#8217;ye şu beyti içinde bulunduran bir pusula yazıp göndermiş:</p>
<p>Dırahta ger ziyân etse karınca<br />
Ziyânı var mıdır anı kırınca</p>
<p>Şeyhülislamı Ebû Suûd Efendi, Neml Sûresi&#8217;nde anlatıldığı üzere, Süleyman Peygamber ile karınca arasında geçen hikâyeye gönderme yaparak çok zarîf bir nükte içinde fetvasını aynı vezîn ve kafiyede şöye vermiştir:</p>
<p>Yarın Hakk&#8217;ın dîvânına varınca<br />
Süleyman&#8217;dan hakkın alır karınca</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islammekani.com/suleyman-ve-karinca/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rabbimizin Korkusundan Titreyen Kurbağa</title>
		<link>http://www.islammekani.com/rabbimizin-korkusundan-titreyen-kurbaga/</link>
		<comments>http://www.islammekani.com/rabbimizin-korkusundan-titreyen-kurbaga/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Aug 2008 16:21:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AbdulAllah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Davud]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Musa]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[Kurbağa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islammekani.com/?p=7013</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://rugzo.com/i/r/kry.png" alt="Rabbimizin Korkusundan Titreyen Kurbağa" title="Rabbimizin Korkusundan Titreyen Kurbağa" height="150" width="250"><br />- Davud (a.s.), bir sahile çıktı, orada bir sene ibadet etti. Senenin sonunda şöyle dedi: [...]<hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://yunus.hacettepe.edu.tr/%7Eb0344394/web%20sayfas%FD%20resimler/kurbaga2.jpg" alt="Titreyen Kurbağa" width="311" height="281" /></p>
<p>- Davud (a.s.), bir sahile çıktı, orada bir sene ibadet etti. Senenin sonunda şöyle dedi:</p>
<p>Ya Rabbi! Belim büküldü: gözlerim zayıfladı, göz yaşlarımda tükendi: halim neye varır bilmiyorum?</p>
<p>Bunun üzerine, Allahu Teâlâ bir kurbağaya:</p>
<p>- Kulum Davud (a.s.)&#8217;un sorusuna sen cevap ver, diye vahyetti.</p>
<p>Kurbağa, Davud (a.s.)&#8217;a şöyle dedi:</p>
<p>- Ey Allah &#8216;ın peygamberi! Bir sene ibadet etmekle, Allah &#8216;a minnetmi yüklüyorsun? Seni hak peygamber olarak gönderene yemin ederim ki, bir ot üzerinde 30 (veya 60) yıldır, Allah &#8216;ı tebih ederim ve O &#8216;na hamd ederim. Hal böyle iken, Rabbimin korkusundan titrerim.</p>
<p>Bunun üzerine Davud (a.s.) ağladı.</p>
<p>Bir başka rivayette, aynı hikaye Mûsâ (a.s.) için anlatılır. Birini öldürdükten sonra ibadete çekilmişti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islammekani.com/rabbimizin-korkusundan-titreyen-kurbaga/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cennetin Kokusunu Alan Genç</title>
		<link>http://www.islammekani.com/cennetin-kokusunu-alan-genc/</link>
		<comments>http://www.islammekani.com/cennetin-kokusunu-alan-genc/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Aug 2008 16:00:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AbdulAllah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[cennet]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islammekani.com/?p=7011</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://rugzo.com/i/r/kry.png" alt="Cennetin Kokusunu Alan Genç" title="Cennetin Kokusunu Alan Genç" height="150" width="250"><br />- İsrailoğularından bir genç vardı. Dünyayı bırakıp insalardan ayrıldı. Issız bölgelerde Allah &#8216;a ibadete çekildi. [...]<hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.duaedermisin.com/images/denemeler/dua_hands.jpg" alt="Dua Eden Adam" width="311" height="281" /></p>
<p>- İsrailoğularından bir genç vardı. Dünyayı bırakıp insalardan ayrıldı. Issız bölgelerde Allah &#8216;a ibadete çekildi.</p>
<p>Kendi milletinin yaşlılarından iki kişi geldi, onu evine götürmek istediler. Onlara:</p>
<p>- Olmaz, deyince, şöyle dediler:</p>
<p>- Zorlu birşeye girmişsin. Buna dayanamazsın.</p>
<p>Genç şöyle dedi:</p>
<p>- İnsanların Allah huzurunda yapacakları kıyam, benim bu kıyamımdan daha zorludur. Bu sefer, o iki yaşlı adam şöyle dedi:</p>
<p>- Senin yakınların var, onlar arasında ibadet etsen daha iyidir. Genç adam bunada şu cevabı verdi:</p>
<p>- Rabbim benden razı olunca, tüm yakınlar ve dostlar da razı olur. Bu seferde şöyle dediler:</p>
<p>- Sen gençsin, bilemezsin. Biz, bu işin denemesini yaptık. Sana bir kendini beğenmişlik gelmesinden korkarız. Genç adam bunuda şöyle cevaplandırdı:</p>
<p>- Bir kimse, nefsini bilirse, ona ucbün zararı olmaz. Bunun üzerine yaşlı adamlardan biri, diğer arkadaşlarına baktı ve şöyle dedi:</p>
<p>- Kalk gidelim. bu genç cennetin kokusunu almış. Sözümüz kar etmez.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islammekani.com/cennetin-kokusunu-alan-genc/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Haramdan Sakınmak</title>
		<link>http://www.islammekani.com/haramdan-sakinmak/</link>
		<comments>http://www.islammekani.com/haramdan-sakinmak/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Aug 2008 14:42:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AbdulAllah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[Helal Rızığın Önemi]]></category>
		<category><![CDATA[Helal Rızık]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ebu Bekir]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Lokma]]></category>
		<category><![CDATA[Nimet]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islammekani.com/?p=7009</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://rugzo.com/i/r/kry.png" alt="Haramdan Sakınmak" title="Haramdan Sakınmak" height="150" width="250"><br />İbn Zübeyr, Câbir (r.a.)&#8217;den naklen Resûlullah (s.a.v.)&#8217;ın şöyle buyurduğunu anlattı: - &#8220;Ey insanlar! Sizden her [...]<hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.pau.edu.tr/pau30/denizli/images/yemek7.jpg" alt="http://www.pau.edu.tr/pau30/denizli/images/yemek7.jpg" width="311" height="281" /></p>
<p>İbn Zübeyr, Câbir (r.a.)&#8217;den naklen Resûlullah (s.a.v.)&#8217;ın şöyle buyurduğunu anlattı:</p>
<p><strong>- &#8220;Ey insanlar! Sizden her biriniz rızkını tamamlamadan ölmeyecektir. Rızkınızın geç kalacağını sanmayınız. Allah &#8216;a karşı takva sahibi olunuz. Rızık teminini helal yoldan yapınız. Sizin için helal olanı alınız. Allah &#8216;ın haram ettiğinide bırakınız.&#8221;</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>***</strong></p>
<p>Bir hakîm zât şöyle dedi:</p>
<p>- İnsanlar, kazanma işinde 5 sınıftır.</p>
<ol>
<li>Rızkı sırf Allah &#8216;tan görenler.</li>
<li>Rızkı çalışmasının sonucu görenler. Bunlar münafıklardır.</li>
<li>Rızkı Allah &#8216;tan görür: ama bu rızık, onun ihsanımıdır, değilmidir, aldırış etmezler. Hali böyle olanlar şüpheli münafıklardır.</li>
<li>Rızkı Allah &#8216;tan görür: ama onu bir nimet bilip hakkını eda etmezler.</li>
<li>Rızkı Allah &#8216;tan görür: çalışmayı rızkın gelişine bir sebep sayar. Kendi hakkını oradan alır.</li>
</ol>
<p style="text-align: center;"><strong>***</strong></p>
<p>Zeyd b. Erkam (r.a.) şöyle anlatır:</p>
<p>- Ebû Bekir Sıddık (r.a.)&#8217;ın bir kölesi vardı. Her akşam yemeğini getirirdi.</p>
<p>Ebû Bekir Sıddık (r.a.) onu nereden aldığını, nasıl hazırladığını sorup, öğrenmeden yemezdi. Köle, bir gün yine yemeğini getirdi. Elini attı. Sormadan bir lokma yedi.</p>
<p>Köle şöyle dedi:</p>
<p>- Bu akşamdan başka her akşam bana, getirdiğim yemek için sorardın. Şimdi sormadın?</p>
<p>Ebû Bekir Sıddık (r.a.) bunun üzerine şöyle dedi:</p>
<p>- Yazık sana, açlık beni böyle etti. Yazık sana, hadi anlat, bunu bana nereden getirdin?</p>
<p>Köle anlattı:</p>
<p>- Cahiliyet devrinde, bir takım insanlara efsun yapmıştım. Onlarda bana birşey vermeği vaat etmişlerdi. Onları bir düğün yaparken gördüm, vaatlerini hatırlattım. Bu yemeği bana verdiler.</p>
<p>Bunu duyunca Ebû Bekir Sıddık (r.a.), yuttuğu lokmayı geri çıkarmak istedi. Kusmak için kendini zorladı ama olmadı. O lokmayı geri çıkarmak için kendini zorlayınca rengi değişti, bir karardı, bir bozardı. Onun bu halini gören yanındakiler dediler ki:</p>
<p>- Onun üzerine bir tas su içsen?</p>
<p>Bunun üzerine bir maşrapa su alıp içti. Yediği lokmayı böylece dışarı çıkardı. Tâ sonuna kadar kendini bu iş için çok zorladı.</p>
<p>Dediler ki:</p>
<p>- Bu kadar sıkıntı bir lokma için mi?</p>
<p>- Resûlullah (s.a.v.)&#8217;ın şöyle buyurduğunu duydum:</p>
<p><strong>- &#8220;Allahu Teâlâ, haram yoldan gıdalanan, haram yiyen bir cesede cenneti haram kılmıştır.&#8221;</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islammekani.com/haramdan-sakinmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Fatıma (A.s.) Kıssaları</title>
		<link>http://www.islammekani.com/hz-fatima-as-kissalari/</link>
		<comments>http://www.islammekani.com/hz-fatima-as-kissalari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Apr 2008 07:03:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AbdulAllah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Fatıma]]></category>
		<category><![CDATA[ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[tebessüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islammekani.com/?p=6895</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://rugzo.com/i/r/kry.png" alt="Hz. Fatıma (A.s.) Kıssaları" title="Hz. Fatıma (A.s.) Kıssaları" height="150" width="250"><br />1-Hz. Fatıma (a.s) ve İlim Öğretmenin Değeri İmam Hasan Askeri (a.s)’dan şöyle nakledilmiştir: “Bir gün [...]<hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>1-Hz. Fatıma (a.s) ve İlim Öğretmenin Değeri</h3>
<p>İmam Hasan Askeri (a.s)’dan şöyle nakledilmiştir:</p>
<p>“Bir gün bir kadın, Hz. Fatıma&#8217;nın (a.s) huzuruna varıp şöyle dedi: Güçsüz bir annem vardır, namazında zor bir meseleyle karşılaştı ve o meseleyi sana sormam için beni huzurunuza gönderdi. Hz. Fatıma (a.s) o meselenin cevabını verdi. O kadın, ikinci kez başka bir mesele sordu. Hz. Fatıma yine cevabını verdi. Daha sonra üçüncü bir mesele sordu, böylece sorduğu soruların sayısı onu buldu. Hz. Fatıma de hepsine cevap verdi. Sonra o kadın sorunun çok olmasından dolayı utanıp &#8220;Sizi daha çok yormayayım&#8221; dedi.</p>
<p>Hz. Fatıma: “Karşılaştığın her soruyu utanmadan gel sor, ben senin sorularından yorulmam. Eğer bir kimse bir yükü dama çıkarmak için ecir olur ve karşılığında yüz bin dinar alırsa, acaba o iş ona ağır gelir mi ?”</p>
<p>Kadın: “Hayır, ağır gelmez ve o işten yorulmaz” dedi.</p>
<p>Hz. Fatıma sonra şöyle buyurdular:</p>
<p>“Her meselenin cevabına karşılık bana verilen sevap, arası incilerle dolu olan yer ile göklerken daha fazladır. Öyleyse meselelere cevap vermekten hiç yorulur muyum ?”</p>
<p>Babamın şöyle buyurduğunu duydum:</p>
<p>“Takipçilerimizden alim olanlar, kıyamet günü haşr edildiklerinde onlara, çaba, ilim ve halkı hidayet ettikleri miktarınca sevap ve mükafat verilir; hatta onlardan birine nurdan bir milyon süslü elbiseler verilir. Sonra Rabbimizin münadisi şöyle nida eder: &#8216;Ey İmamlarından ayrı kaldıkları vakit Âl-i Muhammed yetimlerini düşünenler, onların sorumluluğunu üstlenenler! İşte bunlar sizin öğrencileriniz ve ilminiz sayesinde dinlerini koruyan ve hidayeti bulan yetimlerdir. Dünyada ilminizden yararlandıkları miktarca onlara hediye verin.&#8217;</p>
<p>Bunun üzerine ümmetin alimleri, yetimlerine (takipçilerine) hediye verirler. Hatta onlardan bazılarına yüz bin hediye verecekler. Daha sonra o yetimler de kendi öğrencilerine hediye verecekler. Hediyeler taksim edildikten sonra Allah Teala şöyle buyuracak: &#8216;Yetimleri düşünen alimlerin hediyelerini bir kat daha artırın&#8217; Sonra da: &#8216;İki kat daha artırın, onların takipçilerine de aynı şekilde artırın&#8217; diye buyurur.&#8221;</p>
<p>Daha sonra Hz. Fatıma (a.s) şöyle buyurdu: “Ey Allah’ın cariyesi, bu hediyelerden bir iplik, güneşin kendisine doğduğu her şeyden bir milyon kez daha üstündür. Çünkü dünyada üstün sayılan şey, gam ve kederle karışmıştır. Ama ahiret nimetlerinin hiçbir noksanı ve lekesi yoktur.” (2)</p>
<h3>2- Hz. Fatıma&#8217;nın İlminin Üstünlüğü ve İlmin Değeri</h3>
<p>İmam Hasan Askeri (a.s)’dan şöyle nakledilmiştir:</p>
<p>“Biri inatçı düşman, diğeri ise mümin olan iki kadın, bir dini meselede ihtilaf edince, ihtilafın çözümü için Hz. Fatıma&#8217;nın (a.s) huzuruna gelip meseleyi ona anlattılar. Hak mümin kadınla olduğu için Hz. Fatıma (a.s) delil ve burhan ile de onu teyit etti ve böylece inatçı düşman kadın yenilgiye uğradı. Mümin kadın buna çok sevindi.</p>
<p>Hz. Fatıma (a.s) şöyle buyurdu:</p>
<p>&#8220;Allah’ın melekleri, bu galibiyetten dolayı senden daha çok sevindiler. Şeytan (ve takipçilerinin) üzüntüsü de düşman olan kadının üzüntüsünden daha çok oldu.&#8221;</p>
<p>İmam Hasan Askeri (a.s) daha sonra şöyle buyurdu:</p>
<p>“İşte bundan dolayı Allah-u Teala meleklerine şöyle buyurdu:</p>
<p>“Fatıma’nın bu hizmeti karşılığında ona verilen cennet nimetlerini, bir milyon kat artırın ve bu işi, ilmiyle mümin bir kimseyi düşmana galip kıldıran her alim (ve bilgin) hakkında da yapın; onun da sevabını bir milyon kat artırın.” (3)</p>
<h3>3- Şaşılacak Tebessüm!</h3>
<p>Peygamber (s.a.a)’in durumu çok ağırlaşmıştı, başını Hz. Ali’nin dizine koydu ve bayıldı. Fatıma (a.s) babasının nâzenin yüzüne bakıyor, göz yaşı döküyor ve şöyle diyordu: “Âh, babamın bereketi ile rahmet yağmuru (vahiy) iniyordu. Öksüzlerin ve dul kadınların sığınağı idi.”</p>
<p>Resulullah (s.a.a), Fatıma’nın ağlama sesini işitince gözlerini açıp yavaş bir sesle:</p>
<p>“Aziz kızım! Şu ayeti oku: “Muhammed ancak bir resuldür. O’ndan önce nice resuller gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye mi döneceksiniz ?” Ölümün çaresi yoktur,bütün peygamberler öldüğü gibi ben de öleceğim. Fakat niçin millet, benim hedefimi sürdürmüyor ve geri dönmek istiyor ?” buyurdu.</p>
<p>Bu sözler, Hz. Fatıma’yı daha da ağlattı. Resul-i Ekrem (s.a.a) aziz kızının perişan halini ve ağlar gözlerini görünce, ona teselli vermek istedi. Bundan dolayı Fatıma’ya: “Yakına gel” diye işaret etti. Başını babasına yaklaştırınca Peygamber (s.a.a) onun kulağına bir şeyler söyledi. Fatıma’nın tebessüm ettiğini gördüler ve şaşırdılar. Sebebini sorduklarında; “Babam hayatta olduğu müddetçe sırrını kimseye söylemem” dedi.</p>
<p>Fatıma (a.s) babasının ölümünden sonra; “Babam kulağıma: ‘Fatıma&#8217;cığım, senin de ölümün yakındır; bana kavuşacak olan ilk kişi sensin’ buyurdu.” dediğinde Hz. Fatıma’nın tebessümünün sebebi anlaşılmış oldu. (4)</p>
<p>Burada vesile arayanların münacatıyla sözümüze son veriyoruz:</p>
<p>“Allah’ım! Sana kavuşmam için Senin rahmet ve şefkatinden başka bir vesilem, alemlere rahmet olarak gönderilen ve ümmeti üzüntüden kurtaran Peygamber&#8217;inin şefaatinden başka bir aracım yoktur.</p>
<p>Allah’ım! Senin bağışına kavuşmam ve rızana erişmemde, bunları benim için vesile kıl. Benim umutlarım Senin kerem dergahına yönelmiş ve cömertliğinin kapısına arzularım serilmiştir. Öyleyse, Sana olan ümidimi kesme ve çabamı hayırla sonuçlandır. Beni cennetinde yerleştirdiğin, keramet evinde yer verdiğin, kıyamet gününde Sana (rahmetine) bakmakla gözlerini aydınlattığın ve kendi indinde doğruluk menzillerinde menzil verdiğin kimselerden eyle.</p>
<p>Ey kapısından daha keremli bir kapı bulunmayan; merhametinden daha üstün bir merhamet olmayan; ey yalnız kalanın arkadaşlık kurabileceği en hayırlı munis ve ey kovulanın sığınabileceği en şefkatli sığınak! Senin geniş affına ellerimi açmış ve kerem eteğine sarılmışım; eli boş olarak beni geri çevirme, hayal kırıklığı ve hüsrana uğratma; ey duayı işiten Allah; ey merhametlilerin en merhametlisi.”</p>
<p>__________________</p>
<p>(1) &#8211; Bihar’ul-Envar, c.2,s.3.</p>
<p>(2) &#8211; Bihar’ul-Envar,c. 2,s. 8.</p>
<p>(3) &#8211; Bihar’ul-Envar,c. 22,s. 470, c43, s. 181</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islammekani.com/hz-fatima-as-kissalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlim ve Gönül</title>
		<link>http://www.islammekani.com/ilim-ve-gonul/</link>
		<comments>http://www.islammekani.com/ilim-ve-gonul/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Apr 2008 07:03:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AbdulAllah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[gönül]]></category>
		<category><![CDATA[ilim]]></category>
		<category><![CDATA[nefs]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islammekani.com/?p=6682</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://rugzo.com/i/r/kry.png" alt="İlim ve Gönül" title="İlim ve Gönül" height="150" width="250"><br />“İlim toplayıp yığmışsın, gönlü ihmal etmişsin, o kaybettiğin servete acıyorum.” Ey beni Adem ! Sen  [...]<hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="font-family: Verdana;">“İlim toplayıp yığmışsın, gönlü ihmal etmişsin, o kaybettiğin servete acıyorum.”</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana;">Ey beni Adem ! Sen  Adem’e musahhar kılınan mahluk ve eşya değilsin. Hazret-i ALLAH’ın bilinmesine vesile kıldığı, yaratılışın sırrı ve çekirdeğisin. Diğer mahlukata benzer yönün aşikar, amma sen mana denizi insan olmaya müsait yaratılmış beni ademsin. Aşk-ı ilahiden yaratıldın. Yaratanını bilmeye müsait kılındın. Aczini bildiğin kadar yaratıcını  bilmene imkan ve fırsat verildi. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana;">Bu fırsatı bildiğin kadar yaratanına hamd ederek, şükrederek, kesir zikrederek, emr-i ilahiye intibak etme zevki ile hayatını idame ettirmeye çaba gösteren, gerçeği hayatının her safhasında görerek, yaratıcına  hayranlık duyan, sadık insan ! Hiç şüphen olmasın, bu meziyetlerin hepsi şahit ki, sen yaratanına aşıksın. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana;">Aşk mana itibariyle ilahidir. Mecazi aşk olmaz. Mecazi olan istektir, arzudur., Nefsin ihtiyacıdır., Mecazi aşk özlemini duyduğu o nesneye vuslatla biter. İlahi aşk ise  yakınlıkla artar. Vuslatda ilahi aşkın sonu değildir. Aşk-ı ilahinin tecellisi nefsin hazzının dışında, ruhun gıdası ,.yaratılışın sebebi hikmeti, İnsanlığın  hal belgesi  mana anlamı  TASAVVUFTUR !     Galibi Piri&#8217;nden kısa bir yazı</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islammekani.com/ilim-ve-gonul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müsamaha ve Cömertlik</title>
		<link>http://www.islammekani.com/musamaha-ve-comertlik/</link>
		<comments>http://www.islammekani.com/musamaha-ve-comertlik/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Apr 2008 11:46:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AbdulAllah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[cömertlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Kıssa]]></category>
		<category><![CDATA[müsamaha]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyh Seyyid Tâhâ Hakkarî]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islammekani.com/?p=6893</guid>
		<description><![CDATA[<img src="http://rugzo.com/i/r/kry.png" alt="Müsamaha ve Cömertlik" title="Müsamaha ve Cömertlik" height="150" width="250"><br />Bir gece Şeyh Seyyid Tâhâ Hakkarî k.s.&#8217;nin kilerine bir hırsız girmiş ve un çuvalını sırtlayıp [...]<hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img355.imageshack.us/img355/4899/4216aoda8.gif" alt="" width="320" height="54" /></p>
<p>Bir gece Şeyh Seyyid Tâhâ Hakkarî k.s.&#8217;nin kilerine bir hırsız girmiş ve un çuvalını sırtlayıp kaçmak istemişti. Fakat kaldırmaya güç yetiremeyince çuvalın ağzını açtı ve içinden bir miktar un boşalttı. Tekrar kaldırmak için hamle ettiyse de başaramadı. Yine boşaltıp kaldırmaya çalıştığı sırada Seyyid Tâhâ k.s. Kazretleri kilere girdi. Çuvalın arkasından tutup:</p>
<p>- Evladım, yardım edeyim. Herhalde kaldıramıyorsun, dedi.</p>
<p>Şeyhin önce ayak sesini, ardından da söylediklerini işiten hırsız iyice korkmuştu. Durumu fark eden Şeyh Seyyid Tâhâ konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>
<p>- Hadi ben yardımcı olayım da çuvalı sırtına yükleyelim; ama dikkat et, bizim adamlarımız görmesin. Belki seni üzerler. Bir daha da ihtiyacın olduğunda kilere değil, bize gel. Biz senin ihtiyacını görelim.</p>
<p>Hırsız bu müsamaha ve cömertlik karşısında çok etkilendi, iyice mahcup oldu. Şeyhten af dileyerk kendisine hizmet eden kimseler arasına katıldı.</p>
<p><em>Sahabeden Günümüze Allah Dostları, Şule Yay.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islammekani.com/musamaha-ve-comertlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

