
Adak veya nezir diye ifade edilen bu terim; Kişinin kendisine gerekli ve vacip olmadığı halde kendisini sorumluluk altına sokmasıdır. Mesela: “Çocuğum üniversite sınavını kazanırsa bir kurban keseceğim.” diyen bir kişiye çocuğu sınavı kazandığı taktirde adağı kurbanı kesmesi vacip olur. Konu ile ilgili Kur’ân ‘da şöyle buyrulmaktadır: “O kullar adaklarını yerine getirirler. Kötülüğü her yanı kuşatmış bir günden korkarlar.” (İnsân Sûresi – 7)
Adağın meşru ve mübah şeylerden olması, yani dinde emredilen hayırlardan ve ibadet edilen hususlardan olması, yasak ve haramlardan olmaması gerekir. Ayrıca şu hususta bilinmelidirki; adağın arzu edilen şeyin meydana gelip veya gelmemesine herhangibir etkisi veya katkısıda bulunmamaktadır. Zira bu konuda Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmaktadır: “Adak Ademoğlun, Allah ‘ın kendisine takdir etmediği hiçbir şeyitemin etmez. Adak ancak, kadere uygun olarak gerçekleşir. Ayrıca adak sayesinde, cimrinin kendi arzusu ile çıkarmak istemediği, cimriden çıkarılır.” (Buhari)
Adakta bulunan kimse ibadet cinsinden birşey adadıysa, arzuladığı husus tahakuk edince en kısa zamanda o ibadeti yerine getirmelidir. Adağı kurbansa, kurbanını kesmesi ve etini fakirlere dağıtması gerekir. Adak kurbanının etinden kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kimseler yiyemez. Şayet yerse parasını heba eder.